Milliyetçilik

Hayvanlar sözkonusu olduğunda nasıl ki hayvanlar fiziki görünüşlerine göre türlere ayrılıyorsa...

TEMEL KAVRAMLAR:Irk-Millet ve Ümmet

Hayvanlar sözkonusu olduğunda nasıl ki hayvanlar fiziki görünüşlerine göre türlere ayrılıyorsa, İnsanlar söz konusu olduğunda da araştırmacılar tarafından insanlar ne kadar karışık olurlarsa olsunlar rastlanan hakim fiziki özelliklere göre türlere ayrılmışlardır.Bu ayrıma ırk denmektedir.Saf veya ari ırk diye bir şey günümüzde yoktur.

                                                                 

Millet ise manevi bütünlük içinde olan ve aynı kökten geldiğine inanan ,ortak dil,kültür,ve değerleri paylaşan insan topluluğudur.

Dolayısıyla önce bu ayrımı güzel yapalım.Irk ve millet farklı unsurlardır.Konuyu daha iyi açıklamak için bir örnek verelim.Şöyle ki;Macarlar Türk ırkından ooldukları halde,ortak değerler son derece az olduğu için(dil,din,gelenek vs)Türk Milletinden değillerdir.

Şimdi ümmet kelimesi üzerinde de duralım.Ümmet kelimesi Kur'an ın bir çok yerinde ve hadislerde değişik manalarda kullanılmıştır.Bu nedenle müfessirler ve hadisçilerde bu kelimenin çeşitli manalarını zaman zaman karıştırmışlardır.Bir anlamın yerine diğerinin kullanıldığı görülmüştür.Ama bazı hadis ve ayetler vardır ki bunlarda geçen ümmet kelimeleri şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıktır.Biz bunlar üzerinde duracağız.

Arapçada ''asıl '' manasına gelen ''ümm'' kelimesi ile aynı kökten gelen ümmet kelimesi nesil,aile,büyük yada küçük insan topluluğu,bir peygambere tabii olanlar,cemaat,kavim ve millet manalarına gelmektedir.

Ülkemizde ise ümmet bir peygambere inanıp onun yolundan giden manasında daha çok kullanlır.Diğer manaları pek bilinmez.Hatta daha dar mana da tüm müslümanlar için kullanılır ve bilinir.Halbuki Hıristyanlar yada Yahudilerde bir ümmettir.

Kur'an da geçen fakat bilinmeyen manalarda kullanılan ümmet le ilgili ayetlere bir bakalım.

''Her ümmetin(milletin) bir peygamberi vardır. Peygamberleri kendilerine gelince, aralarında adaletle hükmedilir, hiç birine zulmedilmez. (Yunus 47)''

''Rabbimiz, bizim ikimizi sana teslim olanlardan kıl, zürriyetimizden de sana teslim olan bir (topluluk) ümmet (kıl). Bize (hac) ibadetinin yerlerini (ve kurallarını) göster. Tövbemizi kabul et. Muhakkak ki Sen, (evet) Sen, Tevvabür Rahîm'sin (tövbeleri kabul eden ve rahmet gönderensin). (Bakara 128)''

'' Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere), "Kesin delilinizi getirin" deriz. Onlar da gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilirler ve (Allah'a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. Kasas(75)''


''Medyen suyuna vardığında, suyun üstünde hayvanlarını sulayan bir ümmet (küme insan)buldu.Bunların ötesinde de hayvanlarını alıkoyan iki kadın gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?" diye sordu. Onlar: "Biz, çobanlar çekip gitmedikçe sulamayız ve babamız da büyük bir pirdir." dediler. (kasas 23)

Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.(Nahl 93)

İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah dilediğini doğru yola iletir.(Bakara 213)

(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.(Maide 48)

Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.(Hac 67)

Bu ayetlerden ve diğerlerinden anlaşılıyor ki her dinde olduğu gibi İslam ümmetide İslam milletlerinin birleşmesinden oluşur.Yani İslam ümmeti Arap ,İran,Türk gibi milletlerin birleşmesinden oluşur.Türklerin İSLAM ÜMMETİNDEN OLMALARI TÜRK MİLLETİNDEN OLMALARINI ETKİLEMEZ.ONU YOK ETMEZ.

Böylece ümmet ve milletin farkıda açıklanmış oldu.Birde hadis örneği verelim.

Rasulullah (s.a.v.) “ Ümmetim karış karış, kulaç kulaç, kendisinden önceki ümmetlerin yolunu tutmadıkça kıyamet kopmayacaktır.” buyurdu, kendisine : “Ey Allah’ın Rasulu, Farslar ve Rumlar gibilerini mi, diyorsun ? denildi. “ Bunlardan başka hangi insanlar olacak ki “ buyurdu. (Buhari)

 

Miliyetçilik


Miliyetçilik ,bir milletin taraftarlığıdır.Bir millete mensubiyet şuur ve gururu içerisinde yapılan olumlu hal ve davranışlardır.Milletin değerlerini benimseyip o milletin varlığını koruyup gözetmek,onun yücelmesi için çalışmaktır.

Türk Milliyetçiliği nin sınırlarınıda elbette mensup bulunduğu İslam dini çizmiştir.Bu sınırlar hayırda yarışmak ve üstünlüğe(ırkçılık,asabiyet) yer vermemektir.

Irkçılığın dayanağı fiziksel ve biyolojik özelliklerken ,Milliyetçiliğin dayanağı kültür,din,dil,gelenek gibi manevi ögelerdir.Irkçılığın sınır yoktur,üstünlük iddiasındadır, Milliyetçiliğin sınırı ise İslam tarafından çizilmiştir.Bir hadis-i şerifte, (İnsanlar [insan olarak] bir tarağın dişleri gibi eşittir) buyurulmuştur. (İbni Lal) Zaten, İslâmiyette üstünlüğün ölçüsü, kavim, kabile veya makam, mevki değil, takvadır. Ya'nî ilim ve ihlâsla dine sarılmaktır. Herkes ve her millet dine hizmeti nisbetinde üstünlük kazanır.

Buradan kolayca anlaşılır ki hiç bir Milliyetçi ırkçı olamaz.Hiç bir ırkçıda Milliyetçi değildir.İkisi apayrı şeylerdir.Irkçı devletlere Emeviler ve İsrail örnek gösterilebilir.

 

Fasıl Fezail Bölümü

Konu Arapların Fazileti

Râvi Selman'ı Farisi

Hadis Resulullah (sav) bana: "Bana buğzetme, dinini terketmiş olursun!" buyurdular. Ben: "Ey Allah'ın Resulü, ben size nasıl buğzederim? Allah hidayeti bana sizin elinizden ulaştırdı" dedim. "Araba buğzedersin, böylece bana buğzetmiş olursun" buyurdular.

Kaynak Tirmizi, Menakıb, (3923)

--------------------------------

Fasıl Fezail Bölümü

Konu Arapların Fazileti

Râvi Osman İbnu Affan

Hadis Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim Arab'ı aldatırsa şefaatime giremez ve sevgim de ona ulaşmaz."

Kaynak Tirmizi, Menakıb, (3924)

 

Bu iki hadis Kütüb-ü Sitte de geçer.Şimdi İslamda milliyetçilik yoktur diyenler bunları nasıl açıklayabilirler.Bakınz peygamber dahi kavmini sevmektedir,korumaktadır.Ona kötü bakmanın,buğzetmenin önünü almaya çalışmaktadır.Hatta Arap'a bu gözle bakanları şefaatinden mahrum etmektedir.Peygamberimiz belkide ahir zamanda Araplar için ne yazık ki bu tür bir olumsuz bakış açısının gelişeceğini bildiğinden böyle söylemiştir.Nitekim günümüzde bazı Arap kabilelerinin(hepsi değil) Osmanlı Devletine ihanet etmelerinden doğan olumsuz bir bakış açısı yok mudur?Bazı kimseler Araplara hain demiyorlar mı?Pis demiyorlar mı?Hatta günümüzde ne yazık ki resmin siyah beyazına,bir çeşit sabuna (Arap sabunu),siyah köpeklere Arap denmektedir.Bir çeşit böceğe kara Fatma denmektedir.GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ PEYGAMBER DAHİ KAVMİNİ KORUMAYA ÇALIŞMIŞTIR.KAVMİNİ SEVMEKTEDİR.Doğrusunu Allah bilir fakat Peygamber dahi İslami sınırlar içinde Milliyetçidir.O her şeyiyle olduğu gibi üstünlüğe yer vermeyen,diğer milletlere de saygı duyan bir Milliyetçilik anlayışıyla ve millet sevgisi ile bize örnek olmuştur.

Yine İslamda milliyetçilik yoktur diyenler Asr-ı Saadet in büyük sahabeleri Selman-ı Farisi ve Bilal-i Habeşi,Rumi,Ebuzer-i Gıffariye ne diyecekler.Bu sahabelerin hepsi milletlerini çok severlerdi.Bu nedenle bu isimleri aldılar.Peygamber dahi onlara bu isimlerle hitap etti.Milletlerinin isimlerini kullanmalarını istese yasaklar mıydı?Elbette.Bu isimlere saygı duyması onun Millet sevgisine saygı duyduğunu göstermez mi?Elbette gösterir.

Habeşli Bilal ilk ezan okuyan kişi,farslı Selman da Hendek zaferinin mimarıdır.

 

Şimdi size Abdullah bin sa’d bin ebi’s sarh'ı anlatmak istiyorum:

Müslüman oldu.Vahiy katipliği yaptı.İrtidat etti
(Dinden döndü)
İrtidat edince tüm bildiklerini Mekke müşriklerine Rasulullah (sav)’la alay malzemesi etmeleri için aktarmış ve kendisi her fırsatta alay etmiştir.
Kur'an ve peygamber hakkında iftiralar atmıştır.Rasulullah (sav)’ın en çon incindiklerinden birisidir.

“Allah’a karşı yalan uydurandan, ya da kendisine karşı bir şey vahy edilmemişken “bana da vahyolundu” diyenden ve “ben de Allah’ın indirdiği gibi indireceğim” diyenden daha zalim kim olabilir?” (El-En’am, 93)

İbn Kesir bu ayetin İbn-u Ebi Sarh hakkında nazil olduğunu, Taberi’nin de bu görüşte olduğunu söyleyerek Süddi’den şunu nakleder: “İbn-u Ebi Sarh diyor ki: “Eğer Muhammed’e vahyolunuyorsa bana da vahyolunuyor. Eğer Allah indiriyorsa ben de onun indirdiğinin mislini indiririm. (İbn Kesir, Tefsir, Sabuni muhtasarı, I/600)

Rasulullah (sav)
Mekke nin Fethinden sonra bu zat ve İslama büyük kötülükleri dokunmuş toplam 2 kadın ve 4 erkeği aftan mahrum etmiş ve onlar hakkında “Kabe’nin örtüsüne bürünmüş halde bulsanız bile öldürünüz! Emrini vermiştir.

Hz.Osman fetihten sonra bu adamı
evindebir süre sakladı,besledi.Ortalık durulunca Nebi’nin huzuruna getirdi, affedilmesini istedi, Biat’ının kabulü için yalvardı. Bu rica üç kez tekrarlandıktan sonra ancak Rasulullah(sav) İbn Ebi’s-Sarh’ın biatını kabul etti.Onlar gittikten sonra Ashabına dönerek:
“Biat etmeden evvel içinizden bu adamı katledecek doğru biri çıkmadı mı? Diye sordu.
Onlar da: “Biz işaretinizi bekliyorduk” cevabını verdiler. Bunun üzerine Rasulullah(sav): “Bir Peygamber ima ile adam öldürtmez, açık konuşur.” ( İbn-i Sa’d, E.Davut, Nesei, Hakim, İbn-i Hişam, İbn-i Hacer)
Hz.Osman’
ın süt kardeşi olan bu adam, Amr b. As’ın yerine mısır valiliğine getirilmiştir ve İslama çok hizmetler etmiştir.

Olayın bizim için önemi nerede?Açıklayalım Hz. Osman tam akrabalık bile değil süt bağı nedeniyle peygamberin açık emrine rağmen Kur'an ve peygambere iftira atan bir kişiyi koruyor,besliyor ve affedilmesinii sağlıyor.Peygamberimizde akrabasına sahip çıkan Hz. Osman'a saygı duyuyor ,hiç bir şey demiyor.

İşte böyle Resul ve İslam akrabalık bağına saygı duyuyor.Akrabaların korunup kollanmasına,sevilmesine ses çıkarmıyor.Bu nedenle Milliyetçiler aynı soydan geldiklerine inandıkları millet mensuplarını sever ve kollarlar.Bunda asabiyete (üstünlüğe) yer vermedikçe ne sakınca var?

Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.), ‘Bir kimsenin kavmini sevmesi asabiye midir?’ sorusuna şöyle cevap vermiştir: “Hayır, fakat asabiye; kişinin zulümde kavmine yardım etmesidir.” (İbn Mâce, Fiten 7, Hadis no: 3949) demiştir.

Şu açık değil midir?Üstünlük ancak takva iledir.Hizmet iledir.Bu anlamda Kureyş diğerlerinden,Ensar Muhacirden üstündür.

Bakınız Hz. Hüseyin ne diyor:

"Dedem Allah Resulü, yaratılmışların en üstünüdür ve Allah’ın yeryüzünde ışıyıp duran meşalesi biziz.

Ben Ali’nin oğluyum, Haşim Oğulları’nın o temiz soylu yiğidinin hani; ve sırf bu iftihar bile yeter elbet bana.''

diyor soyunun diğer büyüklerinin isimlerinide sayıyor.Hal böyleyken biz yüce dinimize hizmet etmiş,İslam dan öncede tek Allah a iman etmiş Türk büyüklerini sevmeyelim mi?Onları hayırla yad etmeyelim mi?El insaf

 

Milliyetçilik bölücülüktür,İslamı böler diyenler var.Be hey akılsızlar Milliyetçilik bölücülük değildir.Bölücü olan asabiyet tir.Irkçılık tır ve bunun Milliyetçilikle ilgisi yoktur.

 

İmam Taberani Hz. Muaviye’den şöyle nakleder: İbn-i Zi’l Kela anlatıyor: Bir gün Muaviye’nin yanındaydım. Ermeniye vilayetinin valisinden posta geldi. Muaviye valinin mektubunu okudu, hiddetlendi; sonra kâtiplerinden birini çağırdı ve ona valinin tahriratına şöyle yaz, dedi. ‘İdarendeki araziye Türkler’in akın ve yağma ettiklerinden bunun üzerine arkalarından takip kuvvetlerini sevkettiğinden ve bu takipçilerin yağma edilen şeyleri onlardan istirdat etmiş olduklarından bahsediyorsun. Anan sana matem tutsun, sakın bir daha öyle bir harekette bulunma, Türkleri kışkırtma ve onlardan hiç bir şey istirdat etme. Çünkü ben Resulullah’dan işittim. Buyurdu ki; “Türkler yavşan otu biten yerlere (Avrupa’ya) kadar ilerleyeceklerdir.”

 

Türkler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz. Çünkü milletimin mülkünü ve Allah’ın ona olan ihsanını en evvel Kantura (Türk) nesli alacaktır. İmam Taberani (Mu’cem’ül-Kebir ve Mu’cem’ül Evsat isimli eserinde)

Yukarıdaki hadiste ismi geçen Kantura isimli kimsenin Hz. İbrahim in eşi olan bir Türk prensesi olduğu düşünülmektedir.

"İstanbul elbet fetholunacaktır. ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler" hadisine nail olanları nasıl sevmeyelim.Övünmeyelim.

Milliyetçiliğin Gerekliliği

 

İslam varken Milliyetçiliğe gerek yoktur diyorlar.Bir misalle açıklayalım.

Askerlik açısından düşünüldüğünde ,vatan ve millet sevgisi ve koruma duygusunun desteklemediği din bilgisinin tek başına yeterli olmadığı Tarihi bilgilerimizle sabittir.Eğer sadece din bilgisi yeterli olsaydı bu kadar İslam memleketi neden işgal altına düşsündü?Öyleki 1. Dünya Savaşında tek bağımsız İslam Devleti Osmanlı Devleti kalmıştı.Şimdi diğer İslam milletlerinin İslam bilgisi eksik miydi de işgal altına düştüler.Haşa Arap,İran ,Mısır ve Hindistan müslümanlarının İslam bilgileri tamdı.Fakat vatan-millet sevgilerinde zayıflama belirmişti.Eksiklik İslamda değil Milliyetçilik te idi.

Günümüzde Irak taki ve Filistinde ki işgal durumuda bu gerçeği gözler önüne serer.Filistin'i karış karış satan Osmanlılar değildi.Araplardı.Osmanlı askeri Filistin i kanı pahasına korumaya çalışsada nafileydi artık.Zulmün önü açılmıştı.Günümüzde bu eksiklik ülkemizdede görülmeye başlamamışmıdır?Maalesef başlamıştır.Milliyetçi bırakın vatan toprağını çakıl taşını dahi yabancıdan kıskanır.

"sizin hayriliniz kötü olmayan islerde asiretini, kavmini müdafa edendir" buyuruyor peygamber.

Görülüyor ki doğru Milliyetçilik müslümanlar için gereklidir.Nitekim bu fikri benimseyen Türk Milleti Kurtuluş Savaşında İşgal zincirini kırarak İslam alemine örnek olmuştur.Fakat bu Milliyetçilik bağından yoksun bulunan Irak ın içler acısı durum bu gün ortadadır.

İslam bir kılıçsa Milliyetçilik onu destekleyen 2. bir kılıç gibidir müslümanın elinde.

 

Önce Milliyet Düşmanı sonra örnek Milliyetçi:Mehmet Akif

 

Mühim bir örnekte Mehmet Akif Ersoy'dan;

Akif bildiğimiz gibi Ümmet fikrini savunup Milliyetçiliğe karşı çıkan gruptandı.Milliyetçilik aleyhine ateşli yazılar yazıyor millet kelimesini bile kesinlikle kullanmıyordu.Onun fikrini İnkılap ettiren olay şöyle gelişmiştir.

Âkif’in bir vakasını hatırlarım: İlk millî kaynaşma ve savaşlarda üstad Balıkesir’e gelmişti. Onun samimî arkadaşlarından biri Gönen’e teşkilât kurmaya gitmişti. Dönüşünde o arkadaş dedi ki:

— (......)’ler Türklere cefa ediyorlar. Millî teşkilâtı boğmaya çalışıyorlar.

Âkif’in o zaman hiç düşünmeden, kükreyerek verdiği cevap şudur:

— Orada bir Türk Ocağı açınız ve mücadele ediniz!

Âkif’in beraberinde bulunan İstanbul’dan gelen bir kişi, “Üstad, sizi Türkçü görüyorum.” demek istedi. Âkif’in ağzından alev gibi şu kelimeler çıktı:

— Ya ne zannediyorsun? Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasına tahammül edemem!

(Hasan Basri Çantay, Âkifname, İstanbul 1966, s. 225.)

 

Artık olgun Akif karşımızdadır.Daha önce millet kelimesini dahi kullanmaktan kaçınan Akif artık ırk kelimesini dahi kullanmakta sakınca görmemektedir.

 

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.

Hakkıdır, hür yasamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır , Hak'ka tapan milletimin istiklal!

 

Başka bir yerde;

 

Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:

Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz!

O artık bir Türk Milliyetçisidir ve Milletine hitap etmektedir:

 

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta,boğarım...
-Boğamazsın ki!
-(Boğamazsam da) Hiç olmazsa yanımdan koğarım!

 

Çanakkale kahramanları için:

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid i…
Bedr in aslanları ancak bu kadar şanlı idi…

Diyordu.

 

İslam kuralları varken millete ait örf ,adet ve gelenekelere gerek yoktur derler.Bunlar İslam hukukunu bilmiyorlar.İslam kendisiyle çelişmeyen her türlü anane ve geleneği kabul eder ve onları kaldırmaz.İslamın temelin Müslim-gayrı Müslim fark etmez farklı inanç ve kültürlere saygı yer alır.

 

Milliyetçiliğin Sınırları

 

Arapın Aceme, Acemin Arapa üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur.

 

İnsanlar [insan olarak] bir tarağın dişleri gibi eşittir

 

Allah (cc) Katında Üstünlük Takva İledir

 

Vatan sevgisi imandandır. imam-ı Rabbani, Mektubat 155. Mektub

 

 ‘Bir kimsenin kavmini sevmesi asabiye midir?’ sorusuna şöyle cevap vermiştir: “Hayır, fakat asabiye; kişinin zulümde kavmine yardım etmesidir.” (İbn Mâce, Fiten 7, Hadis no: 3949) demiştir.

 

Demekki İslamın çizdiği sınırlar üstünlüğe ve zulme yer vermemektir.Bunlara riayet edildiği taktirde milletini sevmenin onunla övünmenin bir sakıncası yoktur.

 

Fransız İhtilali ve Milliyetçilik

 

Milliyetçilik Fransız İhtilalinden sonra ortaya çıkmıştır diyorlar.Bu belki bir çok millet için doğrudur.Ama TÜRKLER İÇİN GEÇERSİZDİR.Türkler Millet, Milliyetçilik ve bağımsızlık düşüncelerine çok önceden varmışlardı.Hatta Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresini dahi ortaya koymuşlardı.

Yıl MÖ 54. Hun yabgusu Hohanyeh (MÖ 58-31) sıkıntılıdır. Çünkü, güneybatıdaki zengin toprakların elden çıkmasıyla devletin gelirleri azalmış, Çin'in kışkırtması sonucu yöneticilerin arası açılmıştır. Hohanyeh çare olarak Çin himayesine girmeği düşünür. Fakat, devletin sol kanadını yöneten kardeşi Çiçi Han buna şiddetle karşı çıkar. Başka bir devletin himayesine girmektense yok olmayı yeğlediğini söyler. Çıkan iç savaşta Çiçi, ağabeyi Hohanyeh'e üstünlük sağlar ve başkenti ele geçirerek Hun yabgusu olur. Çiçi Yabgu, dörtbir yana yaptığı akınlarla devletini güçlendirir. Çu ve Talas ırmakları arasında yeni bir kale-kent kurar (MÖ 41) ve kentin etrafını surlarla çevirir. Fakat, Hun Devleti'nin gücü, Çin'i telaşlandırır. Çinliler, büyük bir ordu ile kale-kenti kuşatırlar. Türk ordusu seferdedir. Kale-kentte yalnızca savaşçılar, tiginler (prensler) ve hanedan üyeleri olmak üzere toplam 1518 kişi vardır. Çinliler, Hunlar'dan teslim olmalarını isterler. Durum, kurultayda görüşülürken Çiçi yabgunun şu sözleri kale-kenti çınlatır ve torunları olan bizlere ulaşır:

"Boyun eğmeyeceğiz! Çünkü bu, şan ve şerefle yaşamış atalarımıza karşı yapacağımız ihanetlerin en büyüğüdür! Atalarımız bize, bu topraklarla birlikte özgürlük ve bağımsızlığı da emanet ettiler! Savaşçılığımız ve atıcılığımızla, yabancıları titreten bir millet olduk! Korumakla görevli olduğumuz bu emanetleri, adi bir yaşam uğruna feda edemeyiz! Savaşçıların yazgısı, savaşta ölmektir! Biz ölsek de kahramanlığımızın şanı yaşayacak, çocuklarımız ve torunlarımız öteki kavimlerin efendisi olacaktır!"

O gece tüm çeriler pusatlanıp atlarına binerler. Havada puslu bir dolunay vardır. Kale kapıları açılır ve MÖ 36'nın o puslu gecesinde 1518 Türk, yel götürmez Çin ordusunun üzerine bir sel gibi akar. Sonuçta 1518 Türk, ecelin acı şerbetini içer ama Türk bağımsızlığı bugüne değin sürer. İşte özgürlük ve bağımsızlığı feda yerine ölümü seçmek;İşte Türk Milliyetçiliği bu dur.

KÜRŞAD OLAYINI SANIRIM HERKES BİLİR AMA BU ÇOK DAHA SONRA GERÇEKLEŞEN BİR OLAYDIR.

 

Osmanlı Devleti Döneminde Milliyetçilik

 
               
Osmanlılar bir defa secerelerini(Soy kütüğü) Oğuz Han’a intisap ederler(Dayandırırlar).Bununla kendilerinin asil bir soydan olduklarını ve yönetme(kut) yetkisinin kendilerinde olduğunu ispatlamaya çalışırlar.Bu secereler her ne kadar zorlama da olsa Osmanlıların Türklüğe verdikleri önemi açıkça ortaya koyar.Tarih ise bunun gerçek olmasını pek mümkün görmez.
                Yeniçeriler devşirildikten sonra Türkçe(!) ve Türk adetleri ile İslam’ı öğrenmek üzere Türk ailelerin yanına verildiğini herkes bilir de bu usüle ne ad verildiğini bilir mi?‘’Türk’e vermek’’!
               
                Osmanlı kanunlarında Türk kelimesi Müslüman anlamında kullanılmış...Türk ,Arap,Arnavut ayrılmadan hepsine Türk denmiştir...bkn. Yeniçeri Kanunnamesi 37. madde,Fatih Ceza Kanunnamesi 15. madde ve Koçi Bey Risalesi 80. madde...

                Pakistan Ansiklopedisinde geçen Türk kelimesinin anlamına bakalım
Türk=Müslüman-mahbub
                Ki Avrupalılarda Türk kelimesini bu anlamda yani Müslüman anlamında kullanırlar ve Müslüman olana Türk(!) oldu derlerdi...

                Osman Gazi daima Gökalp neslinden olduğunu belirtmiştir.Yalnız Osmanlı Devleti 70 küsür Milletin bir arada yaşadığı bir devlet olması nedeniyle Türklüğü ön plana çıkarmaktan imtina etmiştir.Bu devletin bekası açısından gayet normaldir.Fakat daha sonraki devirlerde görülmüştür ki devletin dağılmasını ne Osmanlıcılık ne İslamcılık politikaları engelleyemiyor ,bu yollar denendikten sonra ancak Milliyetçilik fikri yeniden gündeme getirilerek kurtuluş sağlanmıştır.

                Zira Osmanlıcılık fikrine rağmen Sırplar,Yunanlılar, İslamcılık (Ümmetçilik) Fikrine rağmen Arnavutlar ve Araplar Osmanlı Devletinden ayrılmışlardır.Halbuki bu dönemde tek bağımsız İslam devleti Osmanlıydı ve Halifelikte Osmanlı nın elindeydi.

  Tarkan Suçıkar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile