TÜRK BAYRAK VE SANCAĞI-AY YILDIZ’IN KÖKLERİ

http://farm4.static.flickr.com/3193/3075154610_de209b6b30.jpgÖncelikle belirtmek gerekir ki bayrak kelimesi hiçbir tesir altına girmemiş olan has ve öz Türkçe bir kelimedir.Bu kelimenin ne zamandan beri bu şekilde kullanıldığı kesin olarak bilinmemektedir.Ancak Kaşgarlı Mahmud’dan öğrendiğimize göre XI. Asırda  Bayrak ve Batrak şeklinde bu günkü manasıyla Türkler arasında kullanılıyordu.

Batrak muharebe edenlere ait ve özel ,ipekten yapılan alem’dir.Batrak bir nevi mızraktır.Bunun tepesinde bir çeşit mana ifade eden hayvan (at) kuyruğu yada bez bulunurdu.Bir çok Türk boyu ve topluluğu çok eski zamanlardan beri kırmızı renkli alametler kullanırlardı.Bunun izlerini Manas başta olmak üzere bir çok destanda da görebiliyoruz.

Bay kelimesinde büyük,efendi,Tanrı manaları bulunduğu gibi büyüğe mahsus,büyüğe layık manaları mevcuttur.Baymak ise fark etmek,keşfetmek ,görünmek ,toplanmak ,nişan gibi manalara sahiptir.Neticede bay kelimesi ile başlayan bir çok eski Türkçe kelimenin buna benzer manalar ifade ettiği görülmektedir.

Batrak kelimesinin batırmakla ilgisi olduğu gibi sancak kelimesininde(sançmak mastarından) saplamak ile bağlantısı düşünülebilir.(Bunların mızrak şeklinde olduğuna yukarıda değinilmişti.)

Günümüzde sancak daha çok milli alameti gösteren alametlere verilen isimdir.Bayrak ise bezden yapılma umumi veya hususi bütün işaretlere verilen isim olarak karşımıza çıkmaktadır.

ESKİ TOPLUMLARDA BAYRAK VE SANCAKLAR

En eski sancaklar genellikle kumaştan yapılmazdı.Bunun yerine bir alamet yada sitenin taptığı mabudun bir işareti yada bir kahramanın tasviri kullanılırdı.

Sümerlerde özellikle Ur şehrinin sancağında hilalin görülmesi epey dikkate değerdir.

Mısırlılarda en eski olarak özellikle gemilerin küreklerine ve dümenlerine  bayrak anlamına gelen çeşitli semboller takılmıştır.Bu sembollerin geminin hangi limana ait olduğunu gösterdiği düşünülmektedir.Mısır ve Asurlularda gemilerin yelkenlerine de çeşitli nakış ve ziynetler resmedilirdi.

İsraillilere baktığımızda açık şekilde Tevrat’ta bayrak ve sancaktan bahsedildiğini görürüz.

İranlılar bir mızrağın tepesine geçirilen kartal figürünü sancak olarak kulanmışlardır.İlah timsali olan güneşte yer yer bu manada kullanılırdı.Askerlerin tolgalarında çeşitli kuş resimleri yer almaktadır.

Helenler ve Yunanlılar bir mızrağın ucuna bir zırh parçası yada demir takarak sancak olarak kullanırlardı.Sonraları değişik şehirler kendi mukaddeslerini veya çeşitli harfleri sancak olarak taşımaya başladılar.Korintliler Pegasus adındaki atı,Atinalılar zeytin ve baykuşu,Tepliler sfenks’i, Mesenyalılar M harfinikullanmaya başladılar.

Daçyalılar , sancaklarında çöreklenmiş yılnı kullandılar.

Romalılarda sancaklar çok çeşitlidir.Mızrağın ucuna konan kuru bir tutam ot,bir general resmi,kurt,ayı,at gibi hayvanlar zaman zaman kullanılsa da sonraları lejyonun genel alameti kartal halini almıştır.

Roma sancakları büyük saygı ve itibarla taşınır,mabedlerde saklanırdı.İlginç bir şekilde çok zaman savaş durumu kötüleşirse ,Roma lı komutan düşman saflarına Roma sancağının fırlatılmasını emreder ve böylece askerler sancağı geri almak için ölümüne savaşmak durumunda kalırlardı.

Roma Cumhuriyeti ,tırnakları arasında Tanrı dan aldığı yıldırımı tutan Etrüks bayrağını kullanmıştır.Konstantin ise Haç’ı kullanmıştır.

İngilizler Fatih Guillaum zamanında papanın yolladığı bayrağı kullandılar.Bu gün ise İngiliz sancağında St.Jorj,St.Andre,St. Patrik haçlarının birbirine kaynaşmış hali İngiltere,İskoçya ve İrlanda nın birleşik vaziyetini simgeler.

Fransa’nın eski kralları sancaklarında St. Martin’in mavi başlığını bulundururlardı.Daha sonra mukaddes sancak vazifesini ‘’Oriflamme’’ gördü.Bu ise dört köşe kırmızı renkli bir bayraktı.

Bundan sonra ise mavi zemine zambak süslemeli krallık sancağı kullanılmıştır.

Bu günkü Fransız sancağı ise Fransız İhtilali esnasında ortaya çıktı.Krallık zamanından beyaz,ihtilalden kırmızı ve Paris’in eski alameti maviyi alarak milli sancaklarını meydana getirdiler.

1.Haçlı Seferinde farklı olarak 3 köşeli üçgen bayraklar kullanılmıştı.

Araplarınsa İslam dan önce ne şekil bayrak yada sancak kullandıkları bilinmemektedir.Peygamber zamanında ise hicretin 1. Yılından itibaren bir mızrağın ucuna beyaz renkli bir kumaş takılarak sancak yapıldığı görülmektedir.’’Livai Beyza’’ denen bu sancak Hayber Kuşatmasına kadar kullanılmıştır.Bundan sonra ise düz siyah renkli bir sancak kullanılmış ve ‘’Rayet’’ adı verilmiştir.

Emevilerin milli rengi beyaz idi.Bunların rakibi Abbasiler de sancaklarında siyah rengi kullandılar.Halife Memun zamanında yeşil sancakta kullanılmaya başlanmış ve bu sancağın üzerine kelime-i tevhid ve cihadla ilgili bazı ayetler konmaya başlanmıştır.

AY YILDIZ ŞEKİLLERİNİN KÖKLERİ

Hilal şeklindeki ay-yıldız kullanımının Doğu da kullanımının çok eski olduğunu biliyoruz.

Ay en eski toplumlarca güneş battıktan sonra ortalığı aydınlatması nedeniyle kutsal sayılırdı. Sümer,Elam,Eti,Mısır ve Fenikelilerde ay Tanrısı nın mevkii oldukça yüksekti.Ay hilal şeklinde iken Zühre yıldızı ile yan yana gelince bunun bir saadet göstergesi olduğuna inanılırdı.

Hilal’in en eski şekline Mezopotamya da Elamlılar da rastlarız.Sus şehri ve Elam medeniyeti Orta Asya Türkleri tarafından kurulmuş olarak kabul edilir.Hilalin içinde + şeklide mevcuttur ve bu ay yıldıza yorumlanabilir.

Sümerlilerde de Hilal ve yıldızın yan yana ilah sembolü olarak kullanıldığını ve Sümerlerinde kesinleşmeyi bekleyen bir Türk medeniyeti olduğunu belirtmek isteriz.Yine Mezopotamya da bazı bina ve mühürlerde de bol bol ay yıldız görülebilir.

Partlara ait sikkelerde de ay yıldız motifine rastlarız.

Hititlerde de ay yıldız Tanrı sembolü olarak kullanılırdı.Anadolu da Hititlere ait bir çok yerleşim yerinde görülebilen bu durumun Mezopotamya mı,Orta Asya mı,yoksa Mezopotamya üzerinden gelen Orta Asya etkisi ile mi mevcut olduğunu ise kestirmek çok güçtür.

Bizans’ın ilk zamanlarda Orkinos balığı ve öküzü arma olarak kullanmış olan şehirlerinde dahi 4.yy da ay yıldız paralar üzerinde görülebilmektedir.

Sasanilerin ay yıldızlı sikkeleri üzerinde küçük değişiklikler yapılarak Hz. Ömer zamanında da kullanıldığını görüyoruz.

Türklerin ise ay yıldızı kullanmaları Türk milletinin tarihi kadar eskidir.Neredeyse tüm Türk destanlarında ay motifi kullanılır.Oğuz Kağan’ın oğullarından birinin adı Ay’dır.Mete Han Çin imparatoruna yazdığı mektupta kendinden ‘’Güneş ve Ay’ın tahta geçirdiği Tanrı Kut’’olarak bahseder.Senenin ilk ayı görününce kurbanlar kesilir dualar edilir.

Ay’a hurmet diğer Türk devletlerinde de aynen devam etmiştir.Şehnamede Türk ordusunun sancağında hilal olduğundan açıkça bahsedilir.

Bir Çin şairi Türkler için der ki:’’Çöl yalnızlığında boşluğa asılı duran hilal ‘’

Gazne hükümdarı Sebük Tegi’in de sancağında hilal olduğu açıktır.Hindistan Türk devletlerinde de 1209 tarihli paralarda hilal görülür.Selçuklu,Harezmşah,Anadolu Selçuklu ve diğer Türk devletlerinde de sık sık ay yıldız ve hilal motifi görülür.

Fakat şu nokta çetrefillidir ki,tüm bunlar ay yıldız olmayıp,bazıları ay-güneş remz leride olabilir.Fakat bunları net olarak ayırmanın imkanı yoktur.

Rivayetlere göre Cengiz Han’ın ve onun devamı İlhanlıların bayraklarında da ay yıldız görülmektedir.

Yine kaynaklar en eski Türklerle ilgili beyaz ve kırmızının diğer renklere göre önemini özellikle belirtirler.(İbni Batuta)

Hilal’in İslam toplumları tarafından genel kabul görüşü Haçlı Seferleri ile başlar.Zira Haçlıların sancaklarında bulunan haç’a karşı özellikle Eyyubilerle beraber Hilal kullanılmaya başlamıştır.

Bu noktada hoş bir hikaye de anlatmak yerinde olur.Fransız Borlemon Baronu Angilor ve arkadaşları Selahaddin Eyyubi ye esir düştüler.Büyük Sultan baronu ülkesine gidip arkadaşları için gereken fidye yi bulması için serbest bıraktı.Baron her şeyini sattı fakat fidyesini toplayamadı. Selahaddin’in huzuruna gelip elindekileri teslim ederek ,arkadaşlarını bırakıp kendini tutuklaması için yalvardı.Bu fedakarlık karşısında onun bu durumunu taktir eden Büyük Sultan baronu bir şartla serbest bırakmayı teklif etti.Bu şart sultanın sancağındaki hilal’in baronun kendi armasına nakşedilmesi böylece bu olayın unutulmasının engellenmesi idi.Baron bunu kabul etti ve hepsi serbest bırakıldı.Angilor Baronları armalarına altın zemin üzerine üç hilali eklediler ve bu şekilde kullandılar.

İngiliz donanması Haçlı Seferleri sırasında hilal ve yıldızı kullanmaya başlamıştı.Bunu İngiliz amirali Bilom Filt’in layihasından öğreniyoruz.Bu durum 1194-1545 arasında devam etti sonra değiştirildi.Aslan Yürekli Richard’ın sancağında da hilal vardı.Demekki hilal remzi bu dönemde İslam’ın başarılarından dolayı gücün sembolü olarak yaygınlık kazanarak moda halini almış ve yer yer Hıristiyanlar tarafından bile çekinmeden kullanılmıştır.

14. yy haritalarında artık açık şekilde İslam ülkelerinin hilal olarak işaretlenerek gösterilmeye başladığını görebiliyoruz.

AY YILDIZ’IN ANLAMI TEORİLERİ

Türkiye Bayrağı'ndaki Hilal ve Yıldız'ın sembolik anlamı için pek çok teori ileri sürülmüştür:

    * Bir görüşe göre, Türk Bayrağı'ndaki hilal "İslamiyeti"; yıldız ise "Türklüğü" temsil eder. Kırmızı renk ise toprağa karışan "kan"ı temsil etmektedir.

    * Başka bir görüşe göre, Ay-Yıldız Orta Asya'dan gelen "Türklüğü", kırmızı zemin ise "vatanı" temsil etmektedir.

    * Başka bir görüşe göre; Osmanlı Devleti Bayrağının değiştirilmiş bir versiyonudur.

    * Başka bir görüşe göre; yarım ay "yenilenme"yi, yıldız "Türklüğü" temsil etmektedir.

    * Başka bir görüşe göre; yarım ay "Allah"ı, yıldız "Peygamber"i temsil etmektedir.

    * Başka bir görüşe göre; savaşta ölen askerden oluşan kan gölünden ay ve yıldızın gösterilişidir.

    * Başka bir görüşe göre yıldız "demokrasi" eşitlik ve özgürlüğü, hilal "İslam"ı simgeler.

Hilâl halindeki ay ile güneş veya yıldız işareti, Türk Bayrağı da dahil olmak üzere birçok Müslüman ülkenin bayrağında yer alan yaygın bir semboldür. Selçuklu ve Osmanlı devrinde hilâl ile güneş veya yıldız işareti hakkında araştırmalar mevcuttur. Ancak bu işaretlerin kökeni çoğunlukla astral ikonografi bakımından zengin olan Yakındoğu'da aranmıştır. Hâlbuki Türk kültürünün doğduğu İç Asya çevresinde, proto-Türk olarak kabul edilen milletlerin ve Türklerin gök ibadeti kozmolojisi içinde yer alan astral ikonografi de aynı derecede zengin ve köklüdür. Astral simgeler, piktogram ve tamga şekline kadar gelişmiştir; hatta Kök Türk yazısında fonogram olarak görünürler.

Bugün kullanılan ay yıldıza benzeyen ve gökte gün ile ayın kavuşumunu temsil eden bir motif, M.Ö. 1. bin yılda, proto-Türk olarak bilinen Chouların (M.Ö. 1028-281) baş bayrağında görülüyordu. Gündüz ve gece, aralıksız devam eden parlaklığın simgesi olan astral motifler, o devirden beri daima proto-Türk, Türk ve akraba milletlerin simgeleri arasında yer almış ve astral tanrıların alameti olmalarının dışında, devlet başkanlarının ve önemli şahısların da alameti olmuşlardır.

TÜRK BAYRAĞI VE AY YILDIZLA İLGİLİ RİVAYETİN TAHLİLİ

1. Kosova Savaşı sonrasında savaşta ölen Türk askerlerin kanının bir çukurda toplanması sonucunda, Ay ve Yıldız'ın yan yana gelmesi ile oluştuğu söylenmektedir. Yapılan tüm varsayımlar arasında, 1. Kosova Savaşı'nın sebep olması en büyük ihtimallerden biridir, lâkin bu savaşın akşamında gökyüzünde Jüpiter ve Ay yan yana nadir anlarından birini yaşamıştır. Bu savaş sonunda ele geçirilen bir Sırp askeri, dönemin padişahı Murat Hüdavendigar'a Sırp savaş planlarını vereceği taahhütü ile yaklaşmış; hançeri ile Osmanlı İmparatorluğu galibiyeti ile sonuçlanan savaş sonrasında şehit edilmiştir. Yerine büyük oğlu Yıldırım Beyazıt geçmiştir.
          Gökyüzündeki Ay ve Yıldız,aslında Ay ve Jüpiter'dir...

          14. yüzyılda, Astronomi konusunda dünyaca ilerleyememiş olmamız; halen dünyanın yuvarlak olamaması gibi vahim sorunlar yüzünden, kan çukurunda gözüken yıldıza benzeyen parıltı da doğal olarak yıldıza benzetilmiştir. Jüpiter her ne kadar eski zamanlardan beri bilinmesine rağmen, ilk olarak 1610 yılında Galilei tarafından Jüpiter'e ait 4 Ay keşfedilmiştir. Jüpiter'in gözükebilen 4 ay'ının da etrafında kısmen parlaması (basit bir teleskopla gözükebilir, ancak çıplak gözle en iyi ihtimal Jüpiter'e yakın bir parıltı gözükür); büyük bir ihtimal Jüpiter'i köşeli bir yıldıza benzetilmesini sağlamıştır.Güneş'in herhangi bir gezegen üzerindeki yansımasının Dünya'daki insanlar tarafından parlak bir yıldıza benzetilerek de izlenebilir. Uranüs gezegeni de, bu süre içerisinde Jüpiter'e olan yakınlığı (her ne kadar çıplak gözle gözükmesi çok zor olsa da, küçük bir parıltı olarak gözükebilir); Jüpiter etrafında farkedilebilir 5 köşe gözükmesine sebebiyet verir.

         Eğer ki bu yansımayı, olası bir kan çukuru üzerinde düşünürsek de; bize Türk Bayrağı'nın şu anki hali gözükür. Bunun için gece yarısı saatlerindeki gökyüzü görüntüsünü, dikey ve yatay olarak tersine çevirirsek (Ayı arkanıza alarak kan çukuru üzerindeki yansımayı izlemek isterseniz) karşımıza aşağıdaki resimdeki gibi bir görüntü çıkar, ve Türk Bayrağı ile arasında müthiş bir benzerlik vardır.

 http://farm4.static.flickr.com/3193/3075154610_de209b6b30.jpg

Tarkan Suçıkar

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile