| Kökleri Güçlü Ordu |
|
`Yaptıysa Osmanlı devleti yaptı, suçlu varsa Enver Paşa`dır` şeklinde ucuz tezler ileri sürerek güya `Cumhuriyet Türkiyesi`ni aklamaya çalışan kimi aydınların, Genelkurmay`ın bu tavrına şaşırmalarını da garipsemiştim. Genelkurmay Başkanlığı`nın tarihi ve gelenekleriyle gurur duyan köklü bir kurum olduğu Org. İlker Başbuğ`un Harp Akademileri`ndeki konuşmasıyla yeniden gündeme geldi. Başbuğ, Osmanlı topraklarında yaşayan muhtelif gruplar arasında bir kültür alış verişi yaşandığını bunun da farklılıkları törpüleyerek, ortak payda ve değerleri artırdığını kaydetti. `Burada bir bütünleşme ve benzeşme söz konusudur;` diyen Başbuğ, `Ne Osmanlı İmparatorluğu döneminde ne de Cumhuriyet döneminde hiçbir kurumumuz etnik temelde yapılandırılmamıştır` vurgusunu yapıyor. 1938-1984 yılları arasındaki huzur ve barış ortamını hatırlatan Org. Başbuğ, `Gerek Osmanlı İmparatorluğu gerekse Cumhuriyet döneminde, Kürt kökenli vatandaşlarımıza devletçe sistematik asimilasyon politikası uygulanmamıştır` diyerek Osmanlı-Cumhuriyet devamlılığının altını çiziyor. Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı`nın resmi internet sitesi ve yayınlarında, Ordumuzun tarihinin, Doğuda Hun, Göktürk ve Uygurlara, Batıda ise Selçuklu İmparatorluğu`na dayandığı belirtilir. Deniz Kuvvetleri ise Türk denizciliğinin, Barbaros Hayreddin Paşa, Kılıç Ali Paşa, Piri Reis ve Ali Macar Reis gibi şahısları `evrensel öncüler` olarak sayar. Harp Akademileri`nin kuruluş tarihi 1848 ve Kara Harp Okulu`nun kuruluş tarihi de 1834`tür. Cumhuriyet, hayatımızın sivil ve sosyal alanları açısından bir milat kabul edilse de askeri cenah açısından bir aşamadır. Bağımsızlık meşalesinin ateşlendiği Misak-ı Milli, Osmanlı Meclis-i Mebusanı`nın aldığı bir karardı ve Milli Mücadele`nin de temeli sayılıyordu. Osmanlı yıkılırken Genelkurmay Başkanı(Erkan-ı Harbiye Reisi) ve Milli Savunma Bakanlığı(Harbiye Nazırı) görevini yürüten Mareşal Fevzi Çakmak, Cumhuriyet`in de ilk Genelkurmay Başkanıydı.Devletin sivil kanadı (!)ise bütün kurumlarıyla Batı`yı model alıp, adeta basit bir taklidi olmakla övünür! YÖK Başkanlığı döneminde bakın Prof. Dr. Kemal Gürüz, üniversitelerimizi nasıl tanımlıyordu: `Bugünkü yükseköğretim kurumlarımız, Batı`da olduğu gibi yüzlerce yıllık bir süreç içinde türlü değişikliklere uğrayarak ve hatta yer yer verilen mücadeleler sonucunda şekillenmemiş, tersine, daha önce bu alandaki kurumlarımızın yerine geçmek üzere, Batı`dan olduğu gibi aldığımız kurumlardır.` Büyük Selçuklular zamanında vezir Nizamülmülk`ün adıyla kurulan Nizamiye Medresesi`ni, Çifte Minareli, Buruciye ve Gök medreseleri reddeden, İstanbul`da her gün milyonlarca kişinin önünden geçtiği Dar-ul Fünun`u dahi tanımayan bir anlayışın hakim olduğu üniversitelerden tarih bilincine sahip, milletini seven gençler yetişmesini bekleyebilir miyiz? Köklü bir tarihi zemine dayanmayan kurumlar dışardan gelecek darbelerden nasıl korunabilir? * * * Org. Başbuğ`un komuta kadrosuyla birlikte, TBMM Genel Kurulu`nda dinlediği Obama`nın konuşmasını referans vermesini ise anlamıyorum. Obama`nın Atatürk hakkındaki ustalıkla seçilmiş beğeni ifadelerini elbette, `dost bir ülke halkına sempatik görünme arzusu` diyerek geçiştirmemek gerekiyor fakat bunun ABD`nin kendi sorunlarına çözüm arayışı şeklinde görmek ise fazla iyimser... Ulus-devlet modeline verilecek en son örnek herhalde Amerika`dır. Devlet yönetiminde ABD`yi nirengi noktası seçerseniz, ileride Türkiye`nin üniter yapısı eleştirilirken açmazla karşılaşırsınız. İnşallah ABD gerçekten bölgede `çözüm` arıyordur! Ya yeni `sorunlar` çıkarmak için uğraşıyorsa... Hele bir de bu dayatmalar Amerika`dan gelecek olursa `hayır!` demek daha zor olmayacak mı? http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=8062 |


26