|
OSMANLI TARİHİ (1299 – 1922) Kuruluş Devri : (1299 – 1453) Kuruluş Devri Padişahları : Yükseliş Devri : (1453 – 1579) Osman Gazi : 1281 – 1326 Duraklama Devri : (1579 – 1699) Orhan Gazi : 1326 – 1362 Gerileme Devri : (1699 – 1792) I. Murat : 1362 – 1389 Dağılma Devri : (1792 – 1922) Yıldırım Bayezit : 1389 – 1402 Fetret Devri : 1402 – 1413 Çelebi Mehmet : 1413 – 1421 II. Murat : 1421 – 1451 Osmanlı Beyliğinin Kısa Zamanda Büyüme Nedenleri: · Anadolu’nun Durumu : Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu Türk Birliği bozulmuş, beylikler kurulmuştur. XIII. Y.y. sonlarına doğru İlhanlılar’ın Anadolu’daki baskısı azalmıştır. Anadolu beylikleri arasında mücadeleler vardır. Anadolu siyasi birlikten yoksundur.
|
 Üzeyir Lokman ÇAYCI Bey'in Ilımlı İslam üzerine yazdığı yazıyı isteği üzerine paylaşıyoruz... İnsanlar ne kadar yükseğe çıkarlarsa çıksınlar, hangi unvanı taşırlarsa taşısınlar, Söyledikleri sözlerin, yaptıkları hataların, işledikleri günahların sorumluluklarından asla kurtulamayacaklardır. Çağdaşlık Ilımlı İslam yakıştırması bugün ülkemizde AKP ile birlikte anıldığı için toplumun tamamına hitap etmemekte ve eleştirilmektedir. Yani toplumu bize sunulduğu gibi hoşgörüye sevk etmediği gibi, emperyalist projeler içinde yer alması da bu konuya alet alan kurumlarımızı töhmet altına almaktadır. Peygamberimiz (S.A.) zamanından bu güne kadar hiçbir alim, şeyhülislam, ilim adamı bu tabiri kullanmadı. Siyasilerin behtemsizliğini, yöneticilerin beceriksizliğini, unutulan; ihmal edilen insanların sorumluluklarını İslâm’a yükleyemezsiniz. Emperyalist ülkelerin kuşatmalarıyla tahrip olan, bozulan, kaybolan unsurları, dağılan değerleri, suçlanan nesilleri kurtarma yerine laf oyunlarıyla görmezlikten gelemezsiniz!
|
|
Kıbrıs Mücahidi ,büyük devlet adamı ,Milli kahraman Rauf Denktaş vefat etti. Mekanı cennet olsun. Yüreği Türk-İslam varlığı için atan “Mücahid Toros” güle güle…Mirasın namusumuzdur. Kıbrıs Türk’tür rahat uyu. Yunan Gazeteleri ardından kin kussa da bu bize ancak senin büyüklüğünü anlatır. Acı olan bazı Türk(?) gazetelerinin senin ardından vefat haberini kıyı köşe de bir yerlerde “Denktaş öldü” diye vermesidir. Bu gazetelerden kese kağıdı bile olmaz aslında.O gazeteleri tahmin edersiniz. Bu muamelenin sebebini de…Çünkü sen kimsenin yalakası olmadın ,el etek öpmedin. Tek kaygın Kıbrıs taki Türk-İslam varlığının akıbeti idi. Senin, bizim ve birilerinin yıllardır söylediğimiz ,sevdamız Türk Birliğini ,şimdi Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev Meclis Genel kurulunda söyleyince birleri ne kadar şaşırdı? Tokat yemişe döndüler. Bir birlerine bakakaldılar ,yıllardır biz bunu neden düşünemedik diye? Ama kime anlatıyorsun sayın Almazbeg onların davaları sadece Gazze ,Filistin ,Libya ,Suriye ,Ermenistan ,Yunanistan …
|
|
Ülkemizin uzun yıllardır en büyük sorunlarından birisi “Beyin Göçü” dür. Zar zor ülkemizde yetiştirdiğimiz ,eğittiğimiz ,üzerinde umut beslediğimiz bir çok gencimiz çok çeşitli nedenlerle yabancı ülkelere gitmektedir. Bu şekilde bütün mesaileri , ürettikleri yada becerileri ,yabancıların olmaktadır. Bu durumu sadece yabancı ülkelerin kendilerine sundukları maddi ve manevi imkanlarla yada çalışma olanaklarıyla açıklamak kanımızca yetersiz açıklamalardır. Her ne sebeple olursa olsun bir Türk’ün yabancıya hizmet etmesi ,tüm üretimini ,beynini onun hizmetine sunması aynı faydayı yada bazı eksikliklere ve zorluklara binaen ona yakınını ülkesinde üretmesi karşısında kabul edilemez bir durumdur. O halde eksiklik bu değerli vatan evlatlarının eğitilmesindedir. Hata çocuklarımıza henüz ilk başarılarında yada üniversite yıllarında zihnine yabancı bir ülkeye kapağı atma fikrini sokanlardadır. Günah bu yıllarda gençlerimize tüm hayallerini yabancı bir ülkede okuma ,evlenme ve yaşama üzerine kurduranlarındır.
|
|
Konuyu görüntülemek için liste halindeki konu başlığına tıklayarak açılan sayfayı aşağıya doğru indiriniz.... Sayfa sonundaki bir sonraki yada bir önceki butonlarını kullanarak konular arasında ileri geri ilerleyebilirsiniz...
Bu başlık altında 2. Meşrutiyetin ilanından Düzenli Ordunun kurulmasına kadar geçen süre zarfında meydana gelen önemli siyasi-politik olaylar ele alınmıştır.
|
|
Vicdan-ı Ret’çilik denen şey asker kaçaklığının yasal bir zemine oturmasını ,askerden kaçmanın meşru olmasını sağlamaya çalışmanın adı. Yeni ve uydurma ve içi boş bir kavram…Vicdan gibi bir kelime üzerinden vicdansızca oynanan bir oyunun adı. Türk Milletinin kaybettiği ve 21. yy’a taşıyamadığı bir çok değerine karşın genlerinin etkisiyle ,her daim savaş meydanlarının başrol oyuncusu olmuş ordusuna bağlılığının koparılmaya çalışıldığı bir oyun. Peygamber Ocağı olarak gördüğümüz asker ocağına ,gurur duyduğumuz Silahlı kuvvetlerimize karşı açılan yeni bir saldırı cephesi… Binlerce yıllık tarihte ordu-millet olmamız sayesinde bu günlere kadar var olduk ve olacağız. Binlerce kez vatana ,devlete karşı sınanan bağlılığımızı test ediyorlar yine. Üstelik bu defa yalnız değiller. Yıllardır yapılan olumsuz propaganda meyvelerini veriyor. Şer cephesi birleşiyor. Bu yolda yalnız değilsiniz Vicdan-ı retçiler. Emin olun tüm bölücüler size destek verecek ,tüm ülkedeki şer odakları ,hepimiz Ermeniyiz diye yürüyenler ,Sokaklarda ,Üniversitelerde bayrağa saldıranlar destekleyecekler.
|
|
Ey Türk Milleti; Üste gök çökmedikçe ,altta yağız yer delinmedikçe ,senin ili'ni ve töre'ni kim bozabilir? Ey Türk ulusu! Kendine dön. Seni yükseltmiş Bilge Kağanı'na, özgür ve bağımsız ülkene karşı hata ettin, kötü duruma düşürdün. Ulusun adı, sanı yok olmasın diye, Türk ulusu için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kardeşim Kül Tigin ve iki Şad ile ölesiye, bitesiye çalıştım...
Bilge Kağan
"İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun. Biz Allah’a âidiz ve vakti geldiğinde elbette O’na döneceğiz." Hakkari Çukurca'daki saldırıda şehit olan Cennetmekan 24 askerimizin isimleri şöyle: Çavuş Fikret Özer / Samsun Çavuş Birol Elmas / Sakarya Er Mesut Cengiz / Hatay Er Eyüp Çolakoğlu / İstanbul Onbaşı Yavuz Çoban / Aksaray Astsubay Kıdemli Başçavuş İbrahim Geçer / Konya Uzman Çavuş Mustafa Aslan / Çorum Er Süleyman Kalkan / Isparta Er Fevzi Kazak / Gaziantep Er Yunus Yılmaz / Ankara
|
|
ATİLLA BALIBEY'in yazmış bulunduğu makaleyi yayınlıyoruz. Kendisine çalışmalarında başarılar diliyoruz.
GİRİŞ: Türkler’in Anadolu’ya tarihi kayıtlarla sabit ilk girişi; 395-396 yıllarında, Hun Türkleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu tarihten itibaren, Ağaçeri, Sabir, Hazar ve Selçuklu Türkleri, Anadolu’ya ardı-arkası kesilmeyen akınlar düzenlemiştir. Bu akınların bir kısmı; istila, tahrip ve yağma amacı gütmüştür. Hun, Hazar ve Selçuklu Türkleri’nin akınlarını, bu türden saymak gerekmiştir. Bu akınların bir kısmı da; bölgedeki ortak düşmana karşı ittifak amacı gütmüştür. Sabir Türkleri’nin Bizans İmparatorluğu’na karşı gerçekleştirdiği Sabir-Sasani ittifakını, bu türden saymak gerekmiştir. İstila, tahrip ve yağma amacı güden akınlardan yurt kurma amacına yönelen bir süreç ise; Selçuklu Türkleri’nin düzenledikleri akınlarda gözlenmiştir. Bu süreci başlatan da Büyük Selçuklu Komutanı Çağrı Bey olmuştur. Doğu Anadolu’ya İlk Selçuklu Akını: Anadolu’ya Selçuklu akınları; Çağrı Bey’in meşhur keşif akınıyla başlamıştır (1). Selçuklu hakimiyeti kurulmadan önce; Selçuklu ailesi, Maveraünnehir’de, Gazneli ve Karahanlı devletlerinin baskılarına rağmen, hayatlarını sürdürmüştür.
|
|
Kara kıta Afrika yokluktan ,açlıktan kırılıyor. Ne yazık ki derisinin rengi nedeniyle yüz yıllarca hayvandan aşağı olarak beyaz adamın ,Avrupalının köleliğini yapan ,ezilen ,sömürülen bu insanlar şimdi yine görmezden geliniyor. Dünya seyrediyor. Orada silah bulmak ,ekmek bulmaktan kolay. Çocuklar oyuncaklarla değil ,silahlarla büyüyor. Peki herkes Allahın kulu iken ,sözde Amerikan Yurttaş Hakları bildirgesine ,İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine herkes eşitken ,nasıl böyle oluyor?Elbette bunun suçu yine beyaz adamındır. Kıtanın ve Avrupa nın Tarihine bir göz atarsak bu durumda en az sorumluluğun Müslümanlarda olduğu görülür. İslam dini hak peygamber Hz. Muhammed tarafından tebliğ edilirken Cahiliye döneminde ezilip sömürülen köleler onu ilk dinleyen ,kabul eden ve onun uğruna can verenlerdi. İlk Müslümanlardan Hz. Zeyd ,Bilali Habeşi bunlardandır. İslam dini zaman içinde köleliği onların en az zarar görerek kaldırılması için tüm tedbirleri almıştır. Zira köleliği bir anda kaldırmak kölelerin aleyhine bir çok sorunu beraberinde getirecekti.
|
|
VII. yüzyıldan XI. Yüzyıla kadar, Karadeniz’in kuzeyi ile Kafkas dağları dolayı ve Hazar Denizi’nin batısında hüküm süren ve düzenli devlet kuran Türk kavmidir. Kaynakların ifadesine göre Hazarların tarih sahnesine çıkışı II. yüzyılın sonlarına doğrudur. Hazarlar, V. yüzyılda Avrupa Hun İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına girmişlerdir. Daha sonra da Göktürk Devleti’nin hâkimiyeti altına girmişlerdir. Hazarlar, Göktürk Devleti’nin hâkimiyeti altında bulunduğu yıllarda, bu devletin batıdaki en uç noktasını teşkil etmekteydiler. 630 yılında Göktürk Devleti’nin yıkılmasıyla Hazarlar, bağımsızlığı kavuştular. Hazarlar, hüküm sürdükleri devirde uluslararası politikada çok önemli rol oynamış ve devrin kaynaklarında adlarının anılmasına sebep olmuştur. Özellikle çok sıkı ilişkide bulunduğu İslam Devleti ve Bizans Devleti’nde yaşayan kronikçiler, Hazarları sık sık eserlerinde zikretmişlerdir. Bizanslı tarih yazarlarından Theophannes, Nikephoros; Müslüman tarihçilerden Mesudi, Gerdizi, İbn Rustah, İstahri, İbn Havkal, gezginlerden İbn Fadlan, Hazarlar hakkında önemli bilgiler veren ana kaynaklardır.
|
|
1 yıldan fazladır üzerinde çalıştığımız ve bu araştırmada elde ederek inceleme ,yararlanma imkanı bulduğumuz Timur Tarihi bibliyografyasını aşağıda sunuyoruz.Diğer yandan yayınlamayı da düşündüğümüz araştırmamızın yazım çalışmalarını da taslak halinde sürdürmekteyiz. Bu çalışmanın araştırma safhası da devam etmekte… Çalışmamızın tamamlanmasının daha birkaç sene süreceğini tahmin ediyoruz. Hali hazırda aradığımız ve henüz ulaşamadığımız eserleri bibliyografyamıza almadık. Bu konuda kaynak tavsiye etmek ,iletmek yada bilgi paylaşmak isteyen olursa her türlü katkıya açığız. 1 yıldan fazladır üzerinde çalıştığımız ve bu araştırmada elde ederek inceleme ,yararlanma imkanı bulduğumuz Timur Tarihi bibliyografyasını aşağıda sunuyoruz.Diğer yandan yayınlamayı da düşündüğümüz araştırmamızın yazım çalışmalarını da taslak halinde sürdürmekteyiz. Bu çalışmanın araştırma safhası da devam etmekte… Çalışmamızın tamamlanmasının daha birkaç sene süreceğini tahmin ediyoruz. Hali hazırda aradığımız ve henüz ulaşamadığımız eserleri bibliyografyamıza almadık. Bu konuda kaynak tavsiye etmek ,iletmek yada bilgi paylaşmak isteyen olursa her türlü katkıya açığız.
|
|
Son yıllarda özellikle gençlik arasında bir çok kelimenin saçma sapan yada kültürümüze , dinimize ve inançlarımıza aykırı şekilde kullanıldığına şahit oluyoruz. Mucize, vahiy gelme ,ilah ve yaratma gibi sadece peygamber ve Allah’a özgü olan kelimelerin günlük hayatta insanlar ve canlılar için kullanılmasının yaygınlaşması ile başlayan bu furya giderek yayılmakta. Örneğin şimdilerde Hıristiyanlığa özgü bazı kelimelerinde dilimize bu yollarla girdiğini görmekteyiz. Bunlardan birisi de ‘’ikon’’…Moda ikonu ,futbol ikonu vs Türk Dil kurumu sözlüğüne göre Fr. icône . 1. Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri. 2. Bir kişi, düşünce, akım veya herhangi bir şeyi tek başına simgeleyen ve anlatan şekil veya resim. 3. bl. Bilgisayarda kullanılacak herhangi bir programı simgeleyen küçük resim. Türkçe karşılığı da var aslında, tasvir. İkon-İkona ne kadar güzel ve gerekli bir kelime değil mi?
|
|
2011 yılı … İstiklal Marşı , Öğrenci Andı ,Türk Bayrağı ,Vatanın milletin bölünmez bütünlüğü ,devletin üniter yapısı ,Anayasamızın değiştirilemeyecek değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri tartışılıyor. Devletimizin Dna’sı ile oynanıyor. 2011 yılı…Türk Bayrağı ve Atatürk büstü kendi yurdunda tarihte görülmemiş bir şekilde ,polis koruması altına alınıyor. Kendi vatanında ,ülkende bayrağını korumaya çalışmak, hem de ne koruma…Direklere motor yağı sürerek ,büstlere barikat kurarak yapılan bir koruma bu. Düpedüz bu alçaklar karşısında ki acziyetin ifadesi olan bir koruma. Akıl edeni , bulanı tebrik ederiz. Millet olarak müteşekkiriz ,kendi yüksek zekalarına minnettarız! Bu kafayla bundan sonra korunması gereken yerler mesela Anıtkabir araba lastiklerinden barikatlarla veya hurda arabalardan oluşan engellerle,setlerle korunursa hiç şaşmayız, Fakat bundan sonra dükkanlarımız ,evlerimiz ,okullarımız ,resmi binalarımız ve şehirlerimiz de böyle korunursa yandık.
|
|
İ brahim Hakkı Konyalı Kütüphanesinden aradığımız önemli bir kitap sayesinde haberdar olduk. Aradığımız kitap Ömer Halis Bıyıktay’ın 1934 baskısı “7 Yıl Harbi içinde Timur ve Ankara Savaşı “ isimli eseriydi. Bir Cumartesi birkaç dostla beraber sabah vapura atladık ve kütüphane ye ulaştık. Üsküdar vapur iskelesinden 5 dakikada arabayla yada yürüyerek 15 dakikada ulaşmanız mümkün. Kütüphane Büyük Selimiye Camii’nin arka yüzünde kalıyor. Biraz karanlık ve nemli… Ama çalışanların ilgisi ve sohbetleri çok iyi. Her konuda yardımcı oluyorlar. Çay sınırsızJ İstediğiniz belge ve kitabı kısa bir sürede önünüzde buluyorsunuz. Yani siz yeter ki gelin okuyun ,araştırın biz size yardıma hazırız der gibiler. Bina ve kütüphane ile ilgili her türlü bilgiyi almanız mümkün. Okuma ve araştırma salonları var.
|
|
Destanlar ,türküler ,masallar ,maniler… Tüm bunlar tarihten günümüze Türk kültürünün gelişmesi ,yayılması ve gelecek kuşaklar aktarılması için birer iletişim ,paylaşım ve eğitim aracı olarak kullanılan vasıtalardır. Milletimiz tartışmasız tarihin en eski , en geniş coğrafyaya hükmetmiş ve dünyanın her yerine uyum sağlamış milletidir. Bir başka deyişle Türkler “tarihin yaramaz çocukları” dır. Bir türlü ele avuca sığmamış ,devamlı hareket halinde at sırtında yol almışlardır. Bu şekilde Hindistandan Avrupa içlerine kadar sayısız Türk devleti kurulmuş, yaşamış ve yıkılmıştır. Bu Türk devletleri ne kadar birbirinden uzakta yaşasalar ,aralarında zaman zaman Türk hakimiyet anlayışı sebebiyle savaşlar yaşansa da bir ortak kültür oluşturmuşlardır. Bunu sağlayan ve farklı yerlerde ,farklı iklimlerde yaşayan Türk insanlarını bir payda da birleştiren harç ,güzel Türkçemizin meyveleri olan bu sözlü ürünlerdir. Türk’ün sevinci ,acısı ,derdi ,tasası hep bu sözlü ürünlerde dile gelir ,diyar diyar gezen ve hala Anadolu ve Asya da son temsilcilerine rastlayabileceğimiz ozan ,aşık geleneği ile bestelenip ,şiirselleşip gönülden gönüle akar ,paylaşılırdı.
|
|
|