| TİMUR VE TAŞLARIN SAVAŞI |
|
Timur’un oynadığı satranç bu gün bildiğimiz satranç değildir.Arapşah’ın rivayetine göre bu satranç tahtasının uzunluğu 10 genişliği 11 karedir.Yani 110 hanelidir.Taşlar şimdikinden farklı şekilde ilk üç sıraya dizilirdi. Timur bu büyük satranca ,Deve , zürafa, öncü , piyade, aslan ,gözcü , vezir(ruh) , debbabe (surları yıkmaya yarayan bir savaş aleti) ,boğa gibi taşları eklemiştir.Bu satranca ‘’satranc-ı Kebir’’ (Büyük Satranç) denir. Timur’un satranççıları arasında Muhammed b. El Akil el Haymi ,Zeyneddin el-Yezdi ve başka kişiler vardı.Satranççıların en güçlüsü ve ustası aynı zamanda fakih ve muhaddis te olan Alaaddin et Tebrizi idi.Timur, Zeyneddin el-Yezdi ye karşı 1 piyon eksikle , Muhammed b. El Akil el Haymiye karşı bir at eksikle satranç oynar ve her ikisini de yenerdi.
Et Tebrizi’nin oyunu içinse kaynaklar, hamlelerini yapmadan önce hiç kimsenin onun ne düşündüğünü ve ne yapmak istediğini bilemeyeceğini belirtiyor. Alaaddin et Tebrizi ile de satranç oynayan Timur’un onu yenip yenmediği hakkında kaynaklarda net bilgi yoktur.Fakat Timur’un ona ‘’Sen satranç sanatında teksin ve üzerine hiç kimse yoktur;tıp kı benim siyaset sahasında tek olduğum gibi’’ demesi onun Timur’a üstünlük sağladığını düşündürmektedir.(İbn Arabşah ,1896:468) İbn Arabşah’ın Timur ve Alaaddin et Tebrizi’nin yanında bir yuvarlak ve bir uzun satranç gördüğünü söylemesi ,bu oyunun onlar tarafından normal halinden çok farklı versiyonlarının icad edildiğini ve oynandığını ,denendiğini göstermesi açısından ilginçtir. Satranç tutkunu olan Timur şöyle diyordu: "Krallıkları zaptetmek bir satranç oyunu olduğundan, gündüzleri aydın ve bilgili kişilerle satranç oynuyor, geceleri odama çekilerek yatağımda idari meseleler üzerine zihnimi yoruyor, bunlan çözümleyecek çare ve araçları düşünüyordum. Fetihlere götüren yolu, hangi şekilde ve nasıl hücum etmek ve nasıl geri çekilmek gerekeceğini zihnimde dikkatle tasarlıyordum. Askerlere karşı takınmam gerekli davranış üzerinde fikrimi yoruyordum: Birisine nasıl muamele yapmalıyım, diğerine ne emir vermeliyim. Hata işlememek için devamlı tetikte idim ve bütün işlere aynı dikkati sarfediyordum."(Atila-Cengiz-Timur) Timur’un Şah ve ruh isimli taşların münasebetinden çok etkilendiği muhakkak ki rivayete göre bir gün ruh(kale) isimli taş ile rakibini mat ederken (Şah-ruh yaparken) kendisine 2 müjdeli haber verilmişti.Bunlardan birincisi bir oğlunun doğduğu diğeri de Ceyhun nehrinin Hıta tarafındaki kıyısına inşa ettirmekte olduğu şehrin tamamlandığı idi.Bunun üzerine Timur bu çok sevdiği bu oğluna ‘’Şahruh’’ ,şehre ise ‘’Şahruhiyye’’ ismini vermiştir.(İbn Kadı Şuhbe,1997,4:441)Timur satrancı oğluna bir hamlenin ismini verecek kadar çok sevmektedir. Kaynaklarda ki bilgilere göre Timur’a esir düşen Yıldırım Bayezid kendisine getirildiğinde oğlu Şahruh ile olayı önemsemediğini ima etmek için satranç oynuyordu. Timur’un sonu hep zaferle biten savaşları incelendiğinde görülür ki Timur ordusuyla sanki satranç taşları ile oynar gibi oynamaktadır.Her emri harfiyen yerine getirilmekte ,rakibin hamleleri önceden tespit edilmekte ,gerekli savunma önlemleri alınmakta ve rakip en zayıf tarafından üstün bir saldırı stratejisi ile vurulmakta yani mat edilmektedir. Bu manada savaş meydanı bir satranç tahtası ,rakip ordu komutanı da ‘’Şah’’ gibi düşünülmektedir.Muhakkak ki bu başarılarda Timur’un usta bir satranç oyuncusu olmasının etkisi vardır. Türk tarihinin en büyük cengaverlerinden birisi olan Yavuz Sultan Selim’in de usta bir satranç oyuncusu olduğunu biliyoruz.Yine bir başka Türk hükümdarı Şah İsmail de satranç oynamayı çok seviyordu.Öyleyse şöyle bir tespit yapabiliriz.Satranç bir çeşit savaştır.Buna da ‘’taşların savaşı’’ diyebiliriz. Tarkan Suçıkar Yazımız Satranç Life Dergisinin Eylül sayısında yayınlanmıştır. |


