TANRI TÜRK’Ü KORUMUŞ VE YÜCELTMİŞTİ

‘’Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin’’ diye bir söz vardır.Bu sözün hiç gerçek olduğunu düşündünüz mü? Eminiz ki bir çok kişi bunun gerçek olabileceğini düşünmemiştir.Ama gerçekten de Tanrı Türkleri korumuş ve yüceltmiştir.Tanrı’nın Türkleri yücelttiği bilinen bir durumdur açıklamaya çok fazla gerek yok ama nasıl ve neden korumuştur ?İşte bu yazımızın konusudur.

Türklerin bilinen tarihleri Hunlar ile başlar .Yani MÖ 4.yy.Bu tarihten Türklerin kitleler halinde Müslüman olmaya başladıkları 8.yy’a kadar 1200 yıl geçmesi gerekecektir.

Bahsini edeceğimizde işte bu dönemde ki Türklerin ,yani özellikle Hun ,Avrupa Hunları ,Göktürkler’in durumudur.

          Önce bu dönemde diğer çevre toplumların dinsel durumlarına bakmamız gerekmektedir.Orta Asya ve çevresinde yaygın olarak görülen dinsel inanışlara baktığımızda şu inançları görürüz; Putperestlik, Budizm, Taoizm, Manihaizm, Zerdüştlük, Mecusilik, Totemizm, Hinduizm, Brahmanizm vs

Bu inançları inceledikten sonra şu tespiti yapabiliriz.Dünya üzerinde bu yüzyıllar arasında görülen tüm bu inanışlar Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi ilahi dinlerde dahil , Batındır ve konumuzla ilgili olarak genel anlamda Türkler ,ana yurtla bağlantısı kopan küçük bazı gruplar dışında bu inançlarla ihata edilmiş olmalarına rağmen bu inanışlara itibar etmeyecek şekilde Allah tarafından çeşitli şekillerde muhafaza edilmişlerdir.Burada Türklerin yaygın yaşam biçimi olan yarı göçebeliğin de Türkleri çevresindeki bu sapık inanışlara karşı koruyan ve onların bu komşularla ilişkilerini sınırlandıran bir etki yaptığını belirterek tafsilata girmiyor,bununda Allah’ın bir hikmeti olduğunu belirterek geçiyoruz.

 

Şimdi Türklerde ki dinsel düşünceye bakalım.Bahsini ettiğimiz dönemde Türkler de görülen genel inanış Göktanrı inancı idi.Yani Türkler tek Tanrı ya iman ediyorlardı.Dinleri kesinlikle Şamanizm falan değildi.Onlar hiçbir zaman puta tapmamış, Haniflik inanışına mensup olarak kalmış asil kimselerdi.Yani Hz.İbrahim inanışına sahiptiler.türklerin Hz.İbrahim’in eşi Kantura soyundan geldikleri hakkında rivayetler için bakınız:

-http://tarihimiz.net/v3/Haberler/Editorden/HADIS-I-SERIFLERDE-TURKLER.html

Zaten Şamanizm bir din olmadığı gibi Şamanlar da din adamı falan değildir.Şaman büyü yapan ,fal bakan bir kimsedir.Onları bu günkü üfürükçü ve falcılara benzetebiliriz.Yani dinle ilgili bir durumları yoktur.Fakat Batılı bilim adamları ,Türklere sizin eski dininiz Gök Tanrı inancından ziyade böyle bir dindir diyebilmek için Şamanizm’i ileri sürmeye ve insanımızı kandırmaya çalışmaktadırlar.İçimizdeki mankurt’larda bu görüşü desteklemektedirler.

Konumuzu başka tespitlerle açmaya devam edelim.Türk ve Arap toplumları arasında İslam dininin yayılma oranlarına bakmanın bu noktada yararı olacaktır.Bilindiği gibi İslam dini ilk Arap toplumuna hitap etmiş olan evrensel bir din dir.Peygamberin ilk mesajına ve mucizelerine tanıklık etmiş olmalarına rağmen ,Araplar arasında İslam dininin yayılma oranı Türklerden düşüktür.

Türklerse Peygamberden 2 yy sonra İslam dini ile tanışmaya başladılar ve ırkçı Emevi politikası ortadan kalktıktan sonra kendi istekleri ile müslüman oldular.Onlar peygamberin mesajına Araplardan çok daha geç muhatap olmalarına rağmen zaten asırlardır bu inanca hazır bekledikleri için ,bu dini görür görmez İslam’a koştular.Türkler arasında İslam dininin yayılma oranı ise %99 dur denilebilir.

Türklerin İslam dinine girişlerine kadar yaşanan olaylara da bakarsak bu dönemlerde bir hayli enteresandır.

Emeviler İslam Devleti zamanında , devletin sınırları Türk ülkelerine Ceyhun Nehri’nin ötesine ulaşmıştır.Bu hızlı yayılmada ırkçı (Arap ırkçılığı),emperyalist (sömürgeci) ve yağmacı bir zihniyet ön plandadır ve İslam’ı başka milletlere benimsetme ,yayma gibi bir düşünceden eser yoktur.Bu nedenle bu dönem Türk Arap ilişkileri bozuktur ve Türkler Arap yayılmacılığına karşı mukavemet etmektedirler.

Bahsettiğimiz dönemde Türklerin İslam’a kitlesel girişleri görülmemiştir.Zira İslam Devleti adını taşıyan Emevi Devleti ve toplumu İslam dinini yaşamak şöyle dursun ,onun ilkelerine tam ters hareket ediyordu.

Bu dönem ilginçtir Emevi ve Arapların altın Çağı iken Türklerin adeta en zayıf zamanlarından biridir.Bu dönemde Türkler Emevi yayılmacılığını durduracak siyasi bir güçten yoksundular.Allah tan ki yoksundular ,zira Türklerde bu dönemde güçlü olsalardı ,iki taraftan biri muhakkak kırılacaktı.Ya İslam yada Türklük belki de yok olacaktı.Bu zamanlama da tamamen Allah’ın takdiridir.

Bu siyasi ortamda Emeviler Asya da ve Kafkasya da çok aşırı zorlanmadan ilerlediler.Türklerde mücadele etmelerine rağmen genelde zorunlu olarak baş eğerek Emevilerle anlaşmalar yaparak varlıklarını devam ettirdiler.Allah Türkleri zalim ,acımasız ve katliamcı Emevilerin şerrinden böylece bir kez daha korumuş oldu.Deyim yerindeyse Türkler Emevilerle bu dönemde güçleri yettiğince mücadele edip ,zayıf olan güçleri bittiği yerde ,eyvallah dediler.

Fakat Emeviler’in kurduğu zulüm düzeni bir süre sonra Türklerinde karıştığı büyük bir isyana neden oldu. Emeviler , Ebu Müslim el Horasani isimli bir Türk’ün önderliğinde çıkan bir isyan neticesinde Emeviler yıkılıp gittiler.Üstelik 750 de Abbasiler devleti kurulduktan sonra Türkler, 751 Talas savaşına Abbasilerin yanında girerek kendi kaderlerini çizdiler.Hatta bu bir anlamda, Türklerin dünya tarihininde kaderini çizmeye başladıkları bir olaydır denebilir.

Türkler, Abbasi devletinin kuruluşundan yıkılışına kadar son derece etkili oldular.Kitleler halinde müslüman olmaya başladıktan sonra Halife Mutasım, Türkleri ön plana çıkardı.Bundan sonra güç yavaş yavaş Türklerin eline geçmeye başladı.Abbasi Devleti artık Türkler olmadan ayakta kalamıyordu. 945 de Abbasi halifesini Büveyhilerin elinden Gazneli Mahmud,1055 de Tuğrul Bey kurtarmıştır.1055 tarihinde halife Tuğrul Bey’e Doğu’nun ve Batı’nın hükümdarı ünvanını vermekle hilafet makamının sahip çıkamadığı tüm dünyevi yetkileri Türklere bırakmış oluyordu.1258 de Hülagu han Abbasi devletine son verince halifelerin elinden tutan yine Türk Memlük Sultanı Baybars oldu.1517 de zaten halifelik tamamen Osmanlılara geçti.

İşte böylece Türklerin güçlenişi döneminde de Araplar zayıflamışlardı.Bu iki gücün kuvvetli zamanları keşişmiş olsaydı, İslam bu denli gelişemezdi.İki güç birbirlerine zarar verirler muhakkak birisi birisini yok eder yada gelişmesini sekteye uğratırlardı.

Özellikle Türkler ,Arapların iç çatışmalarla enerjilerinin tükendiği bir dönemde onlardan İslam’ın kılıcını aldılar.Bundan sonra İslam Dini , Emevi ve Abbasilerden çok daha büyük düşünen Türklerin elinde Anadolu ,Balkanlar ,Avrupa, Asya da Hint Yarımadasına kadar ulaştı.Çıkarın İslam Tarihinden Türkleri ve geriye ne kaldığını hesap edin.Asrı Saadet,Dört Halife Dönemi, Zalim Emeviler ,Endülüs Emevileri ve Abbasiler o kadar…

Türklerin müslüman olmasından sonra kurulan müslüman devletleri incelersek göreceğiz ki Türk olmayan İslam devletleri kendi iç bütünlüklerini dahi zor sağlarken ,Türkler onlarca imparatorluk ,yüzlerce beylik kurarak kıtalara kolayca hükmetmişlerdir.Osmanlılar ,Karahanlılar,Gazneliler,Büyük Selçuklular,Anadolu Selçukluları ,Timur devleti ,Tolunoğulları ,Ihşıdiler ,Babür devleti ,Altınordu ,Safeviler vs

Peki Türk’ün sırrı neydi? Türk’ün sırrı onun İslam öncesinde de mevcut bulunan tek Tanrı inancıydı.Bu inanç onu şekillendirmiş, cemiyete dirlik ve düzen sağlamış , birbirine bağlamış , kaynaştırmıştır.

Sanırız Tanrı şimdide yerin dibine batırmayı uygun görüyor.

Tarkan Suçıkar

Tarihimiz.net


Bu habere benzer haberler:

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile