Türkçe yabancı dil mi?

Özellikle büyük şehirlerdeki reklam tabelaları, işyeri adları dikkatinizi çekiyor mu? Türkçe kelimeler yavaş yavaş azalırken, Batı kökenli kelimeler gün geçtikçe artıyor. Türkçe`deki ekleri bile Batı dillerinden etkilenerek yazanlar var. Bir simitçi fırınının tabelasına `simitchy` şeklinde bir kelime yazıldığını gördüm. Sanki Türkçe tecrit ediliyor. Nereden? Türkiye`den. Dilin bir toplumdaki fonksiyonunu bilenler, bu gidişatın vahim sonucunun farkındadırlar. Bu yüzden, ana dilimize, Türkçemize sahip çıkmak zorundayız.

Duygu, düşünce ve maksadımızı dil ile anlatırız. Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan canlı bir vasıtadır. Kendine has kuralları vardır. Necip Fazıl şu ifadeyi kullanır: `Dil, kainatın nakşettiği plandır.`

`Bir toplumu yıkmak istiyorsanız, onun dilini ifsad edin.` diyen Konfüçyüs, dilin önemi ve dilin bozulması sonucu ortaya çıkacak felaketleri şu sözlerle anlatır: `Dil kusurlu olursa, kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa,yapılması gerekenler doğru yapılamaz. Vazifeler gereği gibi yapılmazsa toplum düzeni ve kültür bozulur. Toplum düzeni ve kültür bozulursa adalet yanlış yere sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez.`

Biz köklü bir milletiz. Türkçe, tarih içinden süzülerek, güzelleşerek, gelişerek günümüze ulaşmıştır. Bir toplum için tarihi devamlılık süreci çok önemlidir. Dil ve kültür zenginliğimizi ancak bu anlayışla koruyabiliriz. Mesela, bazıları bundan 100 yıl önceki dilimizi Arapça sanıyorlar. Hayır! Osmanlı Türkçesi`dir. Yani,bugünkü Türkçemizin bundan 100 sene önce kullanılan şekli.

Türkler olarak İslamiyet`le şereflendik. İslam dinine samimi bir şekilde bağlandık. Bu yüzden, Kur`an lisanı olan Arapça`ya özel bir önem verdik. Hatta, Arapça`yı Araplar`dan daha iyi kullanan ilim adamları yetiştirdik. Fakat, ana dilimizden hiçbir zaman vazgeçmedik. Mesela, Hoca Ahmet Yesevi Arapça ve Farsça`yı çok iyi bilirdi. Bu diller o dönemde çok revaçtaydı. Buna rağmen bu Türkistanlı maneviyat otoritesi eserlerini Türkçe yazdı. Ana dilimiz Türkçe`yi çok iyi bilmek ayrı,başka dilleri de öğrenmek yine ayrı.

Geçmişteki zengin dil, tarih ve kültür birikiminden faydalanmak ve bu birikimi geliştirebilmek için, o dönemlerin Türkçe eserlerini de okumak zorundayız. Prof. Dr. Muhammet Nurdoğan bu konunun önemini şöyle anlatıyor: `Bizim entellektüel dilimiz de, medeniyet kaynaklarımız da Osmanlı Türkçesi`dir. Geçmişi tanımadan ne tarih olur, ne edebiyat olur, ne şiir olur, ne sosyolojik gerçekler olur. Bunu ideolojik şeylerle, irticayla irtibatlandırmak mümkün değildir.`

Edebiyatçı Yazar Mehmet Nuri Yardım da `Osmanlı Türkçesi milli dildir. Yeni nesillerin Türkçe`yi bilme hakkı vardır. Klasiklerimizi tanımak ve geçmiş kültürümüzle temas kurmak buna bağlıdır.`

Tarihi devamlılık gerçeği dikkate alınmadığı için,kök ve tarihinden kopan nesiller zengin Türkçemizden faydalanamamakta, kültürel yozlaşma ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Türkçe lügatlarda 50 bin kadar kelime yer almaktadır. Bunun 5 bin kadarı bugün de edebi metinlerde kullanılan işlek kelimelerdir. Fakat, Türkçe`nin kıymetini, okumanın önemini bilmeyen nice üniversiteli, Türkçe`yi ancak 500 kelimeyle konuşmaktadır. Peki, bu yetersiz Türkçe`yle insanın zihni ve ufku açılır mı? Gelişme ve buluşların kapıları aralanabilir mi? Türkiye`de bugün 139 üniversite faaliyet göstermektedir ama hiçbiri dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına girememiştir.

Türkçe gerçekte zengin bir dildir. Bunun kıymetini bilmiyor, toplum yapımızı kuran, bizi biz yapan eserlere yeteri kadar eğilmiyoruz. Hoca Ahmet Yesevi`yi, Yunus`u, Mevlana`yı, Fuzuli`yi, Şeyh Galib`i, Erzurumlu İbrahim Hakkı`yı, Mehmet Akif``i, Necip Fazıl`ı, Sezai Karakoç`u bugünkü ortaöğretim gençliği hangi oranda tanımaktadır dersiniz? Türkiye`de yaşanan kültürel yetersizliğin sebebi budur.

Bu gerçekler, bizim Türkçe öğrenimine gereken önemi vermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Buna göre;

1. Öğretmenler Türkçe`yi başarıyla kullanabilecek bir donanıma sahip olmalı, bu konudaki eksiklikler giderilmelidir. Bu durum, Türkçe ve edebiyat öğretmenleri için daha büyük hassasiyet arz etmektedir.

2. Öğrencilere kitap okuma sevgisi kazandırılmalı, tarihi ve kültürel zenginliklerimizi tanımaları sağlanmalıdır.

3. İnternet kullanımı, İngilizce-Türkçe`nin birleştirilmesi sonucu yeni bir dil ortaya çıkarmakta, Türkçe yavaş yavaş kaybolmaktadır. Öğrencileri edebi eserlere yönlendirmekle bu tehlikenin önlenebileceğini düşünüyorum.

4. Belediyeler, Türkçe olmayan reklam ve işyeri tabelaları konusunda dikkatli olmalı, bunlara ruhsat vermemelidir.

5. Basın ve tüm iletişim araçlarında, Türkçe`nin kurallara uygun kullanılması teşvik edilmelidir.

6. Bütün bu çalışmalarda sevgi,ilgi, bilgi sıralamasına uyularak tabii ve herkesin kabullenebileceği bir yöntem kullanılmalıdır.

Başlık belki biraz ağır oldu. Fakat, tehlikenin istenmeyen bir noktaya gelmemesi için gerekli hassasiyetin gösterilmesini vurgulamak bakımından bu başlığı kullandım.

Milli Gazete

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile