Obama padişah olsa Beyaz Saray`da kap kacak kalmazdı
Osmanlı saltanat sisteminde 16. yüzyılın sonlarına kadar hükümdarın bütün erkek çocukları babalarının tahtına geçme hususunda eşit hakka sahiptiler. Tahttaki padişahın ölümü üzerine İstanbul'a ilk ulaşan şehzâde yeni Osmanlı padişahı olarak tahta oturur ve diğer kardeşlerini ortadan kaldırırdı. Üçüncü Mehmed'den sonra şehzadelerin sancağa gönderilme geleneğinin tamamen terk edilmesiyle saltanat değişikliklerinde bu tür kardeş kavgaları sona erdi.

PADİŞAHA BİAT

Şehzadeler hayatlarını ve eğitimlerini sarayda sürdürmeye başladılar. Saray görevlilerinin ilk biatinden sonra sonra genel biat hazırlıkları başlardı. Topkapı Sarayı'nın avlusunda kurulan tahta oturan padişaha herkes teşrifâttaki sırasına göre gelip biat ederlerdi. Şehirde tellallar dolaştırılarak ve belli noktalardan toplar atılarak yeni padişahın cülûs haberi İstanbul halkına duyurulur, memleketin diğer bölgelerine ve yabancı devletlere de bu konuda fermanlar gönderilirdi.

 CÜLUS BAHŞİŞİ

 Osmanlı döneminde 1389'da tahta çıkan Yıldırım Bâyezid'dan itibaren askerlere ve devlet adamlarına cülus bahşişi verilmeye başlandı. Devletin ve ekonominin güçlü olduğu dönemlerde bu konuda bir problem yaşanmadı. Ancak hazinede para bulunmadığı zamanlarda cülus bahşişinin verilememesi yüzünden askerler ayaklanıp, karışıklık çıkardılar. Padişahların kullarına bir ihsanı olan cülus bahşişi zamanla kulların padişahtan zorla aldığı bir paraya dönüşmüştü.

Cülus bahşişinin tarihi seyri Prof. Dr. Abdülkadir Özcan'ın araştırmalarından teferruatlı olarak öğrenilebilir. Cülus bahşişi yüzünden ilk karışıklık Belgrad'da İkinci Selim'in tahta çıkması sırasında meydana geldi. Cülus bahşişi verilmeyince huzursuz olup, söylenmeye başlayan askerlerin çıkaracağı isyan Veziriâzam Sokullu Mehmed Paşa'nın gayretleriyle önlenebildi.

Cülus bahşişi, yeni fethedilen Sakız Adası'ndan gelen ganimetlerle karşılanmıştı. İkinci Selim'den sonra 1574'te tahta çıkan Üçüncü Murad'ın cülusunda cülus bahşişi olarak 750.000 altın gibi büyük bir miktar dağıtılmıştı. 17. yüzyılda sık sık gerçekleşen taht değişiklikleri yüzünden verilen bahşişler devlet hazinesini büyük sıkıntılara soktu. Birinci Ahmed'in 1617'de ölümünden sonra ardı ardına meydana gelen taht değişiklikleri yüzünden beş yılda dört defa bahşiş verilmesi hazinede para bırakmadı.

Dördüncü Murad, tahta çıkınca para bulunamadı ve cülus bahşişi saraydaki altın ve gümüş kap kaçakların eritilip para kestirilmesiyle verilebildi. 1703'te Edirne Vak'ası'ndan sonra tahta çıkan Üçüncü Ahmed'in cülusunda hazine boştu. İsyan sırasında öldürülen Şeyhülislâm Seyyid Feyzullah Efendi'nin el konulan para ve mallarıyla cülus bahşişi verilebildi.

1730'da Patrona isyanından sonra tahta çıkan Birinci Mahmud'un cülus bahşişi ise isyanda katledilen Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa ve çevresinin el konulan paralarından karşılanabilmişti. 1826'da İkinci Mahmud tarafından Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra cülus bahşişi tarihe karıştı. Tahta çıkan padişahlar, cülus için para dağıtsalar da ödenen rakam oldukça azalmıştı.

CÜLUS BAHŞiŞiNi YILDIRIM BAYEZiD BAŞLATTI

Yeni padişahın cülusu münasebetiyle devlet ve saray görevlilerine, ulemâya ve kapıkulu ocakları mensuplarına, yani merkez ordusuna bahşiş verilirdi. Osmanlılar'da ilk cülus bahşişini Yıldırım Bayezid verdi. Cülus bahşişi Fâtih Sultan Mehmed'den sonra kanun hâline geldi. Fatih'in oğlu İkinci Bayezid zamanında askere hem cülus bahşişlerini verildi, hem de maaşlarına zam yapıldı. Böylece cülus bahşişinin yanı sıra "cülus terakkisi" âdeti de başladı.
http://www.bugun.com.tr/yazar.asp?yaziID=51678

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile