| TÜRK KİMİ BEKLİYOR? |
|
Organize bir saldırının hedef tahtası artık Türklük. Bu hale nasıl bu kadar kısa bir süre içerisinde gelindi hayret demeyin.Bu kadar köklü ,bu kadar güçlü bir kültür olan Türklük aşağı yukarı 200 yıldır ,yavaş yavaş bu saldırılara hedef olmakta ve her saldırıda kendinden bir şeyler kaybetmekte.İlk zamanlarda saldırganlar daha uzaklardan ,korkarak,gizlice saldırdıkları için her defasında hedefi tutturamıyor ve çoğunu karavana atıyorlardı.Sadece son yıllarda saldırının şiddeti ve yoğunluğu çok arttı.Bunun yanında saldırganlar artık daha korkusuz hale geldi ve ortaya çıkıp çok daha yakından ve futursuzca daha isabetli atışlar yapmaya başladılar.Böylece bu güne geldik. Dikkat ederseniz saldırılar eskiden dışardan geliyordu.Fakat saldırganlar Bu şekilde hedefi tam isabet tutturamayacaklarını anlayınca ,içeriden maşalar ,kiralık katiller buldular.Şimdi düşman içimizde… Eski saldırıları yani dış düşmanları anlatmaya gerek yok.Biz biraz bu yazımızda içerden gelen saldırılara bakacağız.Yani yakın tarihimizi konu edineceğiz. Türklüğün kahpeliğe Kurtuluş Savaşında büyük direnişi kazanıldıktan sonra düşman önce bizi içerden karıştırmak için kendine maşalar aramakla uzun süre uğraştı.Bunu kolay gerçekleştiremedi elbette.Çünkü Türk Milleti et ve tırnak gibi idi ve hiçbir unsurun birbirinden ayrılması pek mümkün görünmüyordu. Türklük çorbasında her türlü etnik unsurun bir tuzu bulunuyordu ve çorbanın tadı oradan geliyordu.Zira Türk dendiğinde hiçbir Türk bir ırkı kastetmiyordu.Türk ,bir milletin adıydı ve bu millet anlayışı birlikte yaşama ve yücelme eğilimini besliyordu. Bu noktada yapılması gereken etnik farklılıkları keskinleştirmek ,kültürel zenginliğin unsurları olan ve çokta doğal olan farklı giyim,kuşam,dil,inanış ve zevkleri ön plana çıkararak, ortak din ,kültür,devlet,bayrak,milli marş,hava,su,toprak,akrabalık,komşuluk gibi değerleri unutturmak idi.Yıllarca sessizce bu yapıldı.Böylece içerde kandırılan birliğe değil ayrılığa inanan ,barışa değil savaşa susayan,Allah’a değil kula inanan, kardeşliğe değil teröre bağlanan bir nesil üretildi ve Türklüğe saldırılar içerdende hız kazandı. Bu yapılırken bunun fark edilmemesi için her daim oynanan oyunlar sahnelendi. Gündemi sık sık önemsiz olaylarla işgal ettiler ,zaman zaman darbeler yaparak ve bu zülmü herkese yaşatıp sadece bir gruba yapılıyormuş gibi göstererek amaca giden yolu kısalttılar. Düşmanlığı körüklediler.Düşünün sağcısı ,solcusu,Alevisi,sünnisi yada etnik unsurların hangisi payını almadı bu saldırılardan? Sonra Türk Tarihine saldırdılar.Türk büyüklerini,devletlerini aşağıladılar.Onları içkici,ayyaş,esrarkeş,alemci diye suçladılar.Öyle ki dokunulmazlığı 2000 lere kadar ulaşan Atatürk bile bu saldırılardan şimdilerde nasibini almaya başladı.Mecliste terörün sözcüsü olanların dokunulmazlığı dahi Atatürk’ün kinden güçlü artık.Böylece gençliği geçmişine bağlayan bağları zayıflattılar. Irkçılık etnik unsurlarla beraber bir kısım Türklerede bulaştırıldı.Bu da oyunun bir parçasıydı.Kutuplar birbirini itmeliydi.Öylede oldu. Sık sık suikastler oldu,faili meçhuller oldu,bombalar patladı.Kendileri yaptılar, fail olarak devleti gösterdiler.Hatta daha ileri giderek terör e karşı sarsılmaz kale orduyu sorumlu tuttular. Bu yolda basın, yayın ve medya üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdi.Dizilerle ,filmlerle süreç hızlandırıldı.Ahlaksız,etnik ayrımı körükleyen ,devleti ve kurumlarını küçük düşüren dizilere ,filmlere bir bakınız. Bir eski dizilere bakın birde şimdikilere ,durumun vehametini kolayca anlayacaksınız.Küçük Ağa,Duvardaki Kan, Belene, Kuruluş (Osmancık), 4.Murat… Aşiret,Ağa ,mafya,terör ve fuhuş dizileri, filmleri çevrilerek Türk örfüne ,ahlakına, milli-manevi değerlerine darbe üstüne darbe indirildi.Son yıllarda en çok izlenen diziler bunlar değil mi?Bu noktada Kurtlar Vadisi isimli dizinin çok etkili olduğunu ve dizinin tek temasının devletin hiçbir kurumuna ve memuruna güvenilemeyeceği olduğunu hala bu millet görmüyor mu?Koskoca Türk Devleti ,bu dizide 3 kişinin elinde oyuncak olmuş gösteriliyor ve kimsenin gık’ı çıkmıyor.Dizinin içinde bir Türk Rambo’su (Polat Alemdar) olunca kimse oyunun farkına varmıyor. Kimse kendisine vatandaşının güveninin kaybolduğu bir devlet nasıl ayakta kalabilir düşünmüyor mu? Satılmış kalemşörler Türk Gencinin bakire beynine ,fahişe düşünceler zerkettiler ,onlar farkında bile olmadan. Türk Devleti sanki Anonim şirketmiş gibi gösterilip azınlıklara payınızı alın ve ortaklıktan ayrılın mesajı veriliyor. İnsanımızın saf duyguları kullanılarak ona ‘’Hepimiz Ermeniyiz bile dedirttiler’’ düşünün. Gelelim siyasetçilere…Yada hiç gelmeyelim.Türk Milleti en çok onlardan çekti. İçimizdeki Mankurtlardı onlar.Viskilerini yudumlayıp,purolarını tüttürerek izlediler süreci ve kıs kıs güldüler bıyık altından…Cüzdanları kalınlaştı,al takke ver külah ihaleler bağladılar,bir koymadan beş kazandılar.’’Devletin malı deniz yemeyen domuz’’ dediler.Şimdi ise yiyecek bir şey kalmadı ,artık devleti satıp satıp yemek zorundalar.O da bitince ne yiyecekler merak ediyoruz. Halkımız bir yandanda bu yiyiciler sayesinde açlığa mahkum ediliyor,eli kolu bağlanıyor.onlarca yıl sonranın dünyası şekillendirilirken Türk’e kefen biçiliyor ve Türk şimdi bekliyor… Bu hem içerden hemde dışardan bir Haçlı Seferidir.Bunu Bush açıkça söylememiş miydi?Ancak yalnızca silahla değil bu defa borsa ,kriz ,şirketler ile ekonomik olarakta saldırıyorlar.Zaten Haçlı Seferlerinin asıl gayesi Doğu’nun zenginliğini yağmalamak değil miydi? Türk şimdi Kılıçarslan’ını ,Selahaddin Eyyubi’sini,İmameddin Zengi’sini arıyor. En zor zamanında, ülkesi işgal altına düştüğünde Allah’ın izniyle bulduğu Kutluk Kağan’ını ,Çelebi Mehmed’ini yada Atatürk’ünü bekliyor.
Tarkan Suçıkar
|


Yazımıza böyle bir başlık uygun gördük ,zira binlerce yıldır dünya ya şan ve şeref veren Türk kültürü avuçlarımızın arasından hızla kayıp gitmekte…Onu koruyup kollayacak,geliştirecek nesil erimekte.