| İBNÜL EMİN'İN DEFTERİNDE Kİ MEŞHURLAR |
|
 Süleyman Nazif`in `Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine` mısraıyla tarif ettiği İbnülemin Mahmud Kemal İnal, Şark kültürüyle yetişmiş derya gönüllülerden belki de sonuncusu. 1871`de İstanbul`da dünyaya gelmiş. Babası Seyyid Mehmet Emin Paşa. Mülkiyeye, hukuka, cami derslerine devam etmiş, Nakşi tarikatına bağlanıp tasavvuf zevkini tatmış. 1889`da kâtip olarak girdiği Bâbıâli`de kendi tabiriyle on altı sadr-ı âzamın hizmetinde bulunmuş. 1935 yılında Evkâf-ı İslâmiye Müzesi Müdürlüğü`nden emekli olmuş. 27 Mayıs 1957`de Merkezefendi Kabristanı`na sırlanmış. İbnülemin`in zengin kütüphanesini de barındıran Mercan`daki konağında devrin pek çok ünlü isminin iştirakiyle haftanın belirli günlerinde sohbetler yapılmış, musikî fasılları geçilmiş. Osmanlı`nın son devir devlet erkânını, yazar-çizerlerini, sanat erbabını, bir kısmını babasının çevresinde yer aldıkları için, bir kısmını kendi memuriyeti ve gayreti sebebiyle yakından tanıyan İbnülemin Mahmud Kemal, gördüklerini, duyduklarını kaleme almaktan üşenmemiş. Bugün `Son Sadrazamlar`ı, `Son Asır Türk Şairleri`ni, `Son Hattatlar`ı onun kaleminden, hem de `Tanzimat devrindeki bir sadr-ı âzamın sakal boyasına kadar` detaya girerek okuyoruz. `Hutut-ı Meşahir Defteri` (meşhurların hatlarının/yazılarının olduğu defter), İbnülemin`in çok yönlü kişiliğinin izlerini taşıyor. Aslı İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi`nde bulunan mecmuanın sayfalarını çevirdikçe Yahya Kemal, Faruk Nafiz, Ali Ekrem Bolayır, Şemseddin Sami, Ebüzziya Tevfik, Recaizâde Mahmud Ekrem, Ahmed Midhat Efendi, Abdülhak Hâmid, Sami Paşazade Sezai, Cenab Şahabeddin, Hüseyin Sîret, Süleyman Nazif gibi edebiyatçılar; Mehmed Zihni Efendi, Hüseyin el-Cisr, Manastırlı İsmail Hakkı, Şeyhülislâm Dürrizade Abdullah Efendi, Musa Kâzım Efendi, İsmail Fennî Ertuğrul gibi ilim erbabı; Zekâîzâde Hafız Ahmed Efendi, Rauf Yekta, Leyla Saz gibi bestekârlar; Hasan Rıza, Macid Ayral, Kamil Akdik, Hulusi Efendi, Beşiktaşlı Nuri, Hamid Aytaç gibi hattatlar; Galata Mevlevihanesi Şeyhi Atâullah Dede gibi mutasavvıflar; Gazi Ahmed Muhtar Paşa, Abidin Paşa, Damat Ferid Paşa, Said Halim Paşa, Sadrazam Said Paşa, Dahiliye Nazırı Memduh Paşa gibi devlet adamları; Neslişah Sultan gibi hanedan mensupları; Feyhaman ve Güzin Duran gibi ressamlar birer birer arz-ı endam ediyor. Bu meşhurlardan kimi deftere bir-iki satır karalamış, kimi bir beytini, gazelini kaydetmiş, kimi hat sanatının müstesna bir örneğini vermiş, kimi de resim ya da tezhip yapmış. İbnülemin`in tabiriyle `elin dili tabirine elyak ve dil kadar ehemmiyeti muhakkak olan yazı`lar, sahiplerinin iç dünyalarından nişaneler veriyor. `Hutut-ı Meşahir Defteri` bu haliyle, mecmuada yazısı bulunan Ahmed Reşad Bey`in de dediği gibi `meşâhir-i fuzalâ-yı asrın hatt-ı destlerinin bir teşhîrgâh-ı bî-nazîri` (asrın faziletli meşhurlarının el yazılarının benzersiz bir sergi alanı).  elli Altı yılda hazırlanmış  `Hutut-ı Meşahir Defteri`, Abdülhak Hâmid`in Finten piyesinde yer alan bir şiiriyle 13 Teşrînievvel 1312`de (25 Ekim 1896) başlıyor. Ancak mecmuanın Hâmid`in yazısıyla başlamasına gönlü razı olmayan İbnülemin, bir önceki sayfayı Nimet-i İslâm ilmihalinin müellifi Mehmed Zihni Efendi`ye yazdırmış. Son sayfada ise Güzin Duran`ın 25 Ocak 1952`de yaptığı Bir İbnülemin portresi var. Bir başka İbnülemin portresi ise mecmuanın ön tarafına 1930 yılında çizilmiş.  İsmail Kara`nın yıllar önce görüp peşine düştüğü, Şemseddin Şeker ile birlikte, 29 Mayıs`ta Tarık Zafer`de gerçekleştirilen İbnülemin Mahmud Kemal programı kapsamında yayımlanmasına muvaffak olduğu mecmua, aslında İbnülemin`in hazırladığı Defter-i Meşahir`lerden biri. Kara ve Şeker, diğer defterleri de en kısa zamanda okurla buluşturmak istediklerini belirtiyorlar. Anlaşılan `Semere-i hayat hayırla yâd edilmektir.` diyen İbnülemin, hayatının meyvelerini vermeye devam edecek  Zaman |


