TÜRKÜN 21. YÜZYIL İMTİHANI

            http://www.populertarih.com/wp-content/uploads/2008/11/alp-er-tunga-destani.jpgDestanlar ,türküler ,masallar ,maniler… Tüm bunlar tarihten günümüze Türk kültürünün gelişmesi ,yayılması ve gelecek kuşaklar aktarılması için birer iletişim ,paylaşım ve eğitim aracı olarak kullanılan vasıtalardır.

            Milletimiz tartışmasız tarihin en eski , en geniş coğrafyaya hükmetmiş ve dünyanın her yerine uyum sağlamış milletidir. Bir başka deyişle Türkler “tarihin yaramaz çocukları” dır. Bir türlü ele avuca sığmamış ,devamlı hareket halinde at sırtında yol almışlardır. Bu şekilde Hindistandan Avrupa içlerine kadar sayısız Türk devleti kurulmuş, yaşamış ve yıkılmıştır. Bu Türk devletleri ne kadar birbirinden uzakta yaşasalar ,aralarında zaman zaman Türk hakimiyet anlayışı sebebiyle savaşlar yaşansa da bir ortak kültür oluşturmuşlardır. Bunu sağlayan ve farklı yerlerde ,farklı iklimlerde yaşayan Türk insanlarını bir payda da birleştiren harç ,güzel Türkçemizin meyveleri olan bu sözlü ürünlerdir.

            Türk’ün sevinci ,acısı ,derdi ,tasası hep bu sözlü ürünlerde dile gelir ,diyar diyar gezen ve hala Anadolu ve Asya da son temsilcilerine rastlayabileceğimiz ozan ,aşık geleneği ile bestelenip ,şiirselleşip gönülden gönüle akar ,paylaşılırdı.

            Böylece birbirinden çok uzak Türk toplumları arasında dahi ortak kültürden söz edebilmekteyiz. Bu sözlü ürünler sayesinde ayrıca toplumun bireylerinin taşıması gereken tüm özellikler aşılanırdı. Adeta çocuklar bu sözlü ürünler tarafından marangozun tahtayı şekillendirmesi gibi yontulurdu. Yiğitlik ,kardeşlik ,adalet ,millet ve vatan sevgisi ,Tanrı nın birliği ,büyüklere saygı ,küçüklere sevgi ,cömertlik ,birlik ,beraberlik ve dayanışma temaları işlenen başlıca konulardır. Dinleyenlerde kendisiyle özdeşleşme etkisi yaratan bu ürünler kişiye farkında bile olmadan millet tarafından beklenen değerleri yükler. Netice de çocukluktan kurtulup genç haline gelen her Türk bir Manas ,Oğuz ,Kürşad ,Alper Tunga haline gelirdi. Böyle bir milletin bileği bükülür mü? Nitekim kendi değerlerine sırtını dönmeden milletimizin bileği bükülmedi…

            Düşünün Türk Milletinin her ferdi bu bilinci almış ,benimsemiş ve gönül vermiş olsa Tarihte yaşayan devletlerimizi dahi geride bırakmaz mıyız? Çünkü dünya belki de hiç olmadığı kadar Müslüman Türk’e ve onun soylu değerlerine muhtaç… Batı da bu gün aile ,din ve toplum hayatı çatırdayarak çökerken Müslüman Türk’ün bu çöküşten etkilenmemesi mümkün değil. Ancak Türk’ün bu çöküşe karşı onurlu direnişini dahi bu ürünlerimizin günümüze ulaşan kırıntılarına borçluyuz. Bu sayede milletimiz feleğin çemberinden defalarca geçmiş ,defalarca ateşte imtiham edilerek ,Mevlana gibi “ham‘ken pişmiş ve yanmıştır.”

            Bu gün Çanakkale yada Yemen türküsünü dinleyip duygulanmayan , Oğuz Kağan’ı okuyup Dede Korkut’u dinleyip hüzünlenmeyen ,Nasreddin Hoca ile Keloğlan la gülmeyen ,Kürşad ve kırk yiğidi ile ölmeyen Türk düşünülebilir mi?

            Günümüzde film ,dizi ,internet vb iletişim ve haberleşme araçlarının bahsettiğimiz vasıtaların yerine geçtiği net şekilde söylenebilir. Ancak bu iletişim ve haberleşme araçlarının kültürümüzün gelişmesi ,yayılması ve geleceğe aktarılmasına etkileri tartışma konusudur.

            Hiç kimse bu manada ülkemizde olumlu gelişmeler yaşandığını iddia edemez. Özellikle batı kültüründen beslenen ,uyarlama ve uydurma ,Türk ahlak ve yaşayışına zıt , aile yapısına ise hiç uymayan diziler ,filmler ve internet kullanımı ile yaygınlaşan video ve bilgi paylaşımlarının olumsuz etkilerini ve bu etkilerle yetişen ,bilinçsiz ,değer yargısı taşımayan gençliğin davranışlarını özellikle öğretmenlerimizin ,devlet ve ilim adamlarımızın ,ilahiyatçı ,sosyolog ve psikologlarımızın son derece iyi tahkik etmeleri gerekmektedir.

            Bu anlamda alınması gereken önlemlerin bir an önce alınması , bu çağdaş basın , iletişim ve haberleşme araçlarının toplumun özellikle milli ,dini ,manevi ,sosyal ve eğitim anlamında eksikliklerinin giderilmesi amacına uygun hale getirilmesi 21.yy da Türk Milletinin en mühim sorunlarından birisidir. Zira gazete ,tv ,radyo ,internet gibi  araçlar asıl maksadını yitirmiş ,ne yazık ki yeni ve tehlikeli amaçlar edinmiştir. Bunlara amacı daha farklı olan ancak yinede olumlu anlamda kullanılabilecek sinema yı da dahil edebiliriz. Bu tehlikeli amaçları kültürel ,siyasi ve dinsel(misyonerlik) propaganda , eğlence ,vakit geçirme olarak bölümlendirebiliriz.

            Üzülerek belirtelim ki tüm bu zararlı etkilere maruz kalan gençliğimiz içinde giderek yaygınlaşan ve bizim “Makara Kültürü” olarak adlandırdığımız bir eğilim giderek yayılmaktadır. Bilgisiz ,her şeyle dalga geçen ,bir değer taşımayan ve kendisine ön yargılardan ibaret bir dünya kuran asosyal , asalak bir güruh yetişiyor. Hemde şairin dediği gibi “çığlık ve tamtam” larla geliyor.*

            Yüzyılımızda milletine ,devletine hizmet eden , düşünen ,hisseden ,sahip çıkan nesiller yetiştirebilmek için ailelere iki kat fazla görev düşmektedir. Bunun yanında yasaların ve eğitim sistemimizin gözden geçirilmesi tehlikeli gidişata son verilmesi için basın ,yayın ve haberleşme organlarının gereken misyonu üstlenmesi için gerekenler yapılmalıdır. Sorumluluk alma zamanıdır.

            Destanlarımız ,tarihimiz ,türkülerimiz ,masallarımız çağın olanakları ile çok daha kolay ve hızlı şekilde insanlara aktarılabilir. Milletimiz her ne kadar yıllarca uğradığı propaganda nedeniyle belki ilk etapta bu fikrimize çok sıcak bakmayabilir ,belki tepki gösterenlerde olabilir. Ancak iyi anlatılırsa bunlar kolaylıkla aşılabilecek şeylerdir.

            Örneğin milletimize sorulsa kaç kişi Noel Baba yı Nasreddin Hoca ya , Spartaküs’ü Kürşad’a ,Arslan Yürekli Richard’ı Selahaddin Eyyubi’ye , Jean Darc’ı Kılıçarslan’ a tercih eder? Bütün bu batılı uydurma kahramanlara karşılık milletin sinesinde yetişen ondan beslenen gerçek kahramanlarımızı kim sevmez? Her şey gerçeklik değil ,hayal ve eğlence de gerek denirse bizim Keloğlanımızın Harry Potter yada Peter Pan dan ne eksiği var? Netice de ne arıyorsak kültürümüzde var. Ne istiyorsak gerçek ,hayal ,masal hepsi var. Yeter ki arayalım ,bulalım ,tanıtalım.

            Bunları yazdık bizi kimse dinlemedi ,eski tas eski hamam olsa da, en azından Hoca Nasreddin’in dediği gibi milletime sesleniyorum; “Bilenler bilmeyenlere anlatsın.”

           

Dipnot: Necip Fazıl Kısakürek “Muhasebe” adlı şiirinden alıntı

Üç katlı ahşap evin her katı ayrı alem!

Üst kat: Elinde tespih, ağlıyor babaannem,

Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve aşıkları,

Alt kat: Kız kardeşimin Tamtam  da çığlıkları

 

Tarkan Suçıkar

WWW.Tarihimiz.net

 

 

 

 

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile