SAFEVİ HANEDANI HAKKINDA BİLGİLER

http://www.alevi.dk/images/image039.jpgOn altı ile on sekizinci yüzyıllar arasında İran’da hüküm süren hânedân. Evliyânın büyüklerinden olan Şeyh Safiyyüddîn Erdebîlî’nin soyundan geldikleri için, Safevî ismiyle anıldılar.

Safevîlerin dedesi olan Safiyyüddîn Erdebîlî, 1252-1334 yılları rasında Erdebil ve civârında yaşamış bir veliydi. Kendisi ve halîfeleri zamânında yolu, İran, Irak ve Andolu’da yayıldı. Osmanlı pâdişâhlarının, Tîmûr Han ve Akkoyunluların ilgi ve yakınlıklarını gördüler.

1-Şeyh Safiyüddin İshak-Tarikatın kurucusu Sünni şeyh’tir.Moğol İlhanlılardan bir çok kimsenin müslüman olmasına vesile olmuş ve bu sayede ün salmışlardır. Şöhretleri Osmanlı sarayına dahi ulaşmıştır. Osmanlı sultanları bunlara her yıl ‘’Çarağ Akçesi’’(Çerağ) adıyla bir miktar yardım gönderirlerdi.

2-Şeyh Sadreddin Musa-57 sene tarikatın şeyhliğini yapmıştır.Onun zamanında tarikatın gelirleri öğrencilere dağıtılmaya başlanmış,tarikat bölgede hatırı sayılır bir politik güç olmuştur.

3-Hoca Ali-Tîmûr Han, Safiyyüddîn Erdebîlî’nin torunlarından Hoca Ali’ye Erdebil şehrini vermiş ve burada bağımsız hareket etme yetkisi tanımıştı. Anadolu’ya daha önceki devirlerde yerleşmiş olan Bâtınîler ve Tîmûr Han tarafından Anadolu’dan götürülen Türkmenler, Safeviyye yolunun mensupları arasına girdiler. Bâtıniyye sapık fırkasının, Eshâb-ı kirâm düşmanlığını esas alan fikirlerini Safevîler arasında yaymaya başladılar. Hoca Ali’nin torunu olan Cüneyd’e de, Eshâb-ı kirâm düşmanlığını bulaştırdılar.Bunun zamanında Şii’liğe meyil ve Şii lik dönüşümü başladı.Timur ona saygı duyuyordu. Anadolu ya onuda yanında getirtmiştir.Hoca Ali sayesinde 30.000 esir serbest bırakıldı.Bunların bir kısmı Erdebil de kaldı.Kalanlar en koyu Kızılbaş boyları oluşturdular.Anadolu ya dönenlerse gönüllü Şah İsmail ‘’Dai’’ si (propagandacısı) olmuştur.

4-İbrahim

5-Şeyh Cüneyd -Cüneyd, Bâtınîlerin fikirlerinin etkisinde kalarak doğru yoldan ayrıldı. Ehl-i sünnet îtikâdında olan Müslümanların nefretini kazanan Cüneyd, baba ve dedelerinden dolayı kendisine gösterilen hürmet ve sevgiyi istismâr edip, siyâsete karıştı. Bölgeye hâkim olan Karakoyunlulara karşı zaman zaman ayaklanmalar düzenledi. Bu yüzden memleketini terk etmeye mecbur kalarak, bir ara Osmanlılara ve Karamanoğullarına sığındı. Ancak, sapık fikirlerinden dolayı buralarda da tutunamadı. Trabzon Rum İmparatorluğunu kuşattı ,fakat alamayarak çekildi.Güney ve Güneybatı Anadolu ile Sûriye’nin kuzeyindeki Türkmenler arasında sapık fikirlerini yayarak, bu bölgede bir beylik kurmaya çalıştı.Fakat Mısır Memlûk hükümdârlarının müdâhalesiyle başarısızlığa uğradı. Sonra Trabzon ve Canik bölgesine giderek burada faaliyetlerde bulundu. Akkoyunlu Hükümdârı Uzun Hasan, Şeyh Cüneyd’in nüfûzundan faydalanmak üzere onu kızkardeşi Hadîce Begim’le evlendirdi. Bu evlilikten Haydar adında bir oğlu dünyâya geldi. Gürcistan ve Çerkez ülkelerine seferler düzenledi. Şirvan hükümdârı Halil ile yaptığı muhârebede öldü (1460).

Şeyh Cüneyd den itibaren hanedan kendini seyyid ilan ederek , Hz Ali soyundan saymaya başladı.Halbuki bunlar tamamen Türk’türler.

6-Şeyh Haydar-Cüneyd’in yerine oğlu Haydar geçti. O da açıkça Eshâb-ı kirâm düşmanlığını yaymaya çalıştı. Dayısı Uzun Hasan’ın kızı Halîme Begim Âlemşâh’la evlendi. Bu evlilikten, meşhur Şâh İsmâil dünyâya geldi. Akkoyunlularla akrabalık bağlarını daha da pekiştiren Haydar, gücünü arttırdı. Kendine tâbi olanlara, kızıl başlıklar giydirdi. Bu sebeple ona tâbi olanlara “Kızılbaş” adı verildi. Babasının öcünü almak üzere Şirvan hükümdârı Ferruh Yesâr üzerine yürüdüyse de 1488’de yapılan savaşta öldü.

Onun zamanında tarikat merkezi bir silah deposu ,diğer bir deyimle kışlaya dönüştü.Kendisi de bir silah ustasıydı.Müritleriyle beraber oturup binlerce ok ve yay yaptılar.

Aynı zamanda onun zamanında kıyafet reformu yapıldı.Tarikata katılanlar, 12 dilimli ve her dilimi bir imamı simgeleyen ve imamların adının yazılı olduğu kızıl börk giymeye başladılar.Bu nedenle de bunlara ‘’Kızılbaş’’ denildi.Bunlar bu lakapla anılmaktan gurur duyarlardı.

7-Şah İsmail-Şâh İsmâil Safevî, öncelikle çevresindeki beylik ve devletlerle savaşıp bâzılarını hâkimiyeti altına aldı. Şiîliği yayarak Tebriz’de on iki imâm adına hutbe okutup, kendi adına para bastırdı.

Şah İsmail hakkında ayrı bir yazı üzerinde ayrıntılı şekilde duracağız.

 

Safevî Hükümdârları

 Tahta Geçişi

Şâh İsmâil-I

 1501

I. Tahmasb

 1524

II. İsmâil

 1576

Muhammed Hudâbende

 1578

I. Abbâs

 1588

I. Safî

 1629

II. Abbâs

 1642

I. Süleymân (II. Safî)

 1666

I. Hüseyin

 1694

II. Tahmasb

 1722

III. Abbâs

 1732

II. Süleymân

 1749

III. İsmâil

 1750

II. Hüseyin

 1753

Muhammed

 1786

 

(III. Abbâs’tan Muhammed’e kadar olan son beş hükümdâr, İran’ın bâzı kısımlarında ismen hükümdârdır.)

Tarkan Suçıkar

 


Bu habere benzer haberler:

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile