| SULTAN MURAD’IN ASLAN PENÇESİ İMZASI |
|
Ahidnâmeyi tasdik zamanı gelince, Murad, imza etmesini bilmediÄŸinden, elini mürekkebe batırarak -üç parmağı ortada birleÅŸmiÅŸ ve baÅŸ parmağı ayrılmış olarak- ahidnâmenin ser-levhâsına bastı .(1) Bu imza ÅŸekli (TuÄŸra), I. Murad'ın halefleri olan padiÅŸahların hepsi tarafından kabul olunmuÅŸtur. Yalnız daha sonraları hattatların imzayı girift harflerle süsleyerek, saltanat tahtında bulunan pâdişâhın ismini husûsî ÅŸekilde yazmışlardır. TuÄŸra, çizgilerinin bugün taklîd etmekte bulunduÄŸu bu kaba el niÅŸanesinin ortasına PâdiÅŸah'ın ve pederinin ismiyle «El-Muzaffer Dâima» vasfı konulmaktadır. Sonraları bu alâmeti fermanların, ve beratların üstüne koymaÄŸa memur olan hattat «NiÅŸancı-başı» unvanıyla devlet müsteÅŸarı veyahut sultânın mührünün muhafazası hizmetim ki Devlet'in büyük memuriyetlerindendir- hâiz idi . Murad'ın  ilimden hiçbir nasibi olmadığını ve ilimlerin kudretini hafife aldığını gösterir bir vak'a da, Åžark edebiyat ve ilimler târihinde mümtaz bir mevki iÅŸgal eden üç âlimin onun saltanatı zamanında, kendilerine lâyık surette yaÅŸayabilmek için, yabancı memleketlere gitmeÄŸe mecbur olmalarıdır. Bunların birincisi riyâziyyûn (matematik âlimleri) dan Mahmud'dur ki, münevver fikirli hükümdar ve pek şöhretli hey'et-ÅŸinâs (astronomi âlimi) Uhığ BeÄŸ'in muallimi olmuÅŸ, «Kadı-zâde-i Rûmî» unvanıyla Semerkand camiinde ders vermiÅŸtir.İkincisi lisân âlimlerinden Molla Cemâlü'd-dîn Aksarayî'dir ki, Karaman'da Zincirli Medresesi'nde müstahdem bulunmuÅŸtu. Bu meÅŸhur muhacirlerin üçüncüsü de akaîd âlimlerinden ve Kayseri hükümdarının kadısı Ahmed Burhânü'd-dîn dir. Kanaatimize göre ise Sultân I. Murad'ın ahidnâmeye el basması, yazı bilmediÂÄŸinden olmamak gerektir. Kemâl BeÄŸ'in Osmanlı Târîhi'nde de (s. 187) beyân olunduÄŸu üzere resmî evraka pençe basÂmak Cengiz zamanında icâd olunmuÅŸtu; Cengiz elini kırmıÂzı mürekkebe batırdığından, menÅŸurlarına «al tanığa» deniÂlirdi. Ayrıca 1.Murad Han’ın mensup olduÄŸu OsmanoÄŸulları ailesi daha ilk devirlerinden itibaren ilim dostu olan emsalsiz savaşçı ve kumandanlar yetiÅŸtirdikleri gibi Orhan Gazi’nin kardeÅŸi Alladdin örneÄŸinde olduÄŸu gibi bilgin ve alimlerde yetiÅŸtirmiÅŸlerdir.İlim düşmanı olduÄŸu iddia edilen Murad onun yeÄŸeni ve öğrencisidir.Bunun yanında o ünlü Åžeyh Edebali’nin de torunudur.Etrafında hep İranlı yazar ve bilginler bulunduÄŸu kaynaklarda belirtilir. Gibbons’un da pek güzel tarif ettiÄŸi gibi Osman Gâzi etrafına bir ırk toplamış, Orhan Gâzi bir devlet vücûda getirmiÅŸ, fakat imparatorluÄŸu Murâd-ı Hüdâvendigâr kurmuÅŸtur. Cehaletin ilk düşmanı İslamdır.Bu nedenle Murad gibi tahta çıkmaya aday bir ÅŸehzadenin okuma yazma bilmeyecek kadar cahil bırakılması söz konusu dahi olamaz. Tüm bunlara raÄŸmen Sultan Murad böyle bir ÅŸekilde imza atmışsa bunu ,düşmanın elinde kalacak bir belgeye aslan pençesi ÅŸeklinde imza atarak her bakana korku salmak isteÄŸi ÅŸeklinde de yorumlayabiliriz. Bundan baÅŸka bahsedilen devirde doÄŸuda en basit vatandaşın dahi en azından okuma yazma bilmese dahi imzasını yada ismini kazıttığı bir mühür yada yüzük taşıdığı bilinmektedir. Tarkan Suçıkar (1) Hammer’in dipnotuna göre -Engel, Raguza Târihi, s. 141.- Bu ahidnâme bugün Raguza Evrak mahzenindedir. |


Yorumlar