| UZUNKÖPRÜ ÜZERİNE |
|
Uzunköprü Osmanlı nın Rumelide kurduğu ilk şehir olması nedeniyle de büyük önem taşır. Sultan 2.Murad’ın tarihte köprü yapımına özel bir önem verdiği bilinmektedir.Ülkenin bir çok yerinde köprüler yaptırmıştır.Bölgedeki ağaçlar kesilmiş ve şehir Orta Asya daki Türk Kentlerinin yapısına uygun inşa edilmiştir.Cami ,imaret,kervansaray,çifte hamam ve dükkanlar şeklinde inşa edilen şehir, bu yapısıyla Buhara,Smerkant,Taşkent gibi Türkistan kentlerine benzemektedir.Şehre yerleşimi özendirmek için ,buraya yerleşenler vergiden muaf tutulmuştur. Daha önce Ergene Nehri üzerinde Traklardan kalma bazı harap tahta köprüler vardı ama ihtiyacı karşılamıyordu.Padişahın emri ile 1427 de köprünün yapımına başlandı.Mimarı ,Mimar Müslihiddin idi.Köprü inşaatı 17 yıl sürdü.Varna Savaşının tarihi olan 1444 te köprü tamamlandı. Köprü açılışı için 2. Murad Han şehre geldi.Yanında şehzade 2.Mehmed (Fatih) ve vezirleride hazır bulunuyordu.Cami avlusunda ziyafet verildi.Padişah imarette kendi eliyle aş dağıttı.Caminin kandillerini kendi eliyle yaktı.Köprüden zafer alayları geçti,fener alayı tertiplendi.Kur’an ve mevlitler okundu. Uzunköprü Türkiye nin Osmanlılardan kalan en uzun köprüsüdür.1392 metre boyu, 5.5 metre genişliği vardır.Köprünün sivri ve yuvarlak kemerli 174 adet gözü bulunmaktadır.Bu gözlerin başta olanları nehrin üstündedir.Çoğunda ise suyun kışın taştığı dönemler hariç su bulunmaz.Köprü 2.Mahmud,1.ve 2.Abdülhamid dönemlerinde tamir görmüştür. Evliya Çelebi köprünün kitabesinde şöyle yazıldığını söyler; Yümn-ü ikbal ile çün Şah Murad Kıldı bu Ergene cisrin(Köprü) bünyad (Yapı) Oldu tarih bu ali hayra İn imaret ebedi, daim bad
KÖPRÜDEKİ HAYVAN MOTİFLERİNİN YORUMU
Uzunköprü nün ayak ve kemerleri üzerindeki kilit taşlarında süs motif olarak gördüğümüz fil,aslan ve kuş motiflerini gördüğümüzde şaşırmış ve buna çeşitli cevaplar getirmeye çalışmıştık.Bu kabartma Motifler için Sanat Tarihçileri çeşitli teoriler üretmişlerdir.Bunlardan birincisi Kur’an daki ‘’Fil Suresi’’ne dayanan düşüncelerdi.Bir diğeriYıldırım Bayezid’in yenildiği Timur’un ordusundaki fillere atfen fillerin köprüye işlendiği ki bu bizce pek akla uygun gelmemektedir.Bir diğer teori ise 2.Murad’ın Varna Zaferini tebberrüken fillerin hediye olarak gönderilmiş olabileceği dir ki bu teori ve diğerleri belki fili açıklasa da diğer hayvanları açıklamakta aciz kalmaktadır. Bizim yorumumuza gelince bu hayvan figürlerinin toplu mu ayrı ayrı mı düşünüldüğünü bilmeden bu soruya cevap vermek epey zordur.Fakat biz bunların ayrı ayrı düşünüldüğü kanaatinde değiliz.Bize göre nasıl ki şehrin inşası bir Orta Asya şehri imiş gibi yapılmışsa, aynı şekilde köprü üzerinde ki figürlerde Orta Asya Türk Sanatı yani Hayvan Üslübu ile yapılmıştır.Bilindiği bu üslupta çeşitli hayvanlar sanat eserlerinin çeşitli yerlerine işlenirdi.Bu manada köprüye buna uygun olarak fil,aslan ve kuş motiflerinin işlenmesi oldukça doğaldır. Üzerinden binlerce defa geçmiş olup ,her geçişimizde bu kadar eski bir yapının bu gün üzerinden geçen onlarca tonluk tırlara inat sapasağlam nasıl ayakta olduğuna şaşırdığımız, varlığıyla övündüğümüz Uzunköprü diyarına selam olsun.Oradaki dostlarımıza selam olsun. Tarkan Suçıkar
Ergene köprüsünün kuruluşunu Hoca Sadettin ünlü Tacü't Tevarih (C.II.S.164) adlı kitabında şöyle anlatmaktadır.
"Anadolu illerinde boy atan, türeyen, çalı çırpı ve diken örneği devlet düşmanları doğru yoldaki sultanın eliyle bu suretle temizlenince, Rumeli yakasının düzenine eğilmek zamanı gelmiş bulunuyordu. Bu amaçla H.831 (M.1427) yılında padişahın (II.Murat), Gelibolu boğazından geçerek Edirne Kentine geldi ki, bu belde uğurlu ayaklarının getirdiği mutlulukla güzelliklerin durağı oldu. Sancak beylerinden İshak beye yollanan bir fermanda, onun sayısız askerle Las (Sırp) diyarına akın salması, ülkenin değerli mallarını ganimet olarak toplayıp, din yolunda savaşanları beslemesi ve din uğruna düşen görevi yerine getirmesi istenmişti. II.Murat o yılı anılan şehirde dinlenerek geçirirken Ergene Köprüsünün yapılması için bir emir vermişti. Söylendiğine göre Ergene köprüsünün bulunduğu yer vaktiyle cengelistan (sık orman) imiş. Ve bucağı batak, ormanlık yöreleri ise haramilere sığınak olurmuş. Bu ormanlıkta gizlenen yan kesiciler, her an gelen giden yolcuların yollarını keser, nice günahsızları öldürürlermiş. Hiç bir gün geçmezmiş ki bu korkulu ve tehlikeli yerde bir nice çaresiz zulüm kılıcıyla doğranmamış ve varlıkları parçalanmamış olsun. İşte bu nedenle aydın yolları tutan padişah, cana kıyan yollarda keder dikenlerini kaldırmak üzere ve pek çok paralar sarf ederek, önce bölgeyi temizletti. Orasını konaklayacak düzenli bir yer haline getirdi. Yüz yetmiş dört yüksek kemer üzerine uzatılmış eşsiz bir köprü yaptırdı ki, cihana örnek oldu." Anadolu'daki en büyük köprü olan eser, II. Abdülhamid dönemindeki onarım sırasında üzerinden alınarak Gazi Mahmut Bey Çeşmesi üzerine yerleştirilen, kartuş içine alınmış iki satır sülüs hatla işlenmiş kitabesine göre 1444(H.847) yılında tamamlanmıştır. Ayrıca inşa kitabesinin yanındaki bir satırlık yazıtta köprünün 174 göz olduğu belirtilmiştir Kitabenin transkripsiyonu ve tercümesi şöyledir: Amara bi-binâ-i hâze'l-cisr'l-müşeyyed es-Sultan Murad bin Sultan Muhammed afâ anhumafi seneti seb'a ve erbaine ve semanemiye hicriye. (Kurulmuş olan bu köprünün yapılması Allah günahlarını bağışlasın sultan Muhammed oğlu sultan Murad tarafından hicri 847 yılında emredilmiştir.) |


Cisr-i Ergene adıyla bilinen Uzunköprü şehri Edirne yi Çanakkale ye bağlayan yol üzerinde kurulmuştur.Köprü ve şehrin kuruluş amacı Ergene Nehrinin zaman zaman taşarak etrafına zarar vermesiyle çevrede gizlenen eşkıyaların yolu kullananlara verdikleri zararın önlenmesi ve Tuna ya sefer yapan ordunun geçişi esnasında yaşanan güçlüklerin önlenmesiydi.