| OSMANLI ,TERÖR VE ANAHTAR KELİMELER |
|
Yaşadığımız ise Tarihimizde belki on ,belki yüz defa yaşanmış bir durumdur.Bizi dıştan yıkamayan ve zamana göre Çin, Rus, İngiliz, Fransız, Yunan, Ermeni,Bulgar, Avusturyalı, İranlı vb olarak adı değişen düşmanın oyunu hiç değişmemiştir.Düşman bizi içerden yıkmanın ordularıyla mağlup etmekten çok daha kolay olduğunu bilmektedir. Zamanında Çinliler bizi ordularıyla yenememiş, içimize soktuğu casusları ve Çin li prensesleri vasıtasıyla boylar arasına nifak sokarak, yüz binlerce kişilik ordularının başaramadığını başarmıştır. Aynı şekilde Ruslar asırlarca beraber yaşadığımız Ermenileri kışkırtarak aramızı bozmuş ve bizi içerden vurmuşlardı. Aynı oyunu Panıslavizm ve Panortodoksluk propagandası ile Balkanlarda da oynamışlardı. İtilaf Devletlerinin ise günümüzde başarıya ulaştığı söylenebilecek politikası,Türklerle Kürtleri karşı karşıya getirmeye çalışmak olmuştur.O dönemde basiretli kimseler ve başta Atatürk olmak üzere sağlam yönetimler sayesinde pek başarılı olmayan politikanın ilk meyvesi Şeyh Sait İsyanı sayesinde ,İngiltere için Musul’u Türkiye den koparmak olmuştur. Biz bu yazımızda farklı bir dönemi konu edinecek ve bu güne ne kadar çok benzerlik arzettiğini hayretle göreceğiz. Yıl 1501…Bu tarihte İran da Şii bir Türk hanedanı iş başına geldi.Safeviler … İsmini Şeyh Safiyüddin den alan ve aslen Sünni olan bu hanedan ile Osmanlıların arası önceki dönemlerde oldukça iyi idi.Hatta Osmanlılar her yıl bunlara ‘’Çerağ akçesi’’ adı altında maddi yardım dahi yapıyorlardı.Fakat Şeyh Cüneyd zamanında bir devlet kurma fikrine kapılan Safeviler Anadolu yu ele geçirmek amacını, Şiilik desteğiyle gerçekleştirebileceğini düşünerek Şiliği benimseyerek harekete geçtiler.Bu sırada Anadolu da büyük bir yönetim boşluğu ve kargaşa hakimdi. Osmanlı Devletine Yükselme dönemi içinde Duraklama dönemi yaşatan 2.Bayezid , tahtında uzun süre Cem Sultan korkusundan pasif şekilde oturmaya alıştığından mıdır bilinmez ,sakin sakin oturup, durağan bir politikayı benimsemiştir. Osmanlı padişahı 2.Bayezid, İran da ve Anadolu da hızla gelişen Şii’lik tehlikesini sadece izlemekle yetinmektedir.Sadece İran’ı değil ülkesindeki kaosada gözlerini yuman Bayezid’i ortalığı kana bulayan Safevi tarikatına bağlı Hasan Halife oğlu Şah Kulu (Şeytan Kulu ) isyanı dahi uyandırmamıştı.İsyanlar büyük güçlüklerle bastırıldığı gibi ,böyle bir tehlikenin tekrarlanmaması için gerekli askeri ve idari tedbirlerde alınmamış olduğundan, meydanı boş bulan Şah İsmail casusları, Anadolu da cirit atıyorlardı.Propaganda ve gaflet almış yürümüştü.Bunun üstüne üslük Bayezid’in oğulları bu otorite boşluğunda taht rüyaları görmeye başlamışlardı. Korkud ve Ahmed’in de İsyanların gelişmesinde ihmalleri söz konusuydu.Bütün bunlara ek olarakta Osmanlı şehzadelerinden Murad ve Şahinşah dahi propagandalara kapılıp Şiiliği benimsemişlerdi.Bu durum sanırız propaganda ve başıboşluğun yani tehlikenin boyutlarını açıkça göstermektedir. Bu durumda bir isyan daha patlak verdi.1512 de Nur Halife adında bir kişi Sivas,Tokat ,Niksar taraflarını kana bulayan bir isyan çıkarmıştı. Böyle bir ortamda gereken şey sağlam bir otorite idi.Bu zamana kadar taht niyetini açığa pek vurmayan ve elinden geldiğince Şii tehlikesini Trabzon dan müdahalelerle engellemeye çalışan ,hatta Safeviler üzerine şehzadeyken sefere dahi çıkan Yavuz Sultan Selim harekete geçti.Ağabeylerinin beceriksizlikleri ve ihmalleri ortada iken Devlet-i Aliye’nin çöküşüne karşı babasına ayaklanan Yavuz Sultan Selim ,karizması sayesinde babasına yenildiği savaşta dahi yeniçerileri kendisine hayran bırakarak onların isteği ve desteğiyle iktidara geldi. Yaptığı ilk iş önce kendi bahçesini süpürmek yani ülkesini isyancıların elebaşı ve casuslardan temizlemek oldu.Bu harekete geçtiğinde arkadan vurulmaması için gerekli tedbir idi.Ardından Safevi tehlikesine karşı manevi desteği sağlamak üzere ulema dan İran’a karşı seferin ve önlem almanın gerekliliğine dair fetvaları aldı.Hazırlıklarını tamamladıktan sonra hızla bir mızrak gibi düşmanın kalbine İran’a doğru harekete geçti.1514 de Çaldıran Meydan Muharebesinde fesad ve terör’ün ateşi söndürülmüştü.Şah İsmail ve Yavuz’un kılıçları çarpışmış ,Şah’ın kılıcı kırılmıştı.Safevi devlet armasında bulunan güneş önündeki aslanında da güneşi batmıştı. İşte kısaca özetlediğimiz bu yaşanmışlıklar ve bu gün yaşadığımız terör oyunu arasındaki benzerlikleri bulmak ,siz okuyucularımızın yorumuna kalmıştır.Biz bu bulmacanın Anahtar kelimelerini vermekle yetinelim,siz eşleştirmeleri nasılsa yaparsınız. Anahtar kelimeler:Otorite boşluğu,gaflet ,kaos … Anlattığımız olayda bu gün eksik olan şey ise atik ,zeki ve karizmatik bir lider. Dört gözle bekliyoruz.Umud ediyoruz.Dua ediyoruz. Neredesin ,çabuk gelmelisin ,Yavuz?
Tarkan Suçıkar
|


