TARİHİMİZDEN İLGİNÇ FETİHLER,ZAFERLER VE OLAYLAR

 

Kaynaklar ,1071 Malazgirt Savaşı sırasında Selçuklu ordusuna karşı esen müthiş bir rüzgarın başladığından bahsederler.Öyle bir rüzgardır ki asker gözünü açamamaktadır.Savaşın bu şekilde kazanılması çok çok güç olacaktır.Ortalığı müthiş bir toz bulutunun kapladığı esnada Alparslan’ın Allah’a ellerini açarak yakardığı ve bu duanın hemen akabinde rüzgarın yön değiştirerek Bizans ordusuna karşı esmeye başladığı ve savaşın bu şekilde Allah’ın inayetiyle sayıca çok çok üstün düşmana karşı kazanıldığı belirtilmektedir.

Bir diğer ilginç olaysa Osmanlıların henüz yeni Rumeline geçerek Çimpe kalesine yerleştikleri dönemde gerçekleşir.1354 de çok zorlu olan bir kale yapısına sahip Gelibolu Kalesinin aniden meydana gelen bir deprem ile surlarından bir kısmı yıkılmış ve Osmanlı askerleri hiç zorlanmadan kaleye hucum ederek fethi gerçekleştirmişlerdi.

Meryem Nişin Kalesi de çok sağlamdı.Öyle ki kalenin her bir taşının demir bağlantılarla birbirine perçinlendiği anlatılır.Buna çok güvenen Hıristiyanlar tarafından kalenin fethedilemez olduğu iddia edilirdi.Selçuklular kaleyi muhasara ettiler fakat bir türlü fetih gerçekleşmiyordu.Bir gün şiddetli bir sarsıntı meydana geldi.Surlarda yıkılmalar meydana gelmişti.Buradan şiddetli bir hucum yapılarak kale süratle ele geçirildi.Asker Allah’a çokça şükür etti.

İstanbul’un Fethi esnasında yardıma gelen Venedik gemileri ile Osmanlı donanması arasında müthiş bir kapışma başlamıştı.Fatih kıyıdan bu mücadeleyi izliyor.Kendini tutamıyor ,bağırıp çağırıyordu.Venedik gemileri Osmanlı gemilerine göre daha hızlı ve yüksek olduklarından bir çok gemimize zarar vererek ,gevşetilen Haliç zincirinin üzerinden geçerek İstanbul’a zafer nidaları ile girdiler.Hırsından ne yapacağını şaşıran Fatih atını hızla Marmara Denizinin sularına sürmüştü.Görevliler bunu engelleyememişlerdi.Bu olaydan sonra hükümdarların savaşta hislerine mani olamayarak ani bir ileri atılma ve hayati tehlike yaşamaları gibi durumların yaşanmaması için atlarının ayakları gümüş zincirlerle bağlanmaya başlanmıştır.

1476 yılında Fatih Sultan Mehmed Boğdan Seferine çıkar.Düşman sefer öncesinde bir ormana saklanmış ,çevreyi yakıp yıkarak ,suları zehirletmişti.Ormanın etrafı kütüklerle kapatılmış,derin hendekler kazılmış ,top tertibatı kurulmuş,yollar kapatılmıştı.Bu durumda askerin her hucumu püskürtülüyordu.Askerin şevki kırılmıştı.Top atışları nedeniyle kimse saldırmıyor ,yerinden kıpırdamıyordu.Buna çok sinirlenen Fatih Yeniçeri Ağası Trabzonlu Mehmed Ağa yı bir güzel azarladıktan sonra askere gürledi:

Dilaverlik kemerin saran böyle mi eder?

Kalkanını alarak atını düşmana sürdü.Kapı halkı onu takiben saldırdı.Yeniçeriler bu durum üzerine ileri atıldılar.Kuşluk vaktinden ikindi vaktine kadar savaş devam etti.Boğdan prensi kaçtı.Savaş kazanıldı ve büyük ganimet elde edildi.

Bu sefer dönüşünde ilginç bir olay daha yaşandı.Ordu Tuna üzerinde geçerken Macar Kralının Tuna kıyısına iki büyük kale yaptırdığı ve karşısına da bir kale yaptırıp buralardan hucum edeceği haberi geldi.Kış başlamasına rağmen durum kritikti.Hemen harekete geçildi.Kaleler tahkim edilmiş,derin hendekler kazılıp içleri su doldurulmuştu.Kaleler kuşatıldı.Fakat müthiş bir kar yağışı ve soğuk başladı.Fakat bir süre sonra hendeklerdeki sular dondu.Üzerini kar ve buz kapladı.Böylece hendek engeli aşılarak kalelerin fethi gerçekleşti.

1517 de Osmanlı ordusu, düğüne gider gibi alevli Sina Çölüne daldı.Neredeyse çölün ortasına varmışlardı. Yavuz Sultan Selim Han hazretleri, birdenbire Karaduman’dan (atı) yere atladı...Onu gören başta Veziriazam Sinan Paşa olmak üzere, Anadolu ve Rumeli Beylerbeyi de atlarından indiler. Rütbe rütbe bütün kumandanlar, sipahiler, süvariler de yaya yürümeye başladılar... Başlarında Halifeyi Rûy-i Zemin olmak üzere, Koca Osmanlı ordusu piyade bir ordu haline dönüvermişti. Üstelik Padişah, çok saygılı bir şekilde ve önüne bakarak yürüyordu...Bütün vezirler kumandanlar, askerler, merak içinde kalmışlardı. Her zamanki gibi Hasan Can’a müracaat ettiler. O da ne olduğunu anlayamamıştı. Fakat öğrenmek için gene ondan başkası cesaret edemezdi. Hünkar’a iyice yaklaştı ve:-Hayırdır İnşaallah Sultanım!...dedi. Bütün ordu merak eyler.. “Devletlû Padişahı mız acep niçin yaya yürürler?” diye telaş ederler.Koca Sultan, sanki öbür dünyayı seyrediyorcasına fısıldadı:-İki cihan Sultanı Peygamber Efendimiz, önümüzde yaya yürürlerken, biz nasıl at üstünde olabiliriz, Hasan Can!..Sevgili Peygamberimizin bu inanılmaz derecede güzel mucizelerinden sonra, ikinci bir mucize daha meydana geldi. 100 yıldır yağmur yüzü görmeyen Sina Çölüne, biraz sonra bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Tıpkı 9 asır önce, Bedr gazasında olduğu gibi. Kaygan kumlar pekleşti, yürümek kolaylaştı. Gaziler ve Mücahidler serinleyip, suya kandılar...Allahü Teâlânın rahmeti ve Peygamber Efendimizin mucizeleriyle kanatlanan Mübarek Osmanlı ordusu da, şeref dolu tarihine yeni bir zafer daha ekledi.Mısır fethedildi.

Sultan 3.Mehmed Döneminde (1596)Haçova Meydan Muharebesinde ise olayla şöyle gelişti.Bir ara düşman kuvveti ordunun içine daldı ve yağmaya başladı. Bunlardan bir kısmı Hazine sandıkları tarafına gelip muhafazasında olan yeniçeri ve süvarilerin kaçmaları üzerine bayraklarını Hazine sandıkları üzerine dikip oynatmağa başladılar. Arkasında Peygamberin hırkası olduğu halde yerinden kıpırdamayan, Sancağ-ı Şerif yanında durarak bu hali bizzat gören Sultan Mehmed, yanında bulunan Hoca Sadedin’e: Efendi şimdiden sonra ne çare etmek gerek ?" diye
sorunca metanetini muhafaza eden Hoca Efendi: Pâdişâhım lâzım olan yerinizde sebat ve karar etmektir; cengin hali budur; ecdadınız zamanında olan tabur muharebeleri ekser böyle vâki' olmuştur; mu'cizat-ı Muhammed Aleyhisselâm ile inşaallahü tealâ fırsat ve nusret ehl-i İslâmındır, hatırınız hoş tutun" diye hükümdarı teselli ediyordu. Artık panik başlamış, hatta pâdişah'ın maiyyeti olan iç oğlanlarından bir kısmı eğerli eğersiz atlara binip kaçmışlardı; bunları görenler pâdişâhı sorunca ikindi vakti bir arabaya binip kaçtı diyerek bozgunu umumîleştiriyorlardı. Bu durum karşısında padişahın dahi kılıcını çekerek savaştığını gören Osmanlı ordusunun geri hizmetinde yer alan cüce,çolak,yemek yapmakla görevli kişiler geri dönerek padişaha saldıran küffarın üzerine odun,taş,balta,bıçak,kepçe gibi yemek aletleri ile atılınca cesarete gelen asker geri dönerek düşmanı büyük bir hezimete uğrattı.

Kazanılan bu zafer Osmanlı nın kazandığı son meydan Muharebesi oldu.

 

Tarkan Suçıkar

 

 

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile