Operasyonlar dursun (!)

`Canımız ciğerimiz PKK`mız bayram sonuna kadar asker öldürmeyecek.`

Bayrama doğru `şehit haberleri` gelmeye başladı. Emine Hanım korosu ne dese beğenirsiniz:

`Asker operasyon düzenlediği için PKK öldürüyor. Barış için askerler operasyonu durdursun!`

Hay sizin `barış`ınıza! Hitler de `barışçıydı`, amacı tüm dünyaya hakim olup milletlerarası savaşları sona erdirerek, tüm dünyaya `barış`ı hakim kılmaktı.

Hadi itiraf edelim, ilk bakışta mantıken şöyle bir algılama olmuyor değil:

`PKK ateşkeste ama asker mahsustan PKK`yı tahrik ediyor. PKK da saldırıya uğrayınca, el mahkûm karşı saldırıya geçiyor. Yani açılımın önünü PKK değil, Genelkurmay kesiyor.`

Ne güzel değil mi?

Son zamanların `açılımcısı` ama yarın Çandaroğlu kılığına girip, `jenosit` bile isteyebilecek kadar `oynak ve tehlikeli` olabilecek Cengiz Çandar gibi isimlere göre de sorunun başı bizim asker.

Hasan Cemal Ağabeyim yakında çıkacak ve askeri yerin dibine geçireceği `TSK kitabına` müşteri toplamak için mi Çandar`a uyuyor bilemem ama ortada ciddi bir `manipülasyon` var.

Hasan Cemal kalibresindeki bir gazeteciye düşen `ters çakma` da askere değil PKK`ya çakmaktır. Çünkü `askere çakmak` artık vaka-i adliyeden oldu. Zaman değişti, artık `insanın köpeği ısırması` PKK`ya ve PKK korkusundan geberen sözde demokrat yüreksiz DTP`lilere çakmaktan geçiyor!

Ayıptır söylemesi ama PKK askere nerede saldırıyor? Yabancı topraklarda mı, Türkiye sınırları içinde mi?

Yanıt: Türkiye`de!

Türk askeri kendi topraklarında `saldırgan` ha, öyle mi?

Görevi sınırları korumak olan asker geri mi çekilecek? Sınırları PKK mı devralacak?

İşte `Operasyonlar dursun` diyenlerin ağızlarının ucuna gelip de söyleyemedikleri budur! Asker Kürdistan topraklarından çekilsin, PKK sınırı devralsın! Hay sizin gibi düşünenlerin de!

Pardon ya!

ABD, Almanya, İspanya, İngiltere, Rusya, İran... Hangi ülkenin sınırlarını asker korumuyor? Bu ülkelerin birinden birine, elinizi ayağınızı sallayarak geçebiliyor musunuz? Tek devlet iddiasındaki AB ülkelerinden bile birbirlerine çoğu sınırda öyle rahat geçiş yok!

Bizim DTP`liler AB`yi bile aşmış, `sınırsız ve askersiz` ama `asla silahsız değil` bir dünya istiyorlar. Pardon `silahsız` da istiyorlar da, `silahsız PKK` değil, `silahsız asker` arzu etmekteler!

PKK sevdalılarına sormak lazım! İran`a, Suriye`ye niye dil uzatamıyorsunuz? Yoksa Suriye ve İran, `kendi Kürt bölgelerinde` asker bulundurmuyor mu? İran Pejak`a karşı operasyonları durdurdu da bizim haberimiz mi yok?

Cevabını vereyim. O ülkeler yarı diktatörlük! Kafadan hain deyip ipe çekerler! Bizim buralarda ağzı olanın söyledikleri lafları, oralarda kimse söyleyemez. Bizim DTP`liler de oralara dil uzatamaz, tırsarlar!

Oysa Türkiye bölgenin ilk ve tek demokratik ülkesi. Ağzı olan konuşabilir. Hele de bugünlerde! Çok şükür ki, eskisi gibi asma yok, kesme yok, hapse tıkma da yok, giderek `demokratikleşen` bir ülkede yaşıyoruz.

Diyeceğim o ki, `Operasyonlar dursun` lafının arkasında `art niyet aramamak` salaklıktır!

Türkiye demokratikleşecek ama operasyonlar da sürecek!

Alın size Ermenistan açılımı!

Bugünlerde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu`nu övmek çok moda. `Fatin Rüştü Zorlu`dan bu yana en iyi Dışişleri Bakanı` yorumunu yapanlar bile var.

Hasbelkader sade vatandaşlığından tanıdığım Davutoğlu gerçekten `sevilmemesi imkansız` bir kişilik. Sempatik, ağırbaşlı, insan ilişkilerinde sımsıcak bir insan.

`Osmanlı`nın mirasçısı havalarına` da bayıldığım Davutoğlu`nun Ermeni açılımının çok fazla işe yaramayacağını düşünüyorum. Çünkü hazırlanan Ermeni açılımı protokolü, kimseyi bağlamıyor. İsteyen `protokoldeki oynak-diplomatik lafları` istediği yere çeker. Bir noktadan sonra da bizim tarafta Azerbaycan havaları ağır basacağından, dağ fare doğurur!

Kısacası `tüm komşularıyla kavgalı ülke` konumundan `tüm komşularıyla barışık ülke` haline gelmemiz hâlâ çok ama çok zor! Ermeni meselesi de artık KKTC meselesi gibi `kısırdöngü`ye girmiştir. Öyle yanar-döner protokoller falan yetmez, daha radikal adımlar gerekir!

Benim önerim, protokol falan yerine, Türkiye`nin `direkt Ermenistan devletini değil Ermeniler`i muhatap alan` direkt adımlar atması. İşi `devletlerarası tartışmadan çıkarması...`

Örneğin, bu ülkenin doğusunda bizler kadar Ermeniler`in de geçmişi var. Bence Türkiye, Ermenistan`daki Türkiye kökenli Ermeniler`e `çifte vatandaşlık` tanıyabilir ya da Türkiye`de dedelerinin yaşadıkları topraklarda mal mülk edinme hakkı verebilir.

Sonuçta bu ülkeye ne kadar çok Ermeni girerse, dostluk da o kadar hızlanır. Kimse vatan elden gidiyor naraları da atmasın çünkü bu insanlar bu toprakların insanları. Ve Türkiye Cumhuriyeti`nin de ama şu ama bu nedenle bu ülkeden kaçmak zorunda kalmış yüz binlerce Ermeni vatandaşına `gönül borcu` var.

Kaldı ki, atılacak bu adımlar sadece Hrant Dink`e olan `can borcumuzu` bile karşılamaya yetmez!

Bugün

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile