BUÇUKTEPE İSYANI VE TAĞŞİŞ

Eskiden bir paranın değerini içindeki değerli maden miktarı belirlerdi.Yani metal bir paranın içindeki ne kadar çok altın veya gümüş bulunuyorsa paranın alım gücü de o kadar yüksek oluyordu.Paranın içindeki bakır miktarı ne kadar fazlaysa paranın alım gücüde o kadar düşüyordu.

Osmanlı Devletinde paranın değerini düşürme yöntemine ‘’tağşiş’’veya’’Tashih-i Sikke’’ , ayarı düşen paraya da ‘’mağşuş’’ ,’’zuyuf (zayıf ) akçe’’ veya ‘’Kırpık ve kem ayar akça’’ deniyordu.

Tağşiş uygulaması Osmanlı öncesinde de sıkça kullanılan bir yöntemdir.Orta Çağda Derebeyler,baronlar sıkıntıya düştükleri zaman paranın içinden yeniden basılırken az bir altın gümüş aşırırlar ve yeni basılan paranın alım gücününde eski olanla aynı olmasını beklerler ve gerekirse bunun için baskı uygularlardı.

Tağşiş çeşitli şekillerde yapılırdı.Ya para içindeki değerli maden miktarı azaltılır yada paranın kenarları kırpılarak ,kırpılan kısımlar ile ekstra sayıda para basılırdı.Genelde tağşiş, gelenek olduğu üzere her hükümdar değişiminde eski dönem parasını dolanımdan kaldırarak toplatıp , yeni hükümdarların kendi adlarına para bastırmaları esnasında yapılırdı.

2. Mehmet tahta çıktığında yaptığı ilk tağşiş in hazineye getirisini görünce tağşişi her on yılda bir kendi parasına bile uygulamıştır.1451-1461-1471-1481

Orhan Gaziden 2. Mehmed’e kadar paranın değerinde mühim bir değişiklik görülmemesine rağmen ,Orhan Gazi 100 dirhem gümüşten 270 akça kestirirken 2.Mehmed 1451 de 293 akça kestirmiş, 1500 yılında 420 akça , 1580 lerde 450 akça kesilmiştir. 1326 dan 1740 yılına kadar 414 yıllık zaman zarfında paranın yıllık değer kaybı yüzde 0.24 gibi düşük bir oranda kalırken bu tarihten sonra değer kaybı oldukça artmış ve 3.Murad zamanında aynı miktarda gümüşten 950 akça kesilir hale gelmiştir.Bu karşılaştırmalar tağşiş uygulamasının mali boyutları hakkında yeterli fikir vermektedir.

Tağşişin hazineye hiç yoktan gelir getirdiği görülsede bu uygulamanın devlete orta vadede dönüşüm nedeniyle zararlı olduğu düşünülebilir. Halil İnalcık bu görüştedir. Yukarıdaki örneğe bakarak Fatih zamanında bir koyundan 2 akça alınan vergi ile 3.Murad zamanında alınan yine 2 akça olan vergi geliri karşılaştırıldığında hocanın ne demek istediğide anlaşılır.Fakat elbette ki Osmanlı yı bu uygulamaya iten iktisadi zorunluluklarda göz ardı edilmemelidir.

Bu uygulama neticesinde genelde Osmanlı da genelde ayaklanmalar çıkar, bu akçe ile ödeme maaş dağıtılmasına karşı asker kazan kaldırır ,esnaf bu parayla ödeme kabul etmezdi.Bu işten sorumlu görülen yada sırf kellesi istendiğinden bu işin bahane edildiği çeşitli devlet adamlarının kellesi gider ve sonuçta askerin maaşına zam yapılması ile isyan bastırılırdı.

Bu türde isyanların ilki ve belkide çeşitli nedenlerle en uğursuzu Edirne de 1445 tarihinde henüz ilk taht deneyimini yaşayan 12 yaşındaki 2.Mehmed’e karşı çıkmıştır.2.Murad Anadolu ve Balkanlarda işleri yoluna koyduğunu düşünüp Edirne-Segedin Anlaşmasını imzaladıktan sonra inzivaya çekilmiş ve tahtı 2.Mehmed’e bırakmıştı.Fakat bu durum Haçlıları harekete geçirmiş ve Papa nın onaylamadığı bir anlaşmanın yürürlüğe giremeyeceğini bahane ederek tekrar Osmanlı ya karşı birleşmelerine neden olmuştu.Rumeli de ilerleyen orduyu durdurmak üzere özellikle Vezir Çandarlı Halil Paşa nın isteği ile 2.Murad göreve çağrılmıştı.Mehmed her ne kadar buna pek gönlü olmasa hatta Çandarlı ya kızsa da karşı gelememiştir.2.Murad hükümdar olarak değil Başkumandan olarak ordunun başına geçmiş ve Varna da Haçlıları perişan etmiştir.

Bu hengamede askerin maaş zamanı (Ulufe) gelmişti.Ancak hazine iyi durumda değildi.Bu nedenle Osmanlı Tarihinde ilk defa tağşiş uygulandı.Tağşiş oranı aslında çok düşüktü.Yani binde dokuz kadardı.Ancak Edirne de çıkan büyük bir yangın çok zararlar vermiş ve her şeyin fiyatı epey artmıştı.Belki de asker bu nedenle büyük tepki gösterdi.Ama neticede Yeniçeriler bu nedenlerle Vezir Şihabeddin Paşa nın konağını yağmaladı ardından Edirne nin en yüksek tepesi olan ve adını bu olaydan alan ‘’Buçuk Tepe’’ ye çıktılar.Padişah hakkında dahi çok ağır laflar ediyorlardı.İşin bir başka yönüde Yeniçerilerin ilerde yaman bir hükümdar olacağı belli olan çocuk padişaha diş göstererek ve onu baskı altına almaya çalışmalarıydı.İş vahim bir hal almaya başlayınca tehlikeyi sezen tecrübeli devlet adamı Çandarlı Halil Paşa gelerek padişaha durumu lisan-ı münasip ile arzetti ve askerin zam yapılarak teskin edilmesi istedi.Babası 2.Murad’ında tedbiran tahta tekrar oturmasını sağladı.Zira başka çare yoktu öyle yapıldı.2.Murad Edirne ye geldi ,Buçuktepe ye uğrayarak askere nasihatta bulundu.

Bu olaya kadar Yeniçeriler 3 akçe maaş alıyorlardı.Bu maaşa buçuk akçe zam yapılarak 3.5 akçeye yükseltildi.Buçuk Tepe adını bu buçuk akçe zamdan alır.2.Mehmed tekrar Manisa ya yola çıktı.

1451 de babasının ölümü üzerine tahta tekrar çıkmak üzere şehzadeliğe döndü.

1844 yılına kadar tağşişler ve isyanlar devam etti.Bu tarihten sonra ise tağşişe son verilerek İstikraz yani Avrupa dan borç alma uygulamasına geçildi.Tağşiş zararlı idi ama istikrazın zararları onu bile mumla aratır oldu.Kısa sürede alınan yüklü borçlar ve faizler Osmanlı Devletini Avrupa nın sömürgesi haline getirerek 1881 de Duyun-ı Umumiye (Genel Borçlar İdaresi) nin kurulmasına sebep oldu. Osmanlı ekonomisi iflas bayrağını çekti.

 

Tarkan Suçıkar


Bu habere benzer haberler:

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile