| isyanın sembolü Halide Edip |
Halide Edip Adıvar, hakkında yazılan kitaplar ve yeniden basılan bütün eserleriyle bir kere daha hatırlanıyorTürk siyasi ve edebi tarihinin en önemli simalarından biri olan Halide Edip Adıvar, hakkında yazılan kitaplar ve yeniden basılan bütün eserleriyle bir kere daha hatırlanıyor NECLA AKGÖKÇE Türkiye`de 80`lerin ikinci yarısında yükselen kadın hareketini takiben, kadın tarihçiler kadınların tarih içindeki deneyimlerinin açığa çıkarılması gerektiğini düşünmeye başladılar.Tarihin kadın bakış açısı ile sorgulanması, kadınlara ait üstü örtülmüş pek çok deneyim ve yaşantının ortaya çıkmasını doğurdu. 90`lı yıllarda Osmanlı`nın son dönemlerinde eşit haklar için mücadele veren kadınların tarihine ilişkin kitaplar birer ikişer yayınlanmaya başlandı. Bu çalışmalar sayesinde gözden kaçırdığımız pek çok kadın deneyimine ulaştık, tarihimizde öne çıkmış kadın sanatçıların, edebiyatçıların kadın olmaktan kaynaklanan sorunlarla baş etme mücadelelerine tanıklık ettik. Handan`ın, Sinekli Bakkal`ın, Zeyno`nun Oğlu`nun yazarı olarak bildiğim ve sevdiğim Halide Edip de o yıllardan sonra benim açımdan, kadın hakları için verdiği mücadele yönünden de anlam kazanmaya başladı. Son günlerde Halide Edip ve onun eserleri yeniden gündemde. Can Yayınları iki yıldır onun tüm eserlerini yayımlıyor; şimdiye kadar Handan, Yol Palas Cinayeti, Ateş`ten Gömlek, Türkün Ateş`le İmtihanı, son eseri ve çocukluk anılarını yazdığı bence Türk edebiyatında bir otobiyografi başyapıtı olan Mor Salkımlı Ev`i sırasıyla yayımladı. 2009 Ocak ayında Kemal Öztürk`ün Halide Edip`in yaşamını kaleme aldığı bir biyografi kitabı raflarda yerini almıştı... 2009 Şubat`ında ise Can yayınları serisinden Tatarcık isimli romanı çıktı piyasaya... Kemal Öztürk Timaş Yayınları`ndan çıkan Halide, Tutku, Hüzün, İsyan adlı kitabında Halide`nin yaşamını anlatırken onun yaşadığı zaman dilimi içinde Osmanlı`nın siyasi ve toplumsal atmosferini de ele almayı hedeflemiş görünüyor. Kitabın yazılış öyküsünü okurken Öztürk`ün 2001 yılında Halide Edip`in hayatı ekseninde Türkiye`deki kadın hareketini anlatmak için bir belgesel yapmak üzere harekete geçtiğini öğreniyoruz; bu bir televizyon projesiymiş başlangıçta. Bu çerçevede yazılan sade ve akıcı metin, Halide Edibe ait fotoğraflar, yazarın torunlarıyla ve bugüne kadar Halide Edip üzerine çalışma yapan kadın araştırmacı ve akademisyenlerle yapılan söyleşilerle zenginleştirilmiş, yazarın deyimiyle belgesel bir kitap haline dönüşmüş... Halide Edip`i modernleşme bağlamında bir kadın hakları savunucusu olarak feminist bakış biçimiyle yazan Ayşe Durakbaşa, onu siyasi haklar ve kadın hakları mücadelesi çerçevesinde ele alan feminist tarihçi Serpil Çakır, edebiyatı üzerinden ele alan ve bize pek çok Halide Edip okumaları olabileceğini gösteren İnci Enginün`ün yanı sıra feminist hukukçu Hülya Gülbahar, Halide`nin öğrencisi Ayşe Cebesoy, televizyon yapımcısı Ayşe Böhürler, Frances Kazan da kitabın oluşmasına kendi Halide Edip`lerini anlatarak katkıda bulunmuşlar... Öztürk`ün de esasında aynı yolu izlediğini görüyoruz, o da kendi Halide Edibini anlatmış... Bu Halide`yi tanımlayan ana kavramlar, tutku, hüzün ve isyan... Çokeşliliğe hep karşı oldu Halide Edip biliyorsunuz, İstanbul`da 1884 yılında dünyaya gelmiş. Kızların da okutulduğu yüzü Batı`ya dönük elit bir aileden geliyor, bu onun şansı fakat kadınlara tanınan özgürlük sınırlı bir özgürlük bu; aile içinde aynı zamanda çok eşlilik de var... Halide Edip çocukluğunu anlattığı Mor Salkınlı Ev adlı anı kitabında, konaklarda çok eşli yaşama katlanmak zorunda kalan kadınların trajedilerini verir. Erkek egemenliğinin en dolaysız tezahürlerinden biri olan poligami, Halide Edip daha çok küçük bir kız çocuğu iken derin izler bırakır, daha sonraki yıllarda bu konudaki tutumu nettir: Kendi başına böyle bir iş geldiğinde asla oturup boyun eğmeyecektir... İlk evliliğini yaptığı Salih Zeki`nin üzerine kuma getirmeye çalışması karşısında, çocuklarını alır ve gider... Onun romanlarındaki kadın kahramanların, okuyan, düşünen, kuvvetli, toplumun dönüşümünü isteyen kadınlar olması ama bu kadınların tümünün de (Rabia`yı, Handan`ı, Aliye`yi, hatta Zeyno`yu düşünün) geleneksel aile yapısını benimsemiş, iyi eşlere, güzel çoklara sahip kadınlara göre hep mutsuz olması, ölmesi, öldürülmesi tesadüf değildir. Toplumu dönüştürme iddiasında olan erkeklerin de, o toplumda erkek egemenliğinin inşası ve sürdürülmesinde oynadıkları rolün ve onlar tarafından kadına biçilen rollerin farkındadır... Handan isimli romanında, kendisini yetiştiren, hocası sosyalist Nazım`a aşık olan Handan, önce maksat sonra sen, diyen Nazım`ın evlenme teklifini reddeder. Gerekçesini arkadaşı Neriman`a anlatırken, genel özgürlük tahayyülü içinde kıstırıldığı kadınlık durumunun, trajik bir biçimde farkındadır: `Ben Nazım`ın gözlerindeki ateşli ve kanlı rüya ile belki muhal, belki de biraz vahşi görünen bu şeyleri dinlerken altüst oluyordum. Fakat dikkat ediyor musun Neri? Bana teklif ettiği bu izdivaçta eksik olan bir şey vardı: Beni maksadıyla evlendiriyordu, beni kendiyle değil! Ne bir rikkat kelimesi, ne bir şefkat nazarı! Hatta bazı zamanlar bana bakarken gözlerinde peyda olan isimsiz güzel şey bile yoktu. Beni görmüyor gibi idi......!` Salih Zeki`den ayrıldıktan sonra, Halide Edip daha sonra kendisini sonuna kadar seven ve destek olan bir erkekle, Adnan Adıvar`la evlendi onunla İstiklal Savaşı`na da, sürgüne de birlikte gitti. Otobiyografilerine iki eşine de yer vermez. Bunu otobiyografi anlayışı ile de bağlantılandırmak mümkün gözüküyor; Halide Edip Mor Salkımlı Ev`de, küçük Halide`den üçüncü tekil şahıs olarak bahseder, savaş sırasında anılarını yazdığı Türk`ün Ateşle İmtihanı`nında da kişiliği ve benliği ile anlatı arasına bir mesafe koyar... Neredeyse bir savaş muhabiri titizliği ile olanı biteni tüm ayrıntılarıyla kaleme alırken, kendini `alandan aktarıyor` biçiminde bir yerde konumlandırır. Ama bu tutumunun ardında, hayatını onlardan ayrı olarak kurma arzu ve isteği de yatabilir. Kemal Öztürk`ün çalışması Halide Edibi okumaya karar verenler için çok faydalı bir kitap. Halide Edib`in başka yerde rastlamayacağınız fotoğraflarına ulaşmak için de kitap önemli bir fırsat. Hele İstiklal Savaşı`nda karlı sandığım bir arazide siyah bir atın üstünde elinde kamçı üç erkek arasında çekilmiş bir fotosu var ki... İsterseniz daha fazlasını ben anlatmayayım... Kitabı alın, okuyun ve bakın... Kaynaklar Halide, Tutku Hüzün, İsyan, Kemal Öztürk, Timaş Yayınları Ocak 2009 İST Mor Salkımlı Ev, Can Yayınları 3. Basım Haziran 2008 Handan, Can Yayınları, 3. Basım Kasım 2008 Türk`ün Ateşle İmtihanı, Can Yayınları 2. Basım Haziran 2008 Halide Edip Türk Moderneşmesi ve Feminizm, Ayşe Durakbaşa, İletişim Yayınları 2000 http://www.stargazete.com
Tags:
|


