ARAŞTIRMAMIZ-HAZARLAR

             http://www.sosyaldersleri.com/tarih/resim/hazarb1.jpgVII. yüzyıldan XI. Yüzyıla kadar, Karadeniz’in kuzeyi ile Kafkas dağları dolayı ve Hazar Denizi’nin batısında hüküm süren ve düzenli devlet kuran Türk kavmidir.

              Kaynakların ifadesine göre Hazarların tarih sahnesine çıkışı II. yüzyılın sonlarına doğrudur. Hazarlar, V. yüzyılda Avrupa Hun İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına girmişlerdir. Daha sonra da Göktürk Devleti’nin hâkimiyeti altına girmişlerdir. Hazarlar, Göktürk Devleti’nin hâkimiyeti altında bulunduğu yıllarda, bu devletin batıdaki en uç noktasını teşkil etmekteydiler. 630 yılında Göktürk Devleti’nin yıkılmasıyla Hazarlar, bağımsızlığı kavuştular.

              Hazarlar, hüküm sürdükleri devirde uluslararası politikada çok önemli rol oynamış ve devrin kaynaklarında adlarının anılmasına sebep olmuştur. Özellikle çok sıkı ilişkide bulunduğu İslam Devleti ve Bizans Devleti’nde yaşayan kronikçiler, Hazarları sık sık eserlerinde zikretmişlerdir. Bizanslı tarih yazarlarından Theophannes, Nikephoros; Müslüman tarihçilerden Mesudi, Gerdizi, İbn Rustah, İstahri, İbn Havkal, gezginlerden İbn Fadlan, Hazarlar hakkında önemli bilgiler veren ana kaynaklardır.

              Hazarların menşei olarak Türk olduğu ve Orta Asya’dan geldikleri kesindir. Hazarlar ilişkide bulundukları milletlerin kaynaklarında farklı isimlerle anılmışlardır. Arap kaynaklarında Hazar, el-Hazar; İbranice kaynaklarda Hazar, Kuzari; Macar kaynaklarında Kozar, Kazar; Çin kaynaklarında T’u-Chüe Ho-Sa; Gürcü kaynaklarında Kazar-i; Grek kaynaklarında Khazaroi; Rus kaynaklarında Kozar, Kazarin; Latin kaynaklarında Chazari, Gazari şeklinde isimlendirilmişlerdir.

Hazar Hakanlığı – Bizans İmparatorluğu İlişkileri

              İlk Hazar-Bizans ilişkileri Bizans ilişkileri Bizanhttp://www.turkcuturanci.com/hazarlar_imparatorlugu_hazarlar_bayrak.pngs İmparatoru Heraklios zamanında başlamıştır. Hazarlar ile Bizans’ı ittifak yapmaya iten en önemli sebep, iki devletin de mücadele ettiği Sasani İmparatorluğu’dur. Sasanilere karşı yapılan ilk Hazar-Bizans anlaşması 626 yılında imzalanmıştır. Tiflis yakınlarında Bizans İmparatoru Heraklios ile Hazar Hakanı Ziebil arasında bir görüşme gerçekleşmiştir. Yapılan bu görüşmede Bizans İmparatoru kızı Eudokia (Epifania)’yı Hazar Hakanı’na vermeyi teklif etti. Hakan Ziebil ise bu teklif karşılığında Bizans imparatoruna 40000 kişilik bir kuvvetle yardım etmeyi vaat etti. Anlaşmaya varıldıktan sonra Hazar- Bizans ordusu 626’da Sasaniler üzerine yürümeye başladı. İlk etapta bu kuvvetler Sasanilere karşı başarılar kazandı. Ancak 626 yılının sonlarına doğru Sasani baskısının artması ve kışın gelmesi sebebiyle Hazarlar yurtlarına döndü. Ancak geri dönmelerine rağmen 627 yılındaki Tiflis’in alınmasında Bizans’a yardım ettiler.

            Hazarlar ile Bizans arasındaki ilişkiler II. Justinianos’un imparatorluğunda da devam etti. II. Justinianos, 695 yılında bir isyan sonucu tahttan indirilmiş ve Kırım’a sürülmüştür. Burada Hazar Hakanı Bazir Yilbos’tan sığınma talebinde bulundu. Bu sığınma talebi hakan tarafından kabul edildi. Ayrıca Hazar Hakanı, II. Justinianos’a kız kardeşini verdi. Hakanın kız kardeşi II. Justinianos ile 704 yılında evlendi ve Theodora ismini aldı. Bu evlilikten bir erkek çocuk dünyaya geldi ve adını Tiberius koydular. Ancak bu sıralarda Bizans tahtında bulunan Apsimar, II. Justinianos’un ölü ya da diri olarak yakalanıp kendisine teslim edilmesi konusunda Hazar hakanının aklını çeldi. Bunun üzerine hakan, II. Justinianos’un öldürülmesi talimatını verdi. Bu suikast haberini karısı Theodora aracılığıyla öğrenen II. Justinianos derhal kaçarak canını kurtardı.

              II. Justinianos, 705 yılında İstanbul’a dönerek Bulgarların yardımıyla tekrar imparator oldu ve hemen ilk iş olarak Hazarlara savaş ilan etti. Bundan sonra iki devlet arasında çarpışmalar yaşandı. Bu durum 711 yılında II. Justinianos’un Elias tarafından öldürülerek ortadan kaldırılmasına kadar sürdü. II. Justinianos’un yerine geçen imparator devrinde tekrar Hazarlar ile barış sağlandı.

            730 (732 ?) tarihinde Bizans İmparatoru III. Leon, oğlu Konstantin ile Hazar Prensesi Çiçek’in evlenmeleri için Hazar Hakanı Bihor’a elçiler gönderdi. Hakan bu teklifi kabul etti ve Konstantin ile Çiçek, 732 (733 ?) tarihinde evlendiler. Çiçek evlendikten sonra Hıristiyan olarak İrene adını aldı. 741 yılında babasının ölümü Konstantin imparator oldu. Ayrıca bu evlilikten olan çocukları Leon, babası Kostantin‘den sonra tahta çıktı ve ülkesinde, halkı tarafından “Hazar Leon” olarak anıldı.

             Hazarlar ile Bizans ilişkileri bazı dönemler çıkarların çakışması sebebiyle gerilmiştir. Bu çatışma alanlarından birisi Abhazya bölgesi hâkimiyetiydi. Abhazya 523 yılından beri Bizans İmparatorluğu’nun hâkimiyetindeydi. 780 tarihinde Bizans prensi Leon bu bölgede bağımsızlığını ilan etti. Hazarlar da Bizans’tan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden bu prense destek verdi ve bu sahada aktif rol üstlenmeye çalıştı. Belli bir süre sonra da Abhazya Hazarların hâkimiyeti altına girdi.

 

              Hazarlar ile Bizans arasındaki diğer bir hâkimiyet mücadelesi alanı da Kırım yarımadasıydı. İki devlette bu yarımadanın kendi hâkimiyetlerine girmesi için çok çetin mücadelelere girdiler. Doros kenti Bizanslılar ile Hazarlar arasında birçok kez el değiştirmiştir. IX. yüzyıl boyunca Bizans bu şehre hâkim oldu. Fakat X. yüzyılda ise Doros’a Hazarlar hükmetmiş ve yıkılıncaya kadar bu şehir Hazar kontrolünde kalmıştır.

              Yoğun siyasi ilişkilerin yanı sıra Hazar ile Bizans arasında önemli boyutta ticari ilişkiler bulunmaktaydı. Hazar Devleti’nden Bizans İmparatorluğu’na balık, hayvan derisi ve çeşitli mallar ihraç edilmekteydi. Bunun karşılığında da Bizans paraları Hazar Devleti’ne akmaktaydı.

Hazar Hakanlığı – İslam Devleti İlişkileri

            VII. yüzyılın başlarında Allah (C.C.) tarafından Hz. Muhammed (S.A.V.)’e yeni bir din bildirilmeye başlanmıştır. Bu din VII. yüzyılın ortalarına doğru hızlı bir şekilde yayılmaya başlamıştır. 632-634 yılları arasında İslam kuvvetleri tarafından Sasani İmparatorluğu ortadan kaldırılmış ve Hazarlar, İslam Devleti ile sınır komşusu olmuştur. Bu hızlı ilerleyişten Hazar Devleti de nasibini almış ve 651-652 tarihinde Hz. Osman devrinde Selman b. Rebia komutasındaki İslam kuvvetleri Hazar topraklarına girmiş, Derbend’i geçerek başkent Belencer’e kadar ilerlemişti. Ancak Hazarlar bu orduyu durdurarak geri püskürtmeyi başarmıştır.

            Bu tarihten sonra Hz. Osman’ın şehid edilmesi ve Hz. Ali’nin halifeliğinden sonra meydana gelen karışıklıklar, İslam ordularının Azerbaycan ve Kafkasya üzerine yaptığı akınların kesilmesine yol açtı. Bu fırsatı kaçırmayan Hazar kuvvetleri Arran’a kadar ilerlediler. Bundan sonra Hz. Muaviye’nin halifeliğine kadar büyük bir savaş olmadı ve mücadele daha çok sınır çatışması olarak devam etti. Hz. Muaviye zamanında Mesleme b. Abdülmelik adlı komutan liderliğindeki İslam kuvvetleri tekrar Hazarlar üzerine harekete geçti. İslam orduları Azerbaycan’a yöresine girerek Derbend şehrini ele geçirdi(714). Ancak İslam ordularının İstanbul üzerine yürümek maksadıyla geri çekilmelerinden sonra hazar kuvvetleri tekrar hücuma geçti. Hazar hücumu karşısında İslam birlikleri bu bölgede tutunamamış ve geri çekilmek zorunda kalmıştır. Hazarlar Azerbaycan’ı tamamen ele geçirmişti. İslam kuvvetlerinin geri çekilişini Halife Ömer b. Abdülaziz’in görevlendirdiği Hâtim b. Nu’man el-Bahili adlı komutan durdurmayı başarmıştır (717-718).

             722-723 tarihinde diğer Türk boylarının da desteğini sağlayarak harekete geçen Hazarlar, Mercülhicâre’de İslam ordularını bozguna uğrattı. Bu bozgunda Müslümanlar çok ağır kayıplar verdiler. Bunun üzerine Halife Yezid b. Abdülmelik, Cerrah b. Abdullah el-Hakemi’yi Ermeniyye valiliğine atadı. Cerrah b. Abdullah görevi sırasında Hazarlara karşı önemli başarılar elde etti ve Derbend şehrini ele geçirdi. Daha sonra Cerrah b. Abdullah Derbend yakınlarında Hazarları ağır bir yenilgiye uğrattı ve bu galibiyetten sonra kuvvetleri Belencer şehrine girdi.

             726 yılında Mesleme b. Abdülmelik Hazar ülkesine saldırdı ve bazı kaleleri ele geçirdi. Akabinde 730 yılında da Cerrah b. Abdullah Beyda şehrini ele geçirdi. Bir sene sonra Hazarlar çok büyük bir güç toplayarak Arapların üzerine yürüdüler. Yapılan savaşta Araplar ağır bir mağlubiyete uğradılar ve burada Cerrah b. Abdullah Hazarlar tarafından öldürüldü.

            İlerleyen zamanda halife olacak olan Mervan b. Muhammed bu mağlubiyetler silsilesi durdurma ümidiyle Ermenistan ve Azerbaycan’a vali olarak atandı. 732-733 yıllarında 40000 kişilik bir orduyla Derbend’i aştı ve Hazar başkenti Belencer’e ilerledi. 737-738 tarihinde de Mervan b. Muhammed 150000 kişilik büyük bir orduyla, iki kol halinde İdil şehrine kadar ilerledi. Hazarlar bu orduya karşı duramadılar. Hazar hakanı daha da kuzeye çekilerek, 40000 kişilik bir askeri birliği Araplara karşı gönderdi. Ancak bu kuvvetler çok ağır bir yenilgi aldı. Daha sonra hakan, Müslümanlara esir düştü. Hakan ile İslam’ı kabul etmesi şartıyla barış yapıldı. Yapılan barış antlaşmasına göre, İdil şehrinde iki tane fakih kalacak ve Hazar halkına İslam dinini öğretecekti. Mervan b. Muhammed döneminde İslam orduları, Hazar Devleti’ne karşı en etkili mücadelesini verdi ve çok önemli başarılar kazandı.

             Emeviler hanedanının yerine Abbasi hanedanının İslam Devleti’nin iktidarına gelmesi, Hazarlar ile İslam Devleti’nin arasındaki ilişkilere yeni bir boyut kazandırdı. Hazarlar ile yapılan mücadeleler ivme kaybetti ve daha dostane ilişkiler kurulmaya başlandı. Azerbaycan valisi Yezid b. Esid halifenin tavsiyesiyle Hazar hakanının kızıyla evlendi. Fakat kızın doğum sırasında ölmesi üzerine Hazar hakanı, bir orduyu İslam Devleti üzerine gönderdi ve bu ordu 764 yılında Tiflis’i ele geçirdi. Abbasi Halifesi Harunürreşid döneminde de Fazl b. Yahya el-Bermeki adlı bir vezir Hazar hakanının kızıyla evlendi. Ancak hakanın kızının zehirlendiği haberleri üzerine yine Hazarlar Arapların üstüne 799 yılında bir akın düzenlediler. Bunun üzerine Yezid adında bir komutan liderliğindeki İslam orduları karşı harekâta giriştiler. Bu harekât sonucunda Hazarlar Ermenistan’dan çıkarıldılar. Bu olaydan sonra bir daha Hazarlar ile İslam Devleti arasında bir çatışma olmadı. Hazarların, İslam Devleti’nin en güçlü çağında onları durdurması, hüküm sürdüğü dönemde ne kadar kuvvetli bir devlet olduğunun göstergesidir.

Hazar Hakanlığı – Sasani İmparatorluğu İlişkileri

             Hazarların, Sasanilerle olan siyasi ilişkileri daha Göktürk Devleti’nin hâkimiyeti altında bulundukları zamana kadar gitmektedir. III. yüzyıldan VI. yüzyıl ortalarına kadar ki zaman diliminde, Ermenistan üzerindeki Bizans-Sasani devletleri arasında meydana gelen savaşlarda Hazarlar, Sasani İmparatorluğu’nun yanında yer almışlardır. Ancak IV. yüzyılın ortalarından sonra Sasaniler politikalarını değiştirip, Hazarlara karşı tehlikeli ve yayılmacı bir siyaset izlemeye başlayınca, Hazar Devleti de Bizans İmparatorluğu’na destek vermeye başladı. 363 yılında Bizans İmparatorluğu Sasanilere karşı bir sefere çıktı. Bu seferde Hazarlar, Sasanilere karşı Bizans ordusuna yardım etti.

              VII. yüzyılın ortalarında Hazarlar, Sasanilerin elinde bulunan Tiflis’e hücum ederek burayı kuşattı (626). Bu sırada Sasaniler, Avarlar ile birlikte Bizans’ın başkenti Konstantinopolis’i kuşattı. Bunun üzerine Bizans, Hazarlardan yardım istedi ve Hazar Devleti 40000 kişilik bir yardım kuvvetini gönderdi. Daha sonra Çorpan Tarhan adlı komutan liderliğindeki Hazar kuvvetleri Sasanileri çok ağır bir mağlubiyet uğrattı. Bu galibiyetle birlikte Aras nehrinden itibaren bütün Kuzey Azerbaycan, Hazar hâkimiyetine alındı. 629 yılında da, daha önce kuşatılmış olan Tiflis şehri Çorpan Tarhan adlı komutanın başarılı faaliyetleri sayesinde Hazar hakanı tarafından ele geçirildi.

             627 yılında Bizans ile Sasaniler arasında Ninova’da yapılan muharebenin Bizans lehine bitmesinde Hazarlar çok önemli rol oynamıştır. Bu savaştan sonra Hazarlar, Sasaniler üzerine birçok akın düzenlemişlerdir. Bu akınlar Sasani Devleti’ni derinden sarsmış ve devletin yıkılmasında önemli rol oynamışlardır. Hazar darbesiyle zayıflayan Sasanileri İslam kuvvetleri çökerterek tarih sahnesinden silmişlerdir.

Hazarların Diğer Kavimlerle İlişkileri

              Hazarlar, Göktürklerin yıkılmasından sonra bağımsızlığını kazanmış ve ilk iş olarak kuzey ve kuzeybatısında bulunan Bulgar ve Slav kavimleriyle savaşmaya başlamışlardır. Hazarlar, Karadeniz’in kuzeyinde bulunan Bulgarlara saldırarak onları daha batıya, Tuna’ya doğru göçe zorlamışlardır. 665 yılında da Hazarların saldırıları sonucu Büyük Bulgar (Magna Bulgaria) Devleti yıkılmıştır. Büyük Bulgar Devleti’nin topraklarına hâkim olduktan sonra, Hazarların hâkim olduğu saha hemen hemen iki katına çıkmıştır. Ayrıca Dnyeper çevresinde bulunan Slav kavimleri de vergiye bağlanarak hâkimiyet altına alınmıştır.

             Hazar Hakanlığı, VIII-IX. yüzyıllarda kuzey ve batı yönündeki ilerlemesini sürdürmüş ve Alanlar, On Ogurlar, İdil Bulgarları, Fin-Ugorlar, Macarlar, Slavlar gibi birçok kavmi hâkimiyet altına almıştır.

             Hazarlar, IX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kuzey komşuları olan Ruslarla ilişki kurmaya başladılar. Kroniklere göre Hazar-Rus münasebeti ilk olarak 859 yılında başlamıştır. Bu yılda Hazarlar bazı Rus kabilelerini vergiye bağlamıştır. 884 yılında Ruslar, Slav kavimleri ile birleşerek Hazarlara saldırdılar ve onların zayıflamasında önemli rol oynadılar. Ruslar IX. yüzyılın ortalarından sonra hazar ticaret hayatında önemli rol oynamaya başlamışlardır. Buradan elde ettikleri gelirler, Rusların ileride devlet kurmalarında önemli rol oynamıştır.

            X. yüzyılın başlarında Hazar Hakanlığı, Rusların dışında Peçenek, Uz, Kuman ve Kıpçak gibi kavimlerin akınlarına da maruz kalmıştır. Rusların oldukça zayıflattığı Hazarlar, özellikle Peçeneklerin saldırılarında büyük darbe yemiştir. Soydaşlarından yediği bu darbe sonucu, Hazarların hâkimiyeti altındaki diğer Türk kavimleri de komaya başlamıştır.

             Yaşanan bu akınlar karşısında Hazar hâkimiyeti iyice kırılmıştır. Özellikle 1000’li yılların başında Kuman-Kıpçak baskısıyla, zaten zayıflamış olan Hazar Devleti zamanla siyasi varlığını yitirmiştir. Hazar Devleti’nin yıkılmasında önemli rol oynayan bir diğer faktör de, devletin zamanla asker-millet vasfından çıkmış olmasıdır. Hazarlar kurulduktan belli bir süre sonra daha çok ticaretle uğraşmaya başladılar. Daha çok ticaretle meşgul olmaları sebebiyle Hazarlar, ordularını Harezm bölgesinden getirdikleri ücretli askerlerden oluşturmaktaydılar. İlerleyen zamanda siyasi rakiplerin, ticaret yollarını keserek gelirlerin azalmasına yol açmalarıyla, ücretli askerlerin maaşları ödenemez olmuştur. Bu durum Hazar Hakanlığı’nın siyasi ve askeri yönden zayıflamasına, sonuç olarak da dış saldırılara karşı koyamayıp yıkılmasına sebep olmuştur.

Bibliyografya

  Artamanov, Mikhail Illarionovich, Hazar Tarihi, çev. İhsan Batur, Selenge Yayınları

  Brook, Kevin Alan, “Hazar-Bizans İlişkileri”, Türkler, II, s. 473-480

  Dunlop, Douglas Murton, Hazar Yahudi Tarihi, çev. Zahide Ay, Selenge Yayınları

  Kmosko, Michael, “Araplar ve Hazarlar”, İ.Ü. Türkiyat Mecmuası, III, s. 133-155

  Taşağıl, Ahmet, “Hazarlar”, DİA, XVII, s. 116-120

  Togan, Ahmet Zeki Velidi, “Hazarlar”, İA, V/1, s. 397-408

  --------, Umumi Türk Tarihine Giriş, Enderun Kitabevi, İstanbul 1981, 3. Baskı

  Yücel, Mualla Uydu, “Hazar Hakanlığı”, Türkler, II, s. 445-463

 

 TURGAY KOÇAK

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile