| İNGİLİZ SERVETİ FÜNUNCULAR |
|
Yukarıda sözünü ettiğimiz durumun çarpıcı bir örneği Abdülhamid döneminde yaşandı. Edebiyatımızda ve kültür hayatımızda önemli bir yeri olan, siyasi bakımdan ise Jöntürklere yakın duran Servet-i Fünûncular, Abdülhamid’e Meşrutiyet’i ilân ettirmek için 1900 yılında akıllara hayret verecek bir teşebbüste bulunmuşlardı. Bu ilk başta anlaşılacağı gibi bir darbe planı, halkı isyana teşvik yahut Abdülhamid’e suikast girişimi değildi. Avrupalı güçlü bir devletin yardımı olmadan Türkiye’de Meşrutiyet’in ilân edilemeyeceğine inanan Servet-i Fünûn üyeleri bu yolda Abdülhamid’i zorlayacak tek ülke olan İngiltere’nin desteğini kazanmayı düşünmüşlerdi. Peki, bu destek nasıl kazanılacaktı? İngiliz ordusu saflarına katılıp Güney Afrika’da Transval bölgesinde bir başka sömürgeci gruba karşı savaşarak! İngiliz elçisini Meşrutiyet’e ikna çabaları Dönemin “münevver Türk gençliği” yani Servet-i Fünûncular adına Büyükelçi’ye söz veren İsmail Kemal Bey, İngiliz Büyükelçiliği’ne gidecek heyet ve sunulacak dilekçe konusunda Tevfik Fikret ve arkadaşlarıyla görüşmelere başlamıştır. Uzun tartışmalar sonucunda bir metin hazırlanır ve imzalar toplanır. Şükrü Hanioğlu’nun Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti ve Jöntürklük kitabında yayınladığı belgeye göre Tevfik Fikret, Mehmed Rauf, Mehmed Cavid (İttihatçıların meşhur Maliye Nazırı Cavid Bey), Samipaşazade Sezai, Ubeydullah Efendi, İsmail Safa (Peyami Safa’nın babası), Rıfat Müeyyed (Akşam gazetesinin kurucularından) ve Hüseyin Siret dilekçeye imza koyan 29 kişi arasında tanınmış olanlar. Kararlaştırılan günde bir heyetle elçiliğe gidilir ve dilekçe sunulur. Bu olayı haber alan Abdülhamid yönetimi elçiliğe gidenler ve dilekçeye imza atanlar hakkında soruşturma başlatır. Yapılan soruşturma sonucunda bazıları sürgüne gönderilir. Sürgüne gönderilenler arasında olan Peyami Safa’nın babası İsmail Safa, Sivas’da vefat eder. Yıldız’da sorgulananlardan bazıları ise İngiliz Büyükelçisi’nin araya girmesiyle serbest bırakılır. “İngiliz hizmetine gönüllüyüz” Rıfat Müeyyed, yazısında bu girişimin öncüsü olarak İsmail Kemal Bey yerine İttihatçıların Babıali Baskını’nda ölen meşhur Nazım Paşa’dan bahsediyor. Konuyla ilgili kaynaklarda ise İsmail Kemal Bey ön plandadır. Bununla beraber Nazım Paşa ile İsmail Kemal Bey’in aynı siyasi çizgide olmaları, her ikisinin de “İngiltere sevgisi” ortak paydasında birleşmeleri Paşa’nın da bu girişimin içinde yer aldığını düşündürüyor. Dönemin şahitlerinden Abdülhamid’in Başkâtibi Tahsin Paşa ise İsmail Kemal Bey’e ek olarak Atâ Bey isimli bir muallimden söz ediyor. Servet-i Fünûn üyelerinin İngiliz elçiliğine Transval Savaşı’nda İngiltere saflarında savaşmak arzusunu iletmek için gittiklerini doğrulayan bir başka örnek de uzun yıllar Abdülhamid’in Başkâtipliğini yapmış olan Tahsin Paşa’nın hatıralarıdır. Tahsin Paşa 1931 yılında yayınladığı hatıralarında İngiliz elçiliğine gidenlerin sayısını 89 olarak belirtir. Olayı yakından takip eden Paşa’ya göre elçiliğe gidenler İngiltere lehine gösteriler yapmışlar, “bunlar icabında gönüllü olarak İngiliz hizmetine” girmeye hazır olduklarını elçiye bildirmişler. Paşa’nın hatıralarında olay şöyle anlatılıyor: “Transval Savaşı zamanında idi. Transvallılar milli bir ordu kurarak İngilizlerle kanlı savaşlara girişmişler ve memleketlerinin hukuk ve hududunu cansiperane müdafaaya koyulmuşlardı. Bu iş hayli devam etmiş ve İngilizler âdeta mağlûp vaziyete düşmüştü… İsmail Kemal ile o aralık İstanbul’da misafir olarak bulunan bir muallim tarafından yapılan teşvik üzerine 89 kişi bir gün toplanarak Beyoğlu’ndaki İngiliz elçiliğine gitmişler ve İngiltere lehine gösteriler yapmışlardır. Bunlar gerekirse İngiliz hizmetine gönüllü olarak girmeye hazır olduklarını da elçiye söylemişlerdir. Bu garip ve gereksiz gösterişi haber alan Abdülhamid İngiliz siyasetine bu suretle taraftar bir topluluğun ortaya çıkmasından ürkerek derhâl soruşturma yapılmasını emretmiş ve Atâ Efendi isminde olan o muallim ile İsmail Kemal Bey sorguya alınmıştı. Daha sonra işin uzatılmasının İngilizleri üzeceği düşünülerek vazgeçilmişti.” (Tahsin Paşa’nın Yıldız Hatıratı, s. 229-230) Servet-i Fünûncuların İngiltere’nin desteğini kazanmak amacıyla yaptıkları bu “uçuk” girişim tabii ki sonuçsuz kalmıştır. Ancak “münevver gençlik” İngiltere’ye Kırım Savaşı’ndan kalan “borcumuzu” ödemeye kararlıdır. Bu gençler Meşrutiyet’in hemen ertesinde İstanbul’a gelen İngiliz elçisinin bineceği arabanın atlarını çözüp onların yerine kendilerini bağlayarak İngiltere’ye olan borcumuzu bir nebze ödediklerini düşünmüşlerdir.
|


Bir kısım Türk aydınının gerek muhaliflerle gerekse devletle olan siyasi mücadelesinde başarıya ulaşmak için başvurduğu yollardan birisi de yabancı bir ülkenin desteğini aramak olmuştur. Fikir ve siyaset hayatımız açısından düşündürücü, aynı zamanda üzücü olan bu durumun kimseye faydası olmadığı ise ortada. Bununla beraber Türk aydınının siyasi amaçlarını gerçekleştirmek uğruna böyle bir yola başvurmasının sebepleri arasında devletten kaynaklanan hataları da unutmamak gerekir. Devlet, yönetilenlerle idare edenler arasında aracılık görevi üstlenen bu kesimin ülkenin sorunlarıyla alâkalı çözüm önerilerini dikkate almalı, eleştirilerinden faydalanmalı, hepsinden önemlisi kendisine yöneltilen her türlü eleştiriyi yıkıcı bir tehdit olarak algılamamalıdır. Bu yapıldığı takdirde aydınların çözüm için başka kanallara yönelme durumu büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.