| HADIM AÄžALARI |
|
Terimin aslı, Arapça "hizmet etmek" anlamındaki hıdme masdarının ism-i faiÂli olan hadimdir ("hizmetkâr"; çoÄŸulu hadem, huddâm). Kelime zamanla TürkÂçe'de hadım ÅŸeklini almış ve saray hizÂmetkârlarının çoÄŸunun, özellikle harem kısmında çalışanların tamamının erkekliÂÄŸi giderilmiÅŸ kiÅŸiler olmasından dolayı "iÄŸdiÅŸ" anlamını kazanmıştır.            Câhiliye devrinde iÄŸdiÅŸle ilgili birkaç hadise zikredilmekle birlikte bunun yaygın olduÄŸu söylenemez. Kur'ân-ı Kerîm'-de "evin hanımına ÅŸehvet duymayan erkek hizmetçilerden" (en-Nür 24/31) söz edilerek bu hususa atıfta bulunulur, ancak Asr-ı saadet'te de bu iÅŸlemin yaygın olmadığı anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber, ashaptan Osman b. Maz'un'un kendisini iÄŸdiÅŸ etme isteÄŸini reddetmiÅŸ, bunu duyan Sa'd b. Ebu Vakkas da. "EÄŸer Resul-i Ekrem ona izin verseydi hepimiz kendimizi iÄŸdiÅŸ ederdik" demiÅŸtir (Buharri, "Nikah", 8). Resul-i Ekrem'in hizmetçilere karşı iyi davranmayı emreden hadislerine ve İslâm dininin insanları, hatta hayÂvanları iÄŸdiÅŸ etmeyi yasaklamasına raÄŸÂmen hadım hizmetkar kullanımı Emevî Halifesi I. Muaviye'ye kadar uzanmaktadır. Eski Ön Asya, Grek. Roma, Bizans ve İran saraylarında hadımların bulunduÄŸu ve bunların bir kısmının çok önemli görevlere geldiÄŸi bilinmektedir. Bizans İmÂparatorluÄŸu 'nda bazı aileler çocuklarını kilisenin hizmetine vermek için onları hadım ederlerdi. Aslında İznik Konsili hadımların rahip olmasını açıkça yasaklamıştı. Bu sebeple hadımlar ancak DoÄŸu kiliselerinde görev yapabilirlerdi. İmparator Romanos Lakapenos, oÄŸlu Theophylaktos'u İstanbul patriÄŸi yapmak için böyle bir operasyondan geçirmiÅŸti. Câhiz, dinî kanunların hâkim olduÄŸu milÂletlerde mabedlerin hizmetine giren çocukların hadım edildiÄŸini belirtir. Siyahî hadımların kaynağı Afrika idi. Sekiz-on bir yaÅŸları arasında toplanan çocukların Mısır'da yapılan bir operasÂyonla erkeklikleri giderilir, daha sonra baÅŸta İstanbul olmak üzere büyük merkezlere ÅŸevkleri yapılırdı. Ancak devlet kademelerinde zaman zaman bu uyguÂlamaya karşı çıkıldığı anlaşılmaktadır. Meselâ 1560'ta Prizren'de bir alay beyi, böyle bir ameliyat sırasında üç reaya çocuÄŸunun ölümüne sebebiyet verilmesi yüzünden cezalandırılmış (EP [İng.j, IV, 1093), Åžehid Ali PaÅŸa’nın(ö. 1716) sadrazamlığı sırasında da Mısır valisine ve kadısına gönderilen bir fermanla HabeÅŸiler'in kısırlaÅŸtırılmaması istenmiÅŸtir (RaÅŸid, IV, 175-176}. Fakat daha sonra bu fermana uyulmadığı ve Ebutic, Asyut'un güneyi ve Sudan'dan yukarı Mısır'a gelen güzergâhta her yıl 100-200 gencin iÄŸdiÅŸ edildiÄŸi bilinmektedir. 1813-1814'te Yukarı Mısır'ı ziyaret eden Burckhardt biri Borgo bölgesi, diÄŸeri Darfur olmak üzere İki iÄŸdiÅŸ merkezi bulunduÄŸunu ve Kıbti keÅŸiÅŸlerin bu iÅŸi ücret karşılığında yaptığını tesbit etmiÅŸtir (Trauels in Nubia, s. 294-296). Uygulamanın kesin olarak ancak Sultan Abdülmecid döneminde (1839-1861) durdurulduÄŸu görülmektedir.
Hadımlar karakter bakımından kadın ve çocuklarla kıyaslanabilir. Hadımlar özellikle kuÅŸlarla oynamaktan hoÅŸlanır ve yemeye içmeye düşkün olurlar. NeÅŸe ve öfkelerini çok çabuk açığa vuran haÂdımlar dedikoduya meraklı olup normal insanları aÅŸağılar, ancak zengin ve güçlü insanları takdir ederler. Bu nedenle Hadım aÄŸalar içerisinde devlet iÅŸlerine karışan kiÅŸiler sık sık çıkmıştır. Ev iÅŸlerinden hoÅŸlanmakla beraber ağır iÅŸlere geleÂmezler. Uzun süre at sırtında kalabilir, iyi ok atabilirler. Ticarî hayatta baÅŸarılıdırÂlar. Özellikle Horasanlılar bu yönleriyle temayüz etmiÅŸlerdir. İğdiÅŸ edildikleri için büyük bir hınçla doludurlar ve bundan dolayı erkekleri kıskanır, onlardan nefret ederler. Cinsî arzu ve yeteneklerini taÂmamen kaybettikleri sanılırsa da özellikÂle bulûğ çağından önce iÄŸdiÅŸ edilenlerin cinsî istekten büsbütün yoksun olmadığı bilinmektedir. Emevî Halifesi Muaviye'nin. karısı Fahite'nin itirazı üzerine hareÂme sadece yaÅŸlı hadımların girmesine izin vermesi de bunu teyit etmektedir. Osmanlılar da harem görevlilerinin çok çirkin ,zenci ,diÅŸleri dökük ,ÅŸaşı ,çarpık bacaklı ve tamamen iÄŸdiÅŸ edilmiÅŸ zenciler olmaÂsına dikkat ederlerdi.Böylelikle saray kadınları yada cariyeleri ile aralarında bir olumsuz münasebet olmaması amaçlanırdı. Hadımlar genellikle efendilerinin yaÂnında yaÅŸarlardı. Kolaylıkla tanınıp kenÂdileriyle alay edildiÄŸinden halkın arasına pek fazla karışmazlardı. Sarayda rahatça gezebilir, efendileriyle onların hanımları ve cariyeleri arasında bir aracı vazifesi görürlerdi.
Tarkan SUÇIKAR  |

