| SON OSMANLI CİHAD-I EKBERİ ORJİNAL METİN VE ETKİLERİ |
|
Müslümanları din namına harbe iştirake davet eden vesikaya Cihad Fetvası denir. Bununla genç, ihtiyar, zegin, fakir bütün Müslümanlar bedenleriyle ve mallarıyle harbe çağırılıyorlardı.Osmanlılarda cihad fetvası ilk zamanlarda en büyük din memuru sayılan Müftü,sonralarıda Şeyhülislam tarafından çıkarılırdı.Cihad fetvalarının sonuncusu 1. Dünya Savaşı nedeniyle çıkarılmış olan fetvadır.Bu fetva aynen şöyledir: 1-İslamiyet aleyhine tehacüm-i adavakı ve Memalik-i İslamiye nin gasb ü garatı ve nufus-ı İslamiyenin sebebi ve esir edilmeleri mütehakkak olunca padişah-ı İslam Hazretleri nefir-i am suretiyle ayeti celile hükm-i münifince kaffe-i Müslimin üzerine cihad farz olup genç ve ihtiyar ,piyade ve suvari olarak bil cümle aktardaki müslimin malen ve bedenen cihada müsaraat eylemeleri farz-ı ayn olur mu?
El cevap:Olur. 2-Bu suretle el yevm makam-ı hilafet-i İslamiye ve memalik-i mahruse-i şahane sefain-i harbiye ve asakir-i berriyesiyle hucum etmek suretiyle hilafet-i İslamiye ye aduv ve nufus ve neuzu billahi taala nur-i ali-i İslamiyetin ıtfa ve imhasına sai bulundukları mütehakkak olan Rusya ve İngiltere ve Fransa anlara muin ve zahir olan hükümetlerin taht-ı idarelerinde bulunan kaffe-i müsliminin dahi mezkurhükümetlerin aleyhine ilan-ı cihad ederek bilfiil gazaya müsaraat eylemeleri farz olur mu? El cevap:Olur 3-Bu suretle maksudun husulü cemi-i müslüminin cihada müracaat eylemelerine mütevakkıf iken bazıları neuzu billahi taala tehalüf etseler tehalüfleri masiyet i azime olup gadab-ı ilahiye ve bu mesuliyet-i şenianın cezasına müstehak olurlar mı? El cevap:Olurlar. SON CİHADLA İLGİLİ DEĞERLENDİRME-Murat Bardakçı Devlet olarak son resmi cihadı, 1914'ün 14 Kasım'ında biz ilán etmiştik. Ama ‘‘İslam'ın düşmanlarına’’ karşı yayınladığımız cihad fetvası bir işe yaramamış, İslam dünyasının bir bölümü burnumuza bize karşı yazılmış bir başka fetva dayamış, Hristiyanlar'ın yanısıra Müslümanlar ile de savaşmak zorunda kalmış ve bu fetvalar savaşı binlerce askerimizi canından etmişti. İşte,88 yıl önce yaşadığımız bu hayal kırıklığının öyküsü: Tahtta Sultan Reşad, iktidarda İttihad ve Terakki Partisi vardı. Türkiye 11 Kasım günü Almanya ile Avusturya'nın müttefiki olarak İngiltere, Fransa ve Rusya'ya savaş ilán etmiş, seferberliğe gitmiş ve dünya harbine katılmıştı. Savaş açtığımız her üç devletin bayrağı altında milyonlarca Müslüman yaşamaktaydı, karşı taraf da seferberlik ilán etmişti ve ordularında onbinlerce Müslüman asker vardı. Babıali'de bu askerlerin Osmanlı'ya karşı savaşmalarının önüne geçmenin; düşman memleketlerde, özellikle de sömürgelerde yaşayan Müslümanlar'ı hükümetlerine karşı ayaklandırmanın yolları arandı ve çözüm ‘‘Hiláfet’’te bulundu: Osmanlı padişahları aynı zamanda ‘‘Halife’’, yani İslam áleminin lideri idiler ve ‘‘Sultan-Halife’’nin ilán edeceği bir ‘‘cihad’’, bütün Müslümanları bir anda Hiláfet bayrağının altında toplardı. Cihad fetvası ardarda beş ayrı fetvadan meydana geliyordu ve zamanın Şeyhülislám'ı Ürgüplü Hayri Efendi hazırlamıştı. İlk fetvada İslam padişahının cihad ilán ettiği, bütün Müslümanlar'ın ‘‘mallarıyla ve bedenleriyle’’ bu cihada katılmalarının farz olduğu söyleniyordu. İkinci fetva İngiltere, Fransa, ve Rusya'daki Müslümanlar'ı bu üç devlete karşı birleşmeye çağırıyordu. Üçüncü fetvada, cihad emrine uymayanların Allah'ın gazabına ve musibete uğrayacakları hatırlatılıyordu. Dördüncü fetva İngiliz, Fransız ve Rus ordusunda bulunan Müslüman askerlerin İslam ordusuna yani Osmanlı askerlerine karşı zorlansalar bile savaşmalarının ve bir başka Müslüman'ı öldürmelerinin haram olduğunu anlatıyordu. Son fetvada ise İngiltere, Fransa, Rusya, Sırbistan ve Karadağ Müslümanları'nın İslam Hükümeti'ne yardım eden Almanya ve Avusturya'ya karşı savaşmalarının Hiláfet'in aleyhine olacağı söyleniyor, bu işe kalkışan bir Müslüman'ın büyük günah işlemiş sayılacağı, her türlü fenalığa müstahak olacağı ihtar ediliyordu. Fetva, 1914'ün 14 Kasım sabahı Süleymaniye'deki Meşihat binasından, yani Şeyhülislamlık makamından Fatih Camii'ne büyük bir merasimle götürüldü ve camiin avlusunda bekleyen binlerce kişiye hitáben ‘‘Fetva Emini’’ Ali Haydar Efendi tarafından okundu. Cihad ilán edildiğini öğrenen halk gözyaşları içerisinde dua ediyor, minarelerden salá veriliyordu. Bir hafta sonra, fetvanın İslam dünyasına duyurulması maksadıyla bir beyanname yayınlandı. Metnin altında Şeyhülislám Ürgüplü Hayri Efendi'nin, daha önce şeyhülislámlık yapmış olan üç kişinin, on bir kazaskerin ve devrin önde gelen on dört din áliminin imzası vardı. İşin acı tarafı, işte bütün bunlardan sonra yaşananlardı... Bel bağlanan fetvalar hiçbir işe yaramadı ve cihadı kimseler ciddiye almadı. İngiliz ve Fransız idaresi altındaki Müslümanlar'ın değil siláhlı mücadeleye, taş atmaya bile dermanları yoktu. Müttefikler karşımıza hem kendi birliklerini, hem de sömürgelerinden getirdikleri her renkten binlerce askeri yığdılar. Çanakkale'de savaştıklarımızın bir kısmı Müslüman'dı, hatta İstanbul'u işgal edenlerin arasında İngilizler'in Hindistan'dan, Fransızlar'ın da Senegal'den getirdikleri ‘‘din kardeşimiz’’ vardı. Bütün bunların ötesinde, ilán ettiğimiz cihadın hiç mi hiç uğramadığı yer, kutsal topraklar oldu. İngilizler'in dağıttığı altınlar Arap dünyasına cihaddan daha cazip geldi; Şerif Hüseyin bize bir karşı fetva ile cevap verdi, o da cihad ilán etti ve başlatığı isyanla sadece Arap yarımadasını değil, onbinlerce askerimizi de geri gelmemecesine oralarda bıraktık.
|


