ŞİFRECİLER DEŞİFRE OLDU

Son zamanlarda bir takım kişiler türedi.Bu kişilerin tek ihtisası çamur atmak.

 Deşifreciler 

Önlerine gelen canlı-cansız ,ölü-diri kim varsa hepsine bir kulp takmakla meşguller. Hem de çok meşguller.Yahudi,bu sabetaist,o Ermeni ,öteki münafık,beriki mason,şurdaki dönme,buradaki Tapınakçı vs.

Ya da şu olayın altında şunun parmağı var,bunun eli var vs.

 

İddialarda bulundukları kişiler ve olaylar hakkında yerli yabancı bir çok kaynağı işlerine geldiği gibi kullanıyorlar. Uydurma secereler,belgeler kullanıyorlar.En çok yaptıkları şeylerden biriside yabancı kaynaklardan iktibas.Fakat bu kaynaklar objektif ve güvenilir değillerdir ki zaten.

Örneğin Mason olduğu iddia edilen bir çok kişi için bir çok Mason yazar ,ansiklopedi ve kitap referans alınıyor.Şimdi bu adamlar yada kitaplar böyle yazıyor diye inanmak mı lazım?Masonlarınsa herkesi kendilerinden göstermeye çalışan böylece bir nevi göz korkutma eğiliminde oldukları biliniyor.Zira Yahudi Tarih boyunca elindeki bu sahte gücün yani tahta kılıcın (1)çok faydasını görmüştür..İnsan ve milletlerin psikolojisini kendi gücünü genişletecek mertebeye getirmeye çalışmıştır.

Haklarında iddialarda bulunulan  kişiler hakkında sağlıklı hüküm verilebilmesi için bu kişilerin yaptıklarına ve eserlerine bakılmalıdır.Bir kişinin nerede gömülü olduğundan ,anne baba adından dahi çeşitli çıkarımlarda bulunuluyor.En uç iddialardan birisi olarak Osmanlı da çok sayıda dönme(2) Şeyh’ül İslam’ın varlığından bahsediliyor.Bu da akla pek mantıklı gelmiyor.

Bu olay kadar abartıldı ki inanacak olursak ne tarihimizde ne günümüzde adam gibi adam bulmak,Müslüman Türk bulmak mümkün olmayacak.Öyle ki Türk-İslam Tarihi neredeyse  dönme ve münafık lar tarihi olarak naklediliyor.İnsan kendinden bile şüphe etmeye başlayacak adeta.Bir bakıyorsunuz hayırla anılan iyi olarak bilinen biri bir anda yerle yeksan edilmiş.Her hangi bir Tarihi dini olay hemen dış bağlantılara ,ajanlara ,istihbarat servislerine vs bağlanmış.

Hiç mi haklılık payları yoktur.Böyle bir iddia sahibi değiliz.Makul ölçülerde olabilir.Türk ve İslam Tarihinde bu tür olaylar elbet yaşanmıştır.İnkar edilemez.Elbet Tarihi olaylar dış ve iç etkilerin yekünüdür.

Tabii ki olaylara ve kişilere şüphe ile bakıp doğruya ulaşmaya çalışmanın faydası vardır,zararı yoktur.Fakat yapılanlar yargısız infazdır. Vakıa haddini aşmıştır.İtirazımız bundandır.

Öyle ki bu satırların sahibide bu iddialarla ortaya çıkanların altında birilerini,gizli elleri ve mihrakları aramaya başlamıştır.Sanırım bunda da elbet hakkı vardır.

Şimdi asıl bahsimize geçelim.Bu tür iddiaların ne gibi etkisi vardır.Bunu bilirsek bir noktada yorum yapabilecek hale gelebiliriz.

Bu iddialar insanların Tarihlerine ve Tarihçilerine  güven duygusunu zedelemektedir.Kişide özellikle gençlerimizde kendine güven duygusuda zayıflamaktadır ki bu büyük tehlikedir.Kişiliksiz ve güvensiz bir gençliğin temelleri atılmaktadır.

Yine bu iddialar nihayetinde şu noktaya varıyor ki Tarihimizin en azından çok büyük bir bölümünde biz kendimizi hiç yönetmedik.Hep birileri ve gizli örgütler bizi yönetti.Gelecekte de bunlardan kurtulamayacağız.Hep onlar bizi yönetmeye devam edecekler.Biz sömürüleceğiz.Onlar sömürecekler.

Bu düşünce daha da büyük tehlikedir.Böyle düşünen insanlardan oluşan bir toplumun çalışma şevk ve azmi kırılır.Toplum tembelleşir.Psikolojisi bozulur.Umutsuzluğa kapılır.Devlete güven ve bağlılığı zayıflar.Böylece gerçekte olduğu iddia edilen düzen güç kazanır.Millet ise güç kaybeder.Böyle bir düzen yoksa da kurulmasının zemini böyle hazırlanır.Önü açılır.

Bu iddia sahiplerinin beslendikleri ve rahatça atıp tutmalarını sağlayan durum nedir biliyor musunuz?

İddialarını net delillerle ortaya koyup ispatlayamamalarına rağmen ne yazık ki söylediklerinin aksinide ispatlamanın mümkün olmamasıdır.Zira bunlar Tarihin hep karanlık ,puslu noktalarında gezerler.Bahsettikleri olaylar yada kişiler hakkında net bilgi ve belgeler çok az dır.Bu kişilerin yaptıkları iş aynı komplo Teorisi üretmeye benzer.Zaten çoğu Tarihçi falan da değildir.

Bilgi çağında yaşıyoruz.Özellikle iletişim ,haberleşme olanaklarının arttığı küçücük ülkelerde bile onlarca haber ajansının kurulduğu bu dönemde yalan(asparagas)haber satarak veya yaparak geçinen ciddiyetten uzak bir çok ajans,kanal vs  türemiştir.Bir nevi bilgi kirliliğide yaşanmaktadır.Gördüğümüz üzere bu tür haberler dahi bu iddia sahipleri tarafından iddialarına delil olarak sunulmaktadır.

Adeta kapalı bir kutunun içinde ne olduğuna dair yorum yapmaktadırlar.Kutu nun içinde elmas olduğunu söyleyip ,sesinden anladıklarını iddia etmekte, fakat bunu da ispat edememektedirler.Gelgelelim ki elde sadece kutunun  içindeki nesnenin sesi ile ilgili bir veri olduğundan bunun akside yani kutunun içinde elmas olmadığıda ispat edilememektedir.

Onların bu iddiasına karşılık birileri de  ortaya çıkıp kutunun içinde cam,taş vs olduğunu iddia etmeye başlamışlar böylece de olaylar içinden çıkılmaz,bir kanaate varılmaz noktalara ulaşmıştır.

Bu nedenle iddialar haddini aşmış, Millete ,topluma ve devlete zarar verecek boyutlara ulaşmıştır.

Öküz altında buzağı arama yada magazin Tarihçiliğinin görüldüğü üzere çok bir faydası yoktur.Bu işin de vebali çoktur.

Vesselam.

 

Dip notlar:                      

(1)Yahudinin Tahta Kılıcı:Yazar Mustafa Akgün tarafından kullanılan bu deyim Bakara suresinde geçen ve nefsin Tahta kılıcı anlamındaki ayetten esinlenirek kullanılmıştır

(2)Dönme :Müslümanmış gibi görünen aslında ise İslamın aleyhine çalışan kimseler  anlamında kullanılmıştır.(Münafık)

.


Bu habere benzer haberler:

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile