| Grejuva (Rum Ateşi) |
Hazırlanan sıvıyı öldürücü hale getirerek püskürtmek için Bizanslılar gizli bir basınçlı sifon geliştirmişlerdi. Rum Ateşi bir kazanda ısıtılmakta, ardından kanşırnı daha da ısıtıp basınçlı hale getiren borulardan geçirilerek sıvıyı tutuşturacak bir lambanın tutturulduğu başlıktan püskürtülmekteydi. Böylece Rum Ateşi bir dizi teknolojiyle bu teknolojileri işler hale getiren gerekli mühendislik ve kimya becerilerini bir arada kullanmakla elde ediliyordu. Yalnızca birkaç üst düzey resmi görevli bulmacanın bütün parçalarına sahip olduğu için, bu karmaşıklık teknolojinin sır olarak saklanmasına yardımcı olmuştur.*Grejuva (Rum) Ateşi ya da Yunan Alevi, tarihte bilinen ilk kimyasal silahtır. *İlk kez MÖ 423'te Peloponez Savaşları sırasında kullanılmıştır. Yunanistan'ı Persler'in işgal ettiği sırada bir deniz savaşında kullanılmıştır. Dönemin güçlü Pers ordusu gemilerin yanmasını engelleyememiştir. *Suda yandığı gibi karada da rahatlıkla yanabilir. Su dökülünce sönmez, daha fazlalaşır. Deniz savaşlarında gemilerin geçmesini engellemek için kullanılırdı. *Bizanslılar'ın çatırdayan antik imparatorluklarını savunmakta kullandıkları napalm benzeri yakıcı bir maddeydi. Teknolojisi yalnızca imparatorluk ailesi ve etrafındakiler tarafından bilinen sıkı korunan bir sırdır. Günümüzde de hâlâ sır olarak kalmaya devam etmektedir. Etrafını çevreleyen sır perdesi yüzünden sonunda kaybolup gitmiştir. ![]() *Bugün bile Rum Ateşi'nin tertibini yalnızca tahmin etmek mümkündür, ama içinde sülfür, sönmemiş kireç, likit petrol ve hattâ belki de (modern ateşli silahların tertiplerinde yer alan) magnezyum olduğu tahmin edilmektedir. Magnezyum, Rum Ateşi'ne atfedilen özelliklerden biri olan suyun altında yanma özelliğine sahip son derece tepkimeli bir metaldir ve Rum Ateşi'nin bu kadar korkutucu bir silah olmasını sağlamaktadır. *Rum Ateşi Bizans'ın düşmanlarını harap edecek özelliğe sahipti. Bizans donanması, güverteleri Rum Ateşi sifonlarının yanı sıra kule ve sur gibi yapıların yüklenebileceği genişlikte olan, "dromon" adı verilen özel savaş gemileri kullanmaktaydı. Bu sifonlar içlerindekileri düşman gemilerinin güvertesine püskürterek denizcilerle askerlerin maruz kalmasına ve tahta gemilerin kolayca yanmasına yol açıyorlardı. 678 yılında Araplar bunu ilk elden yaşamışlardı. Rum Ateşi'nin çoğalması savaşın gidişatını büyük ölçüde değiştirmişti. Birkaç yıl önce Araplar yüzlerce Bizans gemisini yok ederken, artık kendi donanmaları parçalanıyor, yüzlerce asker kaybediyorlardı. Kuşatma kaldırılmış, Araplar barış yapmak zorunda kalmışlardı. 717 yılında yeniden saldırıya geçtiklerinde, Rum Ateşi şehrin savunmasında bir kez daha hayati bir rol oynamış, Araplar da yeniden ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdi. *Bizanslılar için Rum Ateşi kadar sırrının korunması da önemliydi. Sifon teçhizatının düşman eline geçmemesi için mümkün olduğunca az kullanılıyor, gizemli tarifi hakkındaki yasaklar ve efsaneler giderek artıyordu. İmparator VII. Konstantin Porphyrogennetos oğluna yazdığı bir mektupta bu sırrın müttefiklere bile verilmemesi gerektiğini şöyle açıklıyordu: "..kullanılacak malzemeler birinci büyük Hıristiyan imparatoru Konstantin'e bir melek tarafından verilmiştir... ve bu büyük imparator, bu sırrın kendisinden sonra geleceklere kalmasını sağlamak için, bu ateşin sırrını başka bir ulusa vermeye cesaret edenlerin, istedikleri rütbe veya onura sahip olsunlar, lanetlenmesi ve Hıristiyan sayılmaması gerektiğini ve böyle bir şey olması halinde, ister imparator, ister patrik, isterse herhangi bir hükümdar ya da tebaadan biri olsun, bu emre uymayan kişinin elinden ayrıcalıklarının alınarak yüzyıllar boyunca adi bir suçlu gibi teşhir edilmesini hem yaşıyla hem de Tanrı'nın Kilisesi'nîn Kutsal Mihrabı'ndan bildirilmiştir." |


Hazırlanan sıvıyı öldürücü hale getirerek püskürtmek için Bizanslılar gizli bir basınçlı sifon geliştirmişlerdi. Rum Ateşi bir kazanda ısıtılmakta, ardından kanşırnı daha da ısıtıp basınçlı hale getiren borulardan geçirilerek sıvıyı tutuşturacak bir lambanın tutturulduğu başlıktan püskürtülmekteydi. Böylece Rum Ateşi bir dizi teknolojiyle bu teknolojileri işler hale getiren gerekli mühendislik ve kimya becerilerini bir arada kullanmakla elde ediliyordu. Yalnızca birkaç üst düzey resmi görevli bulmacanın bütün parçalarına sahip olduğu için, bu karmaşıklık teknolojinin sır olarak saklanmasına yardımcı olmuştur.
Yorumlar