| Tarihimizde Kaynak Sorunu |
|
Türk Tarihinin en büyük şanssızlığı yazılı kaynaklarımızla ilgilidir.Aslında yazılı kaynak yok değildir.Hatta epey kaynak olduğu bile söylenebilir.Fakat sorun şu dur ki bu kaynakların çoğu bize ait değildir.Daha çok bu kaynaklar Çin,Bizans,Sasani kaynaklarıdır ki elbette bu kaynakların objektif olabileceği düşünülemez.Bu milletlerden elimize ulaşan kaynaklar Türk kültür ve Tarihini tam ve objektif olarak yansıtamaz.Tabiiki ''koyunun olmadığı yerde ,keçi ye Abduraman Çelebi derler'' misali bu kaynaklardan yararlanılmaya çalışılmaktadır. Demek ki şanssızlığımız bize ait tarafsız kaynakların azlığıdır.Zira genelde taraflı yazılmış olan yabancı kaynaklara karşı ileri sürebileceğimiz Türk kaynağı konusunda sıkıntı çekilmektedir.
Bu durum en başta Eski Türklerin göçebe yaşam tarzını benimsemiş olmalarından ileri gelmektedir.Hatta sorun sadece eski Orta Asya Türkleri ile ilgili değildir.Aynı kaynak eksikliği Türklerin Anadolu ya gelişleri,Anadolu(Türkiye) Selçukluları ve Osmanlı Devletinin Kuruluş Dönemleri için bile geçerlidir.Bunun temel nedeni ise zaman zaman Türk Ülkelerinde yaşanan istilalarda bir çok değerli kaynağın yağma ve yangınlarla elden çıkmasına neden olmuştur ki bunların başında da 1243 Moğol istilası ve 1402 Timur istilası sayılabilir. Bu durumun bir diğer sebebi olarakta ne yazık ki Tarih araştırmalarını çok uzun zamandır ihmal etmiş olmamız,devletin bu konulara ödenek ayırma ve araştırma elemanı yetiştirme,istihdam etme konusunda isteksiz davranmış olması söylenebilir. Yakın Tarihimizde ise kaynak sıkıntısı çekilmemesine rağmen farklı sorunlar yaşanmaktadır. Hali hazırda Tarih ilmi konusunda son yıllarda bir takım gelişmeler olmasına ve ilgi artışına rağmen yeterli araştırmalar yapıldığı söylenemez.Örnek vermek gerekirse son yıllarda Dış politikamızda en büyük sorun olarak beliren Ermeni meselesiyle ilgili ülkemizde yapılan araştırma sayısı ile Fransada yapılan araştırma sayısı karşılaştırıldığında sorun net şekilde gözler önüne serilir. Her millet kendi Tarihini araştırmaktadır.Fakat yabancı ülkelerde yapılan Tarih araştırmaları kendi ülkemizde yapılan araştırmalarla kıyas edilemeyecek kadar çoktur.Bir örnek verirsek son yıllarda akademik seviyede Fransa da Sözde Ermeni Meselesi hakkında yapılan araştırma sayısı bizim bu meselede taraf olmamıza rağmen bizde yapılan araştırma sayısından çok daha fazladır.Bu da durumun vehametini gözler önüne sermeye yeter sanırım. Hala Osmanlı arşivlerinin tam tasnifi yapılamamıştır.Değerli Tarihçimiz Yılmaz Öztuna ya göre bu belge tasnifi yapılabilirse ki arşivlerde bulunan belgeler nemli ve kötü ortamlarda ne kadar dayanır bilinmez Osmanlı Tarihinin %50 değişmesi muhtemeldir.Böylece daha doğru bilgilere ulaşılabilecek,bir çok sorun çözülebilecektir. Ayrıca bu arşivlerdeki belgelerin günümüz Türkçesine çevirisini yapabilecek derecede Osmanlıca bilen eleman yetişmemekte ,bu bilgileri değerlendirecek kalite ve kapasitede Tarihçi eğitimi Üniversitelerimizde verilememektedir. Ayrıca bir kısım arşivlerimiz kapalıdır.Dünya da da belli bir dönem kapalı tutulan arşivler vardır.Ancak bu arşivleri örneğin İngiltere olayın üzerinden 30 yıl geçtiğinde açıklamaktadır. Bizde bu arşivlerin belli bölüm ve belgelerinin kapalı tutulması faydadan çok zarar getirmekte bu mesele ve dönemler üzerindeki sis perdesi aralanamamakta dolayısıyla spekülasyonlara ve şiddetli tartışmalara meydan verilmektedir. Bir mesele hakkında belge bulunmadığı zaman ki Tarihi bilim haline getiren en önemli unsur belgelere dayanmasıdır, mesele yoruma açık hale gelmekte ve bir çok uydurma rivayet ortaya çıkmakta ve yazılanlar dedikodudan öteye geçmemektedir. Tarkan Suçıkar |


