| Hıristiyanlık Düşünce Tarihi 2 |
|
Kilise bir çok yönden büyük güçlerle donatılmış durumdadır.Din ,eğitim hatta yeri geldiğinde yönetim onun elindedir.İnsanları yargılar, cezalandırır, işkence eder veya öldürür.Cadı avlarına çıkar,akıl hastası zavallıların içinden ateşte yakarak şeytan çıkarır.Dokunulmazdır ,vergiden ve angaryalardan muaftır.Gücünü ve bilgisini İncilden aldığı iddiasındadır.Ama onu denetleyecek hiçbir güç yoktur ki doğru söyleyip söylemediği anlaşılabilsin. Bilindiği gibi Orta Çağ da Kilise ,İlk çağın Orta çağ düşüncesinden çok daha ileri ve zengin olan eski Yunan ve Roma düşüncesinin üzerine bir kabus gibi çökmüştü.Her bilgi İncil(?) den Kilisenin istediği şekilde çıkarılıyor ve insanları soyabilmek için Kutsal Kitap alet ediliyordu.Buna da Skolastik Felsefe (Skolastisizm) deniyordu.Örneğin dünyanın tepsi gibi düz olduğu,denizcilere kıyıdan fazla uzaklaşılırsa aşağı düşecekleri veya zenci olarak geri dönecekleri söyleniyordu.Avrupalı denizciler bu nedenle uzun süre açık denizlere çıkmaya cesaret edemediler ve Coğrafi Keşifler gecikti.Dünya nın evrenin merkezi olduğu ,güneşin dünya etrafında döndüğü söyleniyordu.Kabul etmeyenlerse Engizisyon mahkemelerine hesap veriyordu.Aynı Galileo gibi… Kilisenin siyasi gücü nereden geliyordu? Bir defa Papa nın elinde aforoz denilen ve istediği insanı dinden çıkartıp ,kafir ilan edebileceği bir yetki vardı.Sonra Enterdi denen ve bir ülkede yapılan bütün dini tören ,merasim ve ayinleri durdurabileceği bir başka yetki mevcuttu.Kilise ye karşı çıkabilecek her hangi bir ülke veya topluluk bu cezaya çarptırılırsa o ülkede kiliseler Pazar ayini, vaftiz, cenaze, yortu,evlenme ve dua da dahil hiçbir faaliyet icra etmezdi.Ayrıca Avrupa da Kralların meşru sayılabilmeleri için Kralın meşruiyetini papa nın onaylaması gerekirdi.Bu onay olmazsa Kral meşru sayılmazdı.Bu nedenle Efsane olarak bildiğimiz bazı kralların Papa nın kapısında sabahlamaları veya onun ayaklarına kapanmaları oldukça olağan şeylerdi.Bu nedenle Krallarda Kilise ile iyi geçinmek zorundaydılar. Kilisenin ekonomik gücü nereden geliyordu? Elbette zavallı ve cahil halktan.Halk Ortaçağ boyunca Kilise tarafından aldatılmıştır.Örneğin Kilise cennetten arsa satmaktadır.Üstelik bu parsellerin fiyatı yerine ,mevkii ve manzarasına göre değişmektedir.Herhalde bir kırsal arazi ile denize nazır bir arsanın fiyati aynı olmayacaktır değil mi? Kilise sadece insanların bu dünyasını değil öbür dünyasını ,cennet hayallerini ve ahiretinide parsellemekte,zehirlemektedir bu sayede .Bu dönemde her Hıristiyanın amacı tüm parasını biriktirip cennetten şöyle güzel bir yer almaktır.Nasıl olsa bu dünya karanlıktır onlar için,bari öbür tarafta rahat etsinler değil mi?Endüljans denilen günah bağışlama belgesinide Kilise satmaktadır.Alınan bu belge ile öbür tarafta Tanrı huzuruna bebek gibi masum şekilde gitmek mümkündür(?)Yine Kilse nin bir icadı cennetin anahtarını satmaktır.Belli miktar bir para karşılığında alınan bu anahtarla öbür dünyada cennetin kapısı tıngır mıngır açılacaktır(?) Fakat bazı uyanıklarda yok değildir.Örneğin bir gün bir adam kilisede cennet anahtarı satan rahiplere kafa tutar.Cennetin anahtarını değil cehennemin anahtarını istediğini söyler ve normalinden 10 kat fazla para teklif eder.Rahiplerin parayı görünce gözleri ışıldar.Buna bir anlam veremezler ama hemen bir anahtar tutuştururlar adamın eline ,cehennem anahtarı diye.Adam sevinçten deliye döner. Koşarak Pazar yerine gelir.Bağırarak ahaliyi toplar etrafına. --‘’Ey ahali der bundan sonra cennetin anahtarlarını almayın.Ben cehennemin anahtarlarını aldım.Öbür tarafta kilitleyip kimseyi içeriye sokmayacağım ‘’der. Ortaçağda hakim olan Skolastik Felsefenin yöntemi kısaca ifade edilirse aklı vahyin doğrularına uygun hale getirecek inanç esas ve konularını kavranılır kılmaktır. Başka bir ifadeyle vahye karşı akıl yönünden ileri sürülecek itirazları cevaplandırmaktır. Bu bakımdan Skolastik yöntem akıl yürütme ve temellendirme şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı, Skolastik insan ve evren konusunda yeni bir şey aramak ve bulmak iddiasında değildir. Çünkü dogma hakikattir, bunu aramak söz-konusu olamaz. Bîr Hristiyan mutlak hakikate malik olduğunu bildiğinden, bunun araştırılmasının, yani felsefenin herhangi bir anlamı yoktur. Eğer araştırmaya başlarsa, mutlak hakikate malik olmadığını açıklamış demektir. Dolayısıyla felsefe yapmak, "İsa'yı inkâr etmektir." Skolastik felsefe sorgulanamaz,İnkar edilemez ,değiştirilemez.Herkes buna olduğu gibi inanmak durumundadır. Halk felsefe yönünden cahil olduğu kadar hatta daha fazla din bilgisi yönünden de cahildir yada cahil bırakılmıştır.Kilise açısından bu cehalet ,sömürü düzeninin devamı açısından gereklidir zaten.İnsanlar dinlerini öğrenirlerse kilisenin saçma uygulamalarını sorgulamaya başlayacaklardır. Bu sebeple Kilise 1521 de Martin Luther İncil’i ilk kez bir ulusal dile ,Almanca ya çevirene kadar onun hiçbir ulusal dile çevrilmesine izin vermedi.Martin Luther de bir papazdır ama kilisenin saçmalıklarına tahammül edememiş ve yayınladığı bir bildiri ile kilisenin bir çok saçma uygulamasına karşı çıkmış ve bunların İncil de yeri olmadığını ilan etmiştir.Hıristiyanlar bu zamana kadar aslı Grekçe olan İncil’i kendi dillerinde okuyamazlar,sadece papaz ve rahiplerin anlattıklarını bilirler ve öyle inanırlardı.İncil’in dilini öğrenmek sadece ruhban sınıfına tanınmış bir ayrıcalıktı. Tarkan Suçıkar |


