| TÜRKLÜĞÜN GERİLEME NEDENLERİ |
Bu yazımızda MÖ 8.yy. dan 1918’e kadar kesintisiz şekilde büyük devlet ve millet vasfını taşımamıza rağmen -(Büyük devlet vasfını Türklerle kesintisiz olarak 20 yy taşıyan yegane devlet Çin’dir.Fakat Çin ,hiçbir zaman Cihan Hakimiyeti kuramamıştır.Türklerse defalarca bu başarıya müyesser olmuş bir millettir.)-bu gün kü hali perişanımızın sebepleri üzerinde durmak istiyoruz.
1-Türk’e beslenen düşmanlık Bu noktada Türklerin Orta Asya da aynı Coğrafya yı paylaştıkları toplumlarla ilişkilerine bakmak gerekir.Ezeli Çin düşmanlığından zaten bahsetmeye gerek yoktur.Çin Türk’ün en büyük rakibi,ezeli ve ebedi düşmanı olarak müstesna bir durumdadır.Bundan başka Hind-Avrupa kavimleri dediğimiz kavimler Türk’ün bir birine akraba olan büyük düşmanlarıdır.Bu durumu Türklerin Müslüman olmaları daha da körüklemiş,işin içine din farkı da katılmış, yabancılıklar keskinleşmiştir.Böylece Türklüğünü muhafazadan ayrı, İslamı muhafazada tamamen Türk’ün omuzlarında kalmış ,buna rağmen Türk her cephede sırtına yüklenen bu ağır yükleri tek başına başarıyla taşımıştır.Bu yükü omuzlanan akraba millet yada dindaş hiçbir grup neredeyse olmamıştır. Pr. Muharrem Ergin’in dediği gibi Türk her cephede ‘’yalnız millet’’ tir.Bu Türk Milletinin her alanda her durumda karşısına çıkan neticeler ve düşmanlıklar ortaya çıkarmıştır.Çünkü batı her türlü yolu denemesine rağmen bir türlü yok edemediği Türk Milletine karşı kinlenerek ,öfkeden kudurmuştur.Bunun sonucu olarak ilmi,kültürel,sanat gibi alanlarda ,batı hiçbir şekilde Türk’ün hakkını teslim etmeyerek ,en azından Çağdaş denilen günümüz Medeniyet Tarihinden Türk’ü silmeye çalışmaktadır.Elbette böyle bir anlayış Çağdaşlıkta değil ancak Orta Çağ da görülebilir. 2-Türk’ün iyiliğinden maraz doğmuştur. Bu maddenin açıklamasında önemli tespitler yapacağız.Dikkatle okumanızı tavsiye ederiz.Türk Milleti tarihin her döneminde iyilik yapmakta en üstün vasıflı millettir.Atalarımız insana iyilik için sayısız vakıflar kurarken ,bununla yetinmemiş kuşlara kadar düşünerek onların dahi yiyecek ve tedavi ihtiyaçlarını karşılayacak hayratlar yapmıştır.Evlerin ve camilerin üzerinde hayvanların karınlarını doyurmak ve sığınmalarını sağlamak için kuş evleri yapmak geleneği Türklere mahsustur.Bunun yanında hayvanları tedavi etmek için Gurabahane-i Laklakan isimli kuş tedavi merkezleri kuran bir devlet teşkilatıda Türklere mahsustur.Türk Milleti defalarca İmparatorluk kurmasına rağmen müstemlekesiz (sömürgesiz) imparatorluk kuran tek millettir.Tarihin tüm imparatorlukları ayakta kalmak için dünyanın bir çok yerinde sömürgeler kurup başka insanları ezip ellerinde ne var ne yok alırken,Türkler ayakta kalmak için hoşgörü ve adalete başvurmuşlardır. Ancak bu durum Türk’ün egemenliğinde yaşayan bir çok millet de kölenin efendisine karşı duyduğu kıskançlık misali kötü duygular meydana getirmiştir.Neticede iyilikten hep maraz doğmuştur.Bununda en önemli örneği Ermenilerdir.Onları Bizans ve Haçlı zulmünden kurtarnakla ,Katolik yada Ortodoks olup yok olmalarını önleyen,din ve kültürlerini yüzyıllarca Türk egemenliğinde rahatça sürdürmelerini sağlayan hatta onlara bağımsız bir kilise bile kuran Türklere karşı yaptıkları ihanet bir ibret levhası gibi Türk’ün karşısında tarihin kürsüsünde gözler önündedir.Yeri gelmişken yazımızı uzatmak pahasına da olsa şu soruya da cevap verelim. ![]() Türkler neden emperyalist olmadılar?Böylece belki kurdukları imparatorluk daha uzun ömürlü veya daha güçlü olabilirdi yada olabilir miydi? Öncelikle Tarih konusunda varsayımlarla konuşmak imkansızdır.Yani Türkler emperyalist olsalardı daha uzun ömürlü yada güçlü olurlardı kanaatine varmak mümkün değildir.Zira emperyalist devletler zulüm ve baskı ile ayakta kalmak durumundadırlar .Osmanlı böyle yapsaydı ,belki devletin yıkılışı daha da erken olabilirdi.İnsanlar gibi milletlerinde karakterleri ve huyları vardır .Dolayısıyla Türk’ün emperyalist olmasına Tarihten gelen tabiatı engel olmuştur.O zulüm ve baskı tabiatı üzerine yaratılmamıştır. Onun karakterinde soykırım, vahşet, zulüm, işkence yoktur. Tam tersine adalet, hoşgörü,insaf ve disiplin vardır. 3-Dinamizm ve aşırı yayılma Türkler gibi dinamik bir milletin Orta Asya ya sıkışıp kalması ve orada kalması mümkün değildi.Nitekim Türk bir zaman sonra kabına sığmamış ve yayılmaya başlamıştır.(MÖ 14.yy dan itibaren)Kendine has özellikleri ve zorunluluk nedeniyle Türk ırmak gibi çağlayarak dünyanın ve insanın gidebildiği her yere ve yöne hareket etmiştir.Bunu cihangirlik ve fütuhat duygusu körüklemiştir.Bu yayılmanın olumlu sonuçları gibi Türk açısından talihsiz sonuçları da olmuştur. a)Türk birliği dağılmıştır.Hem yumruk halindeki Türk gücü zayıflamış hemde uzaklaşan Türk kolları ana unsurla irtibatını kaybetmiş ve kendi kaderiyle baş başa kalmıştır. b)Ayrılan Türk kollarından bir kısmı nufus bakımında seyreklik arz ettikleri bölgelerde ne yazık ki eriyerek yabancılaşmışlardır.(Bulgarlar,Macarlar vs.) c)Gücü dağılan Türkler farklı coğrafi bölgelerde bir çok cephede farklı unsurlarla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. 4-İç Mücadele-Kardeş Kavgası Türk boyları ve kavimleri çoğu kez kendilerine bir rakip ve düşman unsur kalmayınca kendi aralarında hakimiyet mücadelesine ve kardeş kavgasına başlamışlardır.Dünya üzerinde hiçbir kavim Türkler kadar kendi kanını kendi eliyle dökmemiştir.Timur-Yıldırım,Timur-Toktamış,Fetret Devri, Göktürklere karşı Uygur,Karluk ayaklanmalarının hatırlanması kafidir.Bir çok Türk Devleti dış güçlerin harekete geçirdiği iç güçler ve ardından gelen çatışmalar nedeniyle yıkılmıştır. 5-Devamlı hareket halinde olma Türkler tam göçebe bir millet değil yarı göçebe bir millettir.Zira Türk boyları tabiat şartları nedeniyle yaylak ve kışlak denilen yerlere belirli zamanlarda göç ederlerdi.Yoksa bu göçler başıboş ,sistemsiz şekilde yapılmazdı.Fakat Türklerde fütuhat ve yeni yurt arama düşüncesi her zaman vardır ve bu doğal bir hareketliliğe neden olur.Bu hareketlilik belirli yerlerde yerleştikten sonra kök salma güçlüğü ortaya çıkarmıştır. 6-Çoğalamama Hareketli ve maceracı yaşam Türk Tarihinde bir nufus zaafı ortaya çıkarmıştır.Bütün mücadeleler, savaşlar ve olaylar arasında rahat şekilde refaha kavuşamayan Türkler yeterince çoğalamamışlardır.Bü gün geçmişte boyun eğdirdiğimiz Çin lilerin 2 milyara yakın nufuslarına karşı darma dağınık halde bulunan Türklerin toplam nufusunun 500 milyonu zar zor bulması bunun göstergesidir. 7-Kendi Kültürünü ihmal Türk tarihinin beklide en büyük zaaflarından birisi özellikle idareci ve aydınların kendi kültürlerini ihmal etmeleridir.Türk aydınlarında şaşılacak derecede kendi kültürüne yabancılık ,hor görme ve yabancı hayranlığı mevcuttur.Taklitçilik çok ileri seviyededir.Belkide buna Türklerin yabancılara hoş görüleri ve müsamahaları neden olmuştur ama her ne olursa olsun bu durum bir garabettir.Neyse ki idareci ve aydın sınıfta görülen bu zaaf genelde halk tabakalarına çok fazla sirayet etmemiştir.Türkler kültürlerine bağlı kaldıkları ölçüde ilerlemişler, onu ihmal edince zayıflamışlardır.Örneğin ,Türk alp tipinin zamanla miskin derviş haline dönüşmesi ve kaderini aramak yerine kaderini beklemek ve razı olmak şeklinde geniş bir tevekkül haline gelmesi olumsuz olmuştur. 8-Medeniyete ayak uyduramama ![]() Bu günkü batı medeniyetinin üstünlüğü alt tarafı son 200 yılın ürünüdür.Dikkat edilirse Türklerin gerilemesi de buna paraleldir.Türkler ne yazık ki son 200-300 yılda meydana gelen ilerlemeleri kavrayamamış ve takip edememişlerdir.Özellikler ticaret ve Sanayi İnkılabı ile meydana gelen ilerlemeler Türk ülkelerine aktarılamamış ve geri kalınmıştır. 9-Batı Tehtiti Bu durum Avrupa Hunlarının kurulmasıyla başlamış kabul edilebilir.Fakat hız kazanması İslamın neferi olarak Türklerin batı yönünde ilerlemelerine bir tepki olarak ortaya çıkmış bulunan Hıristiyan taassubunun sonucudur.Haçlı Seferleri ve Kutsal İttifaklar bu durumun bir sonucudur. 10-Türk Coğrafyası Türkler büyük ölçüde Moğol baskısı ile Anadolu ve çevresine yerleşmişler,Batı ile Asya arasında adeta sıkışmışlardır.Bu çember Osmanlı nın güçlü zamanlarında kırılarak Rumelide ilerlemeler olmuşsa da buralarda kalıcı olmak çok değişik gelişmeler ve nedenlerle çok zor olduğundan neticede geri çekilmek durumunda kalmışlardır. Sonuçta Türkler neredeyse başladıkları noktaya geri dönmüşler ve 1000 yıl önceki Anadolu Selçuklu Devletinin sınırlarına sığınmak durumunda kalmışlardır.Bu çemberi tekrar çevresinde hisseden ve iki arada ne ölen ne gülen Türkler ,silkinip kanla çizilen bu çemberi düşmanlarının başında parçalamak için çok çalışmak zorundadırlar.Ama önce bunu istemelidirler.Fakat kimse bu amaç peşinde durup dururken koşmaz.Bunun sağlanması içinse kitleleri birleştirip harekete geçirecek düşünceler üreten aydınlar ve liderler gereklidir. ![]() Muhakkak tez elden Türkün milli ideali olan Kızıl elma ruhu canlandırılmalı ,bunu gerçekleştirmek için plan ,program,fikir ,düşünce üretilmeli ,memleketin düşünen insanları ,alim ve sanatkarları bu meseleye kanalize edilmeli çekilmelidir..Yunan’ın Megalo İdeası,Büyük Bizans hayali ,Ermeni’nin Büyük Ermenistan ideali ,Yahudi’nin Arz-ı Mevud'u ve Siyonizm’i hasılı bir çok milletin milli dış politikaları olmasına rağmen ,21.yy da Türkler gibi tarihin en köklü milletlerinden birinin Milli bir dış politikasının olmaması gerçekten çok acıdır.Türk Milli ideali Avrupa Birliğine girmek gibi tarihi gerçeklere uymayan küçük bir hedefe bağlanamayacak kadar yüce dir...Fatih dememiş miydi;’’ Bizim elimizin ulaştığı yerlere onları hayalleri dahi ulaşamaz’’ Tarkan Suçıkar Tags:
|





