| MATRAKÇI NASUH |
|
Hayatı hakkındaki bilgiler çok azdır. NeÂrede, hangi tarihte doÄŸduÄŸu bilinmemekÂtedir. Kendisinin bulduÄŸu matrak oyunu sebebiyle "Matrakçı" (Matrakî), bazı kaynaklarda ise "SilâhÅŸor" unvanıyla anılır. Kendi ifadelerinden babasının adının AbÂdullah, dedesininkinin Karagöz ve ailenin Bosnalı olduÄŸu anlaşılmaktadır. Muhtemelen dedesi veya babası devÅŸirme olan Nasuh küçük yaÅŸta saraya alındı ve II. Bayezid zamanında Enderun'da eÄŸitim gördü. Bu esnada saray hocası Sâî'nin talebesi oldu. Cemâlü'î-küttÜb ve kemâlü'l-hussâb adlı eserini Yavuz Sultan Selim döneminde telife baÅŸladı ve ona ithaf etti. O sıralarda iyi bir silâhÅŸor olarak da ün kazandı. Özellikle matrak oyununda akÂranına üstün olan Nasuh'un silâhÅŸorluktaki rakipsizliÄŸini KaÂnunî Sultan Süleyman'ın 936'da (1530) verdiÄŸi berat da göstermektedir. Bu belÂgeye göre Hayır Bey'in valiliÄŸi sırasında Mısır'a gitmiÅŸ, orada bulunan ünlü siÂlâhÅŸorlarla birlikte türlü silâh ve mızrak oyunları yarışmalarına katılmış, efsanevî kahraman Rüstem-i Zâl gibi hamleler yaÂparak diÄŸer yarışmacıları saf dışı bırakmıştır. Hayır Bey de Nasuh'a. Mısır'daki silâhÅŸorların kendisine karşı koyamadıklarını itiraf ettiklerini belirten Arapça bir temessük vermiÅŸtir. Kanunî Sultan Süleyman'ın emriyle MuÂhammed b. Cerîr et-Taberî'nin ünlü İsÂlâm tarihini Arapça'dan Türkçe'ye çevirmeye baÅŸlayan Nasuh 936'da (1530) silâhÅŸorlukla ilgili Tuhfetü'l-guzât adlı bir eser kaleme aldı. Bu yılın aÄŸustos ayında padiÅŸahın oÄŸulları Mustafa, Mehmed ve Selim için yapılan muhteÅŸem sünnet düğünü münasebetiyle Atmeydanı'nda düzenlenen ÅŸenliklerde içinde toplan, dar-bezenleri ve bir hisar için gerekli olan bütün malzemesiyle kâğıttan iki yürür hisar yaptı ve bu hisarlardaki askerler bir savaÅŸ gösterisi sundu.  940 (1534) yılında Kanunî Sultan Süleyman'ın çıktığı ilk İran seferine katılan Matrakçı Nasuh İstanbul'dan Tebriz'e, oradan BaÄŸdat'a ve BaÄŸdat'tan yine Tebriz üzerinden İstanbul'a kadar konup göçülen menzillerin minyatürlerini hazırladı. Matrakçı Nasuh'un hayatının daha sonraki yılları hakkında bilgi yoksa da kaleme aldığı tarihinin 968 (1561) yılına kadar gelmesi onun telifatla meÅŸgul olduÄŸuna iÅŸaret eder. 16 Ramazan 971 "de (28 Nisan 1564) öldüğü zaman muhtemelen ıstabf-ı âmire kethüdâlığında bulunuyordu. Eserleri.  1. Cemâlü'l-küttâb ve kemâ-îü'l-hüssâb. Müellifin923'te (1517) yazÂdığı matematiÄŸe dair bu eserin 966'da (1559) istinsah edilmiÅŸ bir nüshası günümüze ulaÅŸmıştır. İki bölümden oluÅŸan kitapta rakamlar, dört iÅŸlem, kesirler ve ölçekler üzerinde durulÂmaktadır. 2. Mecmau't-tevârih. BaÅŸ kısmı Taberî'nin Târîhu'l-ümem ve'l-mü-îûk adlı umumi tarihinin tercümesi olan eser Matrakçı'nın yaptığı ilâve ve zeyilÂlerle yeni bir hüviyet kazanmış ve 958 (1551) yılına kadar getirilmiÅŸtir. Yaratılıştan Hz. Süleyman'ın ölümüne kadar olan dönem eserin I. cildini oluÅŸturmakta ve bunun iki nüshası Viyana Millî Kütüpha-nesi'nde bulunmaktadır. II. cilt, efsanevî İran Kralı Key-kubad'ın hükümdarlığı ile baÅŸlayıp Sâsânî Hükümdarı Nûşirevân devri olaylarıyla sona ermektedir. III. cilt Hz. Muhammed'in doÄŸumuyla baÅŸlamaktadır. Bu cildin ErtuÄŸrul Gazi (ö. 680/1281 -82) zamanına kaÂdar gelen bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir. Bu nüshanın özelliÄŸi, Abbasîler dönemi tarihini, ardından kısaca Türkler'in menÅŸeini, Gazneliler, Selçuklular devirlerini ihtiva etmesidir. Ardından Anadolu Selçukluları ve kısaca Osmanlılar hakkında verilen bilgiler gelmektedir. Nüshanın son baÅŸlığı ErtuÄŸrul Bey zamanında Karacahisar'ın alınmasına dairdir. British Museum'da Câmiu't-tevârîh adıyla kayıtlı, birbirini tamamlar mahiyetteki üç ciltlik yazma ise Mecmau'l-tevârîh'm muhtaÂsar bir versiyonudur. Mecmau't-tevârîh'in, Türk tarihi hakkındaki genel bir giriÅŸle birlikte Kanunî Sultan Süleyman dönemini de içine alan Osmanlı tarihiyle ilgili kısmı, iltifat ve teÅŸviklerinin sonucu olarak hazırlandığı için kendisine takdim edildiÄŸi anlaşılan Sadrazam Rüstem PaÅŸa'ya atfedilerek Rüstem PaÅŸa Tarihi adıyla tanınmaktadır. Mecmau' t-tevârîh'ın IV. cildi olarak kabul edilebilecek olan Osmanlı devrine ait kısmının müstaÂkil bir nüshası tesbit edilememiÅŸtir. AnÂcak bazı kütüphanelerde bu cilde ait Târîh-i Sultân Bâyezid ve Sultân Selîm, minyatürlü Târîh-i Sultân Bâyezid, minyatürlü Târîh-i Sultân Selîm, Süleyman-nâme, minyatürlü Mecmû-ı Menâzil, Fetihnâme-i KaraboÄŸdan, minyatürlü Târîh-i Feth-i ÅžikloÅŸ gibi müstakil birer eser hüviyetinde Nasuh'un kaleminden çıkmış nüshalara rastlanmaktadır. Bu huÂsus eserin bu bölümünün kısım kısım yaÂzılmış olabileceÄŸini akla getirmektedir. Nitekim Mecmû-ı Menâzü'ın bir yerinde görülen Tevârîh-i Âl-i Osman ibaresi bunu gösterir. British Museum'da kayıtlı Târîh-i Sultân Bâyezid ve Sultân Selîm adlı anonim yazmanın büyük bir eserin bir bölümünden ibaret olduÄŸu anlaşılmakta, ifade ve üslûp benÂzerlikleri ise yazmanın Matrakçı Nasuh tarafından yazılmış olduÄŸu kanaatini vermektedir. Eserin sadece II. Bâyezid devriyle (1481 -1512) ilgili bir bölümünün yazÂması ise minyatürlüdür. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde bulunan yazmanın müellifi tarafından özel olarak resimlendirildiÄŸi anlaşılmaktadır. Türk resim sanatı bakıÂmından son derece ilgi çekici olan nüshanın içinde II. Bâyezid zamanında yapılmış seferlerle ilgili olarak Kili, Akkirman, İnebahtı, Moton ve Gülek kale ve ÅŸehirleriyle Osmanlı donanmasına ait gemilerin resimleri bulunmaktadır. Süley-mannâme, Mecmau't-tevârîh'in IV. cildinin Kanunî Sultan Süleyman devrine (1520-1566) dair kısmıdır. Eserin 926-944 (1520-1537) yıllan arası olaylarını ihtiva eden bölümü Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde mevcuttur.[168] Müellif adının verilmediÄŸi bu yazmanın Nasuh'a ait ve müellif hattıyla olduÄŸu Mecmû-ı Menâzil'm yardımıyla anlaşılmaktadır. Yazmada bulunan bazı boÅŸlukların Nasuh'un bu nüshaya da menzil resimleri yapmak istediÄŸi, fakat bunu gerçekleÅŸtiremediÄŸi düşüncesini akla getirir. Beyânı Menâzİl-i Sefer-i Irâkeyn adıyla yayımlanan Mecmû-ı Menâzil Kanunî zamanında yapılan İran seferiyle (1533-1536) ilgilidir. Müstakil bir eser gibi Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesİ'nde kayıtlı Fetihnâme-i KaraboÄŸdan'm da aslında Süleymannâme'nin bir parçası olduÄŸu düşünülebilir. Kanûnî'nin 945'te (1538) çıktığı KaraboÄŸdan seferi hakkındaki bu fetihname Aurel Decei tarafından yayımÂlanmıştır. Yine Süleymannâme'nin bir bölümü olduÄŸu halde ayrı bir eser gibi kütüphane kataloglarına giren, hatta bir yanlışlık eseri olarak Sinan ÇavuÅŸ'a izafe edilerek 1987'de tıpkıbasımı yapılan minyatürlü Târîh-i Feth-i ÅžikloÅŸ, Estergon ve İstolni Belgrad Kanunînin 950'deki (1543) Macaristan seferiyle ilgili bir yazmadır. Süleymannâme'nin, 1539-1542 yılları arası olaylarını anlatan herhangi bir nüshasına rastlanamamıştır. Arkeoloji Kütüphanesi'ndeki yazma ise  950-958 (1543-1551) yılları araÂsındaki olaylara dairdir. Süieymannâme'nin, Kanûnî'nin 955'te (1548) çıktığı ve Matrakçı'nm da katıldığı ikinci İran seferine dair kısmıyla ilgili bir yazma da Marburg Devlet Kütüphanesi'nde bulunÂmaktadır. 3. Tahfe-tü'l-guzât. Kanunî Sultan Sülayman'ın ÅŸehzadelerinin sünnet düğünlerinin yaÂpıldığı 936 (1530) yılında yazılmıştır. Burada fasıllar halinde okçuluk, kılıç, kalkan, topuz ve at tâlimi gibi silâhÅŸorlukla ilgili konular ele alınmıştır. Eserde bizzat Matrakçı Nasuh tarafından yapılmış kroki ve resimler de bulunmaktadır. 4. Umde-tü'l-hisâb. Matrakçı Nasuh'un, 923'te (1517) telif ettiÄŸi Cemâlü'l-küttâb adlı risalesini yeniden ele alıp sonuna bazı ilâveler yaparak meydana getirdiÄŸi matematiÄŸe dair eseridir. Kâtib Çelebi [175] ve onu takip edenler. Matrakçı Nasuh'un Yavuz Sultan Selim İçin el-Ken'âniyye fi'l-hisob adında bir eser daha yazdığını ileri sürerlerse de bu doÄŸru deÄŸildir. ÇaÄŸdaÅŸları tarafınÂdan divanî yazının Osmanlı bürolarında kullanılmasının mucidi olarak nitelenen Nasuh'un aynı zamanda iyi bir nakkaÅŸ olÂduÄŸu belirtilmelidir. Bunun güzel örnekleri Tuhfetü'l-guzot, Mecmû-ı Menâzil vb. eserlerinde görülmektedir. DİA |


