FETİHLE İLGİLİ KEHANETLER,YORUMLAR

           Latin kaynakları çok eski devirlerden beri Konstantiniyye’nin düşman eline geçeceği ile ilgili kehanetlerle doludur.Fakat bu düşmanın kim olduğu tartışmalıdır.

Kimi, bu düşman Batıdan gelen Latinlerdir  ,kimi Doğu dan gelen Türklerdir der.Her iki haldede kehanetler gerçekleşmiştir.Zira Batıdan 4.Haçlı Seferi ile gelen Latinler 1024 de Konstantiniyye yi ele geçirmişler,Türkler ise Doğu dan gelerek 1453 de şehri fethetmişlerdir.

            Robert Cromley ve Welha Redion gibi tarihçiler Konstantiniyye de iki tane sütun bulunduğunu ve bunların tepesinde keşişlerin yaşadığını zikrederler.Rivayete göre bu sütunlar şifre ,şiir ve kehanetlerle doludur.Latinlerin 1204 teki istilaları da burada kayıtlıydı.Hatta bunların şehre saldıracakları gemilerin resimleri dahi sütunlarda çizilmişti.Ayrıca şunlar yazılıydı:

’’Saçları kısa Kılıçları demirden bir topluluk Konstantiniyye yi işgal için batı dan gelirler.’’

Nicola Barbaro isimli Venedikli ,bizzat 1453 kuşatmasında görev almış bir tabip tir.Olayların 1. El den görgü şahididir.‘’Konstantiniyye den İstanbul’a ‘’ isimli eserinde şehrin kurucusu İmparator Konstantine’e (306/337) dayandırılan bir kehaneti nakleder.Buna göre İmparator atına binmiş halde Ayasofya yakınındaki  sütunun önünde durmuş,eliyle doğu yu yani Anadolu yu işaret ederek ‘’Beni yok edecek adam bu yönden gelecektir’’ demiştir.

Ayrıca Barbaro ,ayın parlak bir gecede bir anda sönmesinin ve ardından yavaşça büyüyerek tam daire olmasınında Konstantiniyye’nin düşeceği kehanetleri arasında zikretmiştir.

Leonar of Chios ise şehrin düşüşü ile ilgili kadim kehanetleri ayrıntıları ile anlatmıştır.Bunlar Konstantiniyye deki Latin Başpiskopos Tomaso Morosini’nin naklettiği kehanetlerdir.Bu kehanetlere göre  mızraklar taşıyan bir topluluk meşhur limanı aldıktan sonra  Bizans ordusunu tamamen yok edecektir.

Dönemin meşhur tarihçisi Dukas ta çeşitli kehanetler nakletmiş,Osmanlıların şehre girişinden önce ve sonra halkın korku içinde Ayasofya ya sığınmasından bahseder ki bu böylece gerçekleşmiştir.

Bizanslıların Büyük Konstantin Sütununa (Çemberlitaş) koşup arkalarını ona döndüklerinde gökten bir meleğin  inerek ,kılıcını çekip Bizans’ı kurtaracağına inanıldığını ve Bizans tahtınında sıradan bir Hıristyan’a verileceğine inandıklarını nakleder.Bu anda bu kişi kılıcı tutarak Tanrı nın halkının intikamını alacaktı.Türkler böylece yenilecek Pers Diyarına Monodendrion denen yere kadar sürülüp kovalanacaktı.

Bundan başka Bizans lı rahipler halkı ve askeri yüreklendirmek için her gün kutsal saydıkları resin ,tasvir ve ikona larla yürüyüşler yapıyorlar dualar okuyorlardı.Bir gün en önde yürüyenlerin elindeki resim düşmüş fakat kurşun gibi ağırlaşmış ve yerinden kaldırmak uzun süre mümkün olmamıştır.Ayrıca bu kortej şiddetli bir yağmurada tutulmuş ve bu da Konstantiniyye niğn düşeceğine yorumlanmıştır.

Bu ve buna benzer nakillerde ,genelde gökten inen meleğin çok sık anlatıldığını görüyoruz.Hatta Fetih esnasında bir ara müthiş parlak bir gök cisminin belirdiği,bu parlaklığın kurtarıcı meleğin gelmesine yorumlandığı ve bu kehanetleri bilen Osmanlı askerinin  hatta Osmanlı padişahınında moralinin bozulduğu,fakat ışığın Osmanlı ordusu üzerine geldiğinde Türkleri kavurup yok etmesi beklenirken yok olup gittiği ,bu defa bunun Bizanslılar tarafından şehrin düşeceğine yorumlandığı ,Türklerin morallerinin güçlendiği ,orduya nur indiğinin söylendiği olayın görgü şahitleri tarafından anlatılır.

Bir başka önemli Kehanette Konstantinopolis şehrinin kurucusu  Konstantinin şehrin kendi isminde olan biri zamanında düşeceğini söylemesidir.Bilindiği gibi son Bizans İmparatorunun adı Konstantin Dragozestir.

Osmanlılar açısından bakıldığında ise Peygamberimizin Hadisi Şerifi bir kehanet olarak değil bir müjde olarak algılanmış ve bu fetih uğruna Türk askeri canını seve seve feda etmiştir.Bunun ispatı ise yine olayların görgü şahidi Barbaro’nun eserindedir.Barbaro Türk askerinin savaşması ile ilgili aynen şöyle yazmaktadır:

’’Hiç biri ölümden korkmuyor,vahşi aslanlar gibi saldırıyorlar.Bir kaçı öldüğünde arkadaşları hemen geliyor ve ölüm tehlikesine aldırmadan birinin sırtında koyunu taşıması gibi arkadaşlarını sırtlarına alıp götürüyorlardı.

Bizimkiler (Bizanslılar) tatar okları ile Bu Türkleri nişanlayıp üstlerine ölüm yağdırıyorlar,bazen her ikisi birden yere cansız düşüyordu.Fakat hemen başka Türkler geliyor ve ölüme aldırmadan onları alıp götürmeye çalışıyorlardı.Tek bir Türk ölüsünü sur dibinde bırakma lekesini taşımaktansa içlerinden 10 kişinin ölümünü tercih ediyorlardı.’’

 

Tarkan Suçıkar


Bu habere benzer haberler:

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile