|
Yazının başlığına bakarak ne alaka diyebilirsiniz.Fakat bahsedeceğimiz Viyana kuşatması ile Ay Çöreği ve Kapuçino nun yakından ilgisi olduğunu yazının sonunda göreceksiniz. Önce 1. Viyana Kuşatmasından bahsedelim biraz. Bilindiği gibi 1. Viyana Kuşatması Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1529 da ilk defa kuşatılmıştı.Ancak Türk’ün karşısına çoğu zaman olduğu gibi çıkma cesareti gösteremeyen Avusturya ordusunun Viyana ya çekilmesi ve kendini sağlam surların ardına atması üzerine ,düşman bulunamamış ,sırf gözdağı vermek amacıyla şehir kuşatılmıştır.Fakat Osmanlı ordusu Viyanayı almak için değil bir meydan savaşı yapmak amacıyla geldiğinden kuşatma topları getirilmemişti.
|
|
Genel olarak Eski Türk Devletlerinin kuruluşunu bir tesbihe benzetebiliriz.Bilindiği gibi eski Türkler boylar halinde yaşarlardı.Zaman içerisinde boylardan birisi güçlenir , diğerlerini hakimiyetine alır ve tesbihin en büyük boncuğu olan imame gibi baş olurdu.Diğer boylarda tesbihin diğer taneleri olan boncuklar gibi imame nin çevresine dizilirlerdi.Türk Kültürü ve töresi ise boyları bir arada tutan bağ yani tesbihin ipi gibidir. Devletlerin kuruluşu gibi yıkılışlarıda işte bağın zayıflaması ve sonunda kopması ile olur.Türk kültür ve töresinin zayıflaması tesbihin ipinin çürümesi gibidir.Özellikle dış tesirler nedeniyle boylar arasında düşmanlık girmesi,nifak sokulması ,Çin’in lüks yaşantı ve kültürünün benimsenmesi gibi nedenler boyları birleştiren bağı koparır ve neticede Türk birliği dağılır,aynı tesbih kopunca boncukların ortaya saçılması gibi başsız kalan Türk boyları dört bir yana dağılırlardı.
|
     1878 yılı…93 Harbi yeni bitmiş.Savaş sonunda Rusya Balkanlarda hakim konuma gelmiş ve Osmanlı Devletine Ayasofya da istediklerini kabul ettirmişti.Fakat Osmanlı özellikle İngiltere yi devreye sokarak Ayastefanos Anlaşmasını geçersiz kıldırmış ve yeni anlaşmanın şartlarının Berlin de yeniden düzenlenmesine karar verilmişti. Osmanlı üzerinde Rus baskısı iyice bunaltıcı hale gelmiş.Pusu da bekleyen Ermeniler için bulunmaz fırsat ortaya çıkmıştı.. Hemen bir Ermeni heyeti hazırlanıp yola çıkar.Bu çok özel heyet Berlin’e gitmeden önce İngiltere ve Fransa ya uğrayıp taleplerini iletecek,kamuoyu oluşturacak ve Ermeniler lehine bir rüzgar estirecektir.Gırimyan Patrik başkanlığındaki Ermeni Heyeti İngiltere ye ulaşır.Önce burada İngiliz Ermenileri ile görüşmeler ve toplantılar yapılır.İzlenecek strateji ve İngiltere de neler yapılacağı görüşülür.
|
|
Tarihin Tanımı: Tarih ,insan topluluklarının yaşayışlarını ,birbirleri ile olan ilişkilerini (savaş, barış, antlaşma, ticari ve kültürel ilişki vb) yer ve zaman göstererek ,belgelere dayandırarak ,neden-sonuç ilişkisi içerisinde ,objektif bir şekilde ele alıp değerlendiren bir bilimdir.  Tarihin Konusu: Tarihin konusu insanlığın geçmişine ait her şeydir.Fakat inceleme yapılırken kişisel konular ayrı tutulur.Bir kişinin veya olayın tarihin konusu olabilmesi için ,kişi veya olayın topluma mal olmuş,kişisellikten ayrı olarak çevresine belli bir etkide bulunmuş olması gerekmektedir. Olay:Tarihi süreç içinde bir anda ortaya çıkan gelişmelerdir.Talas Savaşı ,Malazgirt Savaşı gibi Olgu:Çeşitli olayların sonuçlarına dayanarak ortaya çıkan uzun süreli ve karmaşık durumlara olgu denir.İstanbul’un Fethi,Anadolu’nun Türkleşmesi,Coğrafi Keşifler gibi
|
|
Zaman korkunç daire…İlk ve son nokta nerde? Bazı geriden gelen yüzbin devir ilerde… Barbar kelimesi Roma’lıların Roma’lı olmayanlara verdikleri isimdir.Yabancı ve ilkel anlamına gelir.Roma’lılar topraklarını tehtit eden yağmacı ,savaşçı ,medeniyetten uzak hatta ona düşman ve düzensiz ,nizamsız Cermen kabilelerine (Ostrogot, Vizigot, Alan, Burgond, Vandal, Alaman vs.) bu adı veriyorlardı.Zaman içerisinde Barbar kelimesi Avrupalılar tarafından son derece yanlış ve kasıtlı olarak Türkler içinde aşağılama amacıyla kullanılır oldu.Çünkü yukarıda bahsedilen yağmacılık ve savaşçılık özellikleri bir kavmin barbar olarak nitelenmesi için yetersizdir.Bir kavme barbar denebilmesi için en önemli unsur medeniyetten uzak olmaktır.
|
|
Binlerce yıllık övünç ve kıvanç dolu bir tarihin sahipleri onlar. Tarihin her döneminde 1.Göktürklerin yıkılışından 2.Göktürklerin kuruluşuna kadar geçen 50 yıllık karanlık dönem hariç tutulursa (630-680) her daim muhakkak güçlü bir devletle temsil edilmiş ,bağımsızlık aşığı asil millet onlar. Çin kaynaklarının belirttiği gibi hasta yatağında ölmeyi bir Tanrı cezası kabul eden ve bu tür kimselere günahkar gözüyle bakan insanlar onlar. Balian’a Kudüs’te ,Papa ya Roma da diz çöktüren,İstanbul surları önünde fırtınalar estiren ,devrin kaynaklarında rüzgar kanatlı atların üzerinde uzun saçlı insanlar olarak tarif edilen Türklerdi onlar.
|
|
Orta Çağ Avrupa Tarihinin Muhteşem Türk-İslam Tarihine bakarak Karanlıklar Çağı olduğu söylenebilir.Orta Çağ Avrupası Kanlı Kilise Tarihidir aynı zamanda… Kilise bir çok yönden büyük güçlerle donatılmış durumdadır.Din ,eğitim hatta yeri geldiğinde yönetim onun elindedir.İnsanları yargılar, cezalandırır, işkence eder veya öldürür.Cadı avlarına çıkar,akıl hastası zavallıların içinden ateşte yakarak şeytan çıkarır.Dokunulmazdır ,vergiden ve angaryalardan muaftır.Gücünü ve bilgisini İncilden aldığı iddiasındadır.Ama onu denetleyecek hiçbir güç yoktur ki doğru söyleyip söylemediği anlaşılabilsin.
|
Yunanca "Evangelion"; iyi haber, müjde demektir. Esas itibariyle Hz. İsa'nın hayatını, mucize ve faaliyetlerini, söylediği hikmetli sözleri, tebliğ etmiş olduğu şeriat hakkındaki peygamberane hakikatları anlatmak için kullanılmıştır. Hz. İsa’nın konuştuğu dil Aramca’dır.Fakat hiçbir İncil bölümü Aramca değildir.Bu gün Hıristiyanlar tarafından kabul edilmiş tüm İncil bölümleri Grekçe dir.Ancak Grekçe Hz.İsa’nın öğretisine hem düşünsel hem de dil anlamında ters bir lisandır.
|
|
Cumhuriyet halkın kendini yönetmesi,Halk Hükümeti demektir.Demokrasinin en gelişmiş şekli olarak Cumhuriyet bir tarihi gelişmenin sonucudur.Bizde şeklen Cumhuriyet 29 Ekim 1923 de ilan edilmesine rağmen kurumların oluşturulması itibarıyla  ilanından önce 23 Nisan 1920 de TBMM’nin ve yeni Türk Devletinin kuruluşu ile varlığını ortaya koymuştur.Bu yeni düzen ise Türk Milletine uygunluğundan dolayı tercih edilmiştir.
|
Bembeyaz adam karlara karıştı.Canını bile kara toprağa değil beyaz karlara verdi. Bismillahirrahmanirrahiym Ardından yazmak ne kadar zor.Ne kadar alışılmadık abi. Bazen kızdık sana ,bazen söylendik.Ama bil ki sitemden öte değildi sözlerimiz.Hiç kötü zan beslemedik.Kötülüğünü istemedik.Sadece isyandı sözlerimiz,aynı yolda ayrı yürümeye… Ama en azından yol aynıydı.Sen dönenlerden değildin.Davandan dönmedin. Sen Yunus Emre’ydin biz Mevlana…Yol aynı yordam ayrıydı sadece…
|
|
Prefrontal korteks ile secde arasında kurulan bu müthiş ilişki akıllara durgunluk veriyor...
Prefrontal Korteks ve secde arasındaki ilişki oldukça önemli.Evrimciler insanın maymundan türediğini iddia ederler ya... İnsan beyninin maymun beyninden çok farklı çalıştığını elbette biliyoruz.Ama biz bilinmeyen bir  farklılığı açıklayalım istedik. Bu fark Prefrontal Korteks dir ve ne işe yaradığı uzun yıllar anlaşılamamıştır.(1960 lara kadar)Bu nedenle beynin bu bölümüne suskun bölge denmiştir.Beynin her hangi bir bölgesi elektirik akımı ile uyarıldığında vucutta mutlaka bir tepki görülmesine rağmen bu bahsettiğimiz bölgeye uygulanan akım hiç bir tepkiye yol açmaz.
|
Türk Hükümdar tipi Karizmatik Hükümdarlık tipine girer. Dünya devletlerinde Hükümdarlık anlayışı üç’e ayrılır.Gelenekçi Hakimiyet (Hükümdarlık) , Karizmatik Hakimiyet ,Kanuni Hakimiyet Türk Hükümdar tipi Karizmatik Hükümdarlık tipine girer.Bu anlayışa göre yönetme yetkisi gelenek yada kanunlardan değil doğrudan doğruya Tanrı nın kendisinden gelen ve yönetici hanedana verilen doğa üstü niteliklerden kaynaklanır.Bu anlayışı kabul etmiş bulunan halk hükümdara bu yetkiyi Tanrı verdiği için ,onun verdiği her buyruğa uyar ,çıkardığı her kanunu tereddütsüz kabul eder.
|
Bazı Tarih bilmezler Türklerin Totemist ve putperest olduklarını, kurt’a taptıklarını söylerler. Bazı Tarih bilmezler Türklerin Totemist ve putperest olduklarını, kurt’a taptıklarını söylerler.Buna da delil olarak Türklerin kurt’tan türediklerini iddia etmeleri gösterilir.Bu yanlış ve menfi bir düşüncedir.Türkler tarihin hiçbir döneminde kurt’a veya herhangi bir put’a tapmamışlardır. Türklerin Kurt’a özel bir önem verdikleri ise bir gerçektir.Bu durum Kurt’un diğer hayvanlar içerisinde çok özel ve asil özellikler taşımasından ileri gelen bir sempatinin sonucudur.Kurt vahşi bir hayvandır.Son derece yırtıcı,zeki,hareketli ve acımasızdır.
|
Halk arasında yaygın bir kanaat vardır.Çocuklara mutlaka İslami bir isim konmalıdır diye. Hatta bu isim genel kanaate göre muhakkak Kur’an da geçen bir kelime olmalıdır .Cehalete bakın ki aksi halde çocuk öbür dünyada isimsiz kalır derler.Böyle bir şey olabilir mi hiç? Bunun doğru olduğunu kabul edelim.Anne ve baba çocuğa İslami olmayan bir isim koydu diyelim.Fakat çocuğun ömrü boyunca Salih bir Müslüman olarak yaşadığını da düşünürsek ,ahrette bu çocuk isimsiz mi kalacak?Anne baba nın bu yaptığının ceremesini çocuk mu çekecek?
|
|
Eski Türk Tarihi incelendiğinde görülür ki bir çok hükümdar yada devlet adamı bu gün Türkçemizde karşılığı olmayan isimler kullanırlar.
Sanılır ki bu kişiler yabancı dilde isimler kullanmışlardır.Fakat durum böyle değildir.Örnek verelim. Kiok,Rua, Karaton, İlek,İrnek,Tapo, Hohanyeh,Çiçi vb Bunların hepsi Eski Türk Tarihinin tanınmış ve önemli kişileri ,yönetici,komutan veya hükümdarlarıdırlar.
|
|
|