| ATATÜRK VE BAYRAĞI KORUMAK |
|
İstiklal Marşı , Öğrenci Andı ,Türk Bayrağı ,Vatanın milletin bölünmez bütünlüğü ,devletin üniter yapısı ,Anayasamızın değiştirilemeyecek değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri tartışılıyor. Devletimizin Dna’sı ile oynanıyor. 2011 yılı…Türk Bayrağı ve Atatürk büstü kendi yurdunda tarihte görülmemiş bir şekilde ,polis koruması altına alınıyor. Kendi vatanında ,ülkende bayrağını korumaya çalışmak, hem de ne koruma…Direklere motor yağı sürerek ,büstlere barikat kurarak yapılan bir koruma bu. Düpedüz bu alçaklar karşısında ki acziyetin ifadesi olan bir koruma. Akıl edeni , bulanı tebrik ederiz. Millet olarak müteşekkiriz ,kendi yüksek zekalarına minnettarız! Bu kafayla bundan sonra korunması gereken yerler mesela Anıtkabir araba lastiklerinden barikatlarla veya hurda arabalardan oluşan engellerle,setlerle korunursa hiç şaşmayız, Fakat bundan sonra dükkanlarımız ,evlerimiz ,okullarımız ,resmi binalarımız ve şehirlerimiz de böyle korunursa yandık. Her hangi bir dünya ülkesine gidip ,o ülkenin bayrağını indirip hakaret etmenin ,o devletin milli sembollerine hakaretin cezası nedir? Örneğin bunu Yunanistan da, Ermenistan da yapsanız ne olur? Avrupa ya entegrasyonsa ,bu manada entegre olalım değil mi? Avrupa ya uyumsa bu mana dada uyalım. Bu arada bir çok demokratik Avrupa Devletinin kanunlarına göre Ermeni soykırım’ı yoktur demek suç’tur. Türkiye de ise bölücülük ,milli değerlere saldırmak,küfür ve hakaret etmek ,aşağılamak suç olmaktan çıkmıştır. Demokrasi ve düşünce özgürlüğü ise bu demek değildir. Terör ,bölücülük ve demokrasi ,düşünce özgürlüğü ,insan hakları kavramları bir terazide tartılamaz. Kişinin kişiye hakareti ,tehtidi, küfrü suçsa…Milli değerlere ,bayrağa ,Türklüğe ,tarihimize ,marşımıza ,dilimize hakaret ve tehtit daha büyük suçtur. Milli değerlerimizin böyle saçma yöntemlerle korunamayaçağı ise çok açık. Nitekim korunamadı da. Bir kaç çapulçu gene 1 Mayıs’ı fırsat bilerek yaptı yapacağını. Atatürk büstüne tırmandı ,üzerine çıktı ,ayağını omuzlarına koydu , önlem alınmayınca iyice şımardı azdı ,başına İmralı canisinin posterini ,bölücü bayrakları astı. Yine milletin sabrı denendi .Yine vicdanlar kanadı. Yine şehitlerin kemikleri sızladı. Mesele Heykele değil ,heykelin temsil ettiği devlete millete yapılan saygısızlıktır. İlginç olan ise devletin güvenlik güçlerinin bu işe seyirci kalması idi. Olay ardından yapılan açıklama “bu bir provakasyondur.” Evet herkes biliyor bunun bir provakasyon olduğunu. Fakat biz de diyoruz ki bu aynı zamanda bir ayaklanma ,devletin milletin mahremine ,dokunulmazlarına provasıdır. Tepkiler ölçülmektedir. Peki Acaba devletin polisi askeri bu provakasyonlara göz yummak için mi maaş almaktadır? Onun ilk görevi bu değerlerimizi korumak değil miydi? Böyle yemin etmiyorlar mı? Ha bir de Devletimizin bir Atatürk’ü koruma Kanunu yok muydu? Her fırsatta savcıları göreve çağıranlar unuttu galiba ,hatırlatalım öyleyse … 5816 sayılı kanun Resmî Gazete Tarihi ve No: 31/07/1951 - 7872 Madde 1: Madde 2: Madde 3: Madde 4: Madde 5: Necip Fazıl’ın “Öz yurdunda garipsin ,Öz vatanında parya” dizeleri bu günler için söylenmiş olsa gerek… www.tarihimiz.net
|



