ve Tanrı kadını yarattı İncil de kadın
Hıristiyanlıkta kadın` biraz ihmal edildi gibi. Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle bu eksiÄŸi gidermek isterim.

Bizim entelektüel hayatımızda, `İslám`da kadın`, yeterince yazılıp çizildi ama `Hıristiyanlıkta kadın` biraz ihmal edildi gibi. Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle bu eksiÄŸi gidermek isterim. Öyle ya, `iyi Hıristiyanlık`ta kadının yeri kim bilir ne kadar mümtazdır! ErkeÄŸe ne kadar eÅŸittir...

İSKENDER ÖKSÜZ*

ASIRLAR, asırlar önce... Genç kız hakkında dedikodu çıkmış. `Zırt pırt sokaÄŸa çıkıyor; hanım hanımcık evinde oturmuyor`, demiÅŸler. Kızın babası da ÅŸehrin ileri gelenlerine bir mektup kaleme alıp kızını savunmuÅŸ: `Kızım sık sık sokaÄŸa çıkıyor ama hamama gitmek için çıkıyor. Temizlik imandandır, deÄŸil mi? Üstelik sokaÄŸa çıktığı zaman halayıkları da yanında oluyor ve çarÅŸafını, peçesini sıkı sıkı örtüyor.`

Bu mektubu yıllar önce okumuÅŸtum. Åžu anda önümde deÄŸil ama `temizlik imandandır` dáhil, aÅŸağı yukarı böyleydi. Bir İngiliz tarihçinin gayet ciddî makalesindeydi. Mektup ÅŸehir arÅŸivinden günümüze kadar gelmiÅŸ. Nerede? Hangi çaÄŸda?

KeÅŸke burada bir duraklayabilsem de bir anket yapsam. Yer ve zaman üzerine tahminlerinizi alabilsem. Mümkün olmadığı için açıklayayım: Åžehir İstanbul, zaman Bizans dönemi... Yani Ortodoks DoÄŸu Roma.

`İslámiyet`te Kadın` veya yeni tabirle `İslám`da Kadın` baÅŸlıklı yazı ve kitap sayısı her halde büyük kütüphanelerde raf dolduracak kadardır. (Biz eskiden `İslámiyet` derdik. Åžimdi BatılılaÅŸtık, `İslam` diyoruz.) Bu kitaplar iki cinstir? Biraz eskiye giderseniz, kadın lehine olanlarla aleyhine olanlar sayıca bir biriyle yarışabilir. Kadının ÅŸeytan olduÄŸunu da, melek olduÄŸunu da okuyabilirsiniz. Yeni zamanlara doÄŸru, artık Batı`nın baskısı altında, aslında bizde kadının çok mümtaz bir yeri olduÄŸunu anlatan özür dileme yazıları, `apologia`lar bulursunuz.

Bugünlerde kötü Müslümanlığa savaÅŸ açmış (George W. Bush`un tabiriyle `Haçlı Seferi` açmış) Batı da bu konuya odaklanmış durumda.

Afrika ve Asya`ya, Irak`a getirildiÄŸi gibi demokrasi getirme yolunda ilk hedeflerden biri kadınların erkeklere eÅŸitliÄŸini saÄŸlamak. Afganistan`dan İran`a, kötü Müslümanlığı yenmenin ana stratejilerinden biri bu.

İncil tefsirinde kadın

Bizim entelektüel hayatımızda, `İslám`da kadın`, yeterince yazılıp çizildi ama `Hıristiyanlıkta kadın` biraz ihmal edildi gibi geliyor. Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle bu eksiÄŸi gidermek isterim. Öyle ya, `iyi Hıristiyanlık`ta kadının yeri kim bilir ne kadar mümtazdır! ErkeÄŸe ne kadar eÅŸittir...

Ahtı-ı Atik`ten baÅŸlayalım. Yaratılış(Genesis) 3:16 kadına ÅŸöyle emrediyor: `Senin iraden, erkeÄŸine tabi olacak ve erkeÄŸin senin üzerinde hákim olacak`.

Ahtı-ı Cedit (İncil) ile devam edelim: `Ne bir kadının öÄŸretmesine ne de erkeÄŸin üzerinde otorite kazanmasına tahammül edebilirim` (1 Timothy 2:12)

Protestanlığın, köktendinci KatolikliÄŸe karşı ılımlı bir hareket olduÄŸunu sanan aydınlarımıza, 1579`da İskoçya`da öldüÄŸü bilinen Protestan hareketin liderlerinden John Knox`un kitabının baÅŸlığını ithaf edeyim: `Kadınların canavarca hákimiyetlerine karşı borunun üflenmesi`. Buradaki boru, sur cinsinden, bir bitiÅŸ, mahvoluÅŸ borusudur. Kitap baÅŸtanbaÅŸa, kadınların yönetiminin dinen mekruh olduÄŸunu ispat için kaleme alınmıştır. Yukarıda, İncil`den aldığımız ayeti de Knox, ÅŸu tefsirle okuyucuya sunar: `Ruhül Kudüs, Aziz Pavlus`un aÄŸzından ÅŸöyle buyurmamış mıydı?` Ve ayeti nakleder...

Protestanlar bu fikirde de Katolikler ne diyor bu iÅŸe? Katoliklik için daha da gerilere, kilise babalarına kadar gidebiliriz. Bugün Cezayir`in Anaba ÅŸehrinin eski ismi olan Hippo Regis`li Aziz Augustine, bizi aydınlatıyor: Saint Augustine: `Kadın nasıl olur da Tanrı`nın sureti olabilir?

Görüyoruz ki kadın, erkeÄŸe tabi. Ne öÄŸretmeye, ne ÅŸahitlik yapmaya ne hákimliÄŸe yetkisi var. Bir imparatorluÄŸu yönetmeye ve taşımaya ise daha da az...` diyor.

Aziz Augustine Katolik Kilisesinin ve Hıristiyanlığın köÅŸe taÅŸlarından biridir; Hippo Åžehri de birden fazla konsüle ev sahipliÄŸi yapan bir merkezdir; bizim İznik gibi ama Batı Roma devrinde. (Aurelius Augustinus Hipponensis, doÄŸumu 330, ölümü 430) Tanrı`nın sureti olmamak, Hıristiyanlıkta insan olmamaya yakındır. Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yaratmıştır. Bu suret de son derece somuttur. Tanrı`nın iki eli, iki bacağı vardır, beyazdır...

Bu özellikleri taşımayan bir yaratık Tanrı`nın suretinde deÄŸildir ve dolayısıyla ruhu yoktur. Afrika`dan Amerika`ya siyah köle yükleyenlerin hamulesi de aslında insan deÄŸildi. Aziz Augustine`e göre kadın da öyledir. Nasıl Tanrı`nın sureti olabilir? Nasıl insan olabilir?

İslam feminen bir din mi?

Hıristiyanlığa çok yüklendik. Hıristiyanlık dışında durum nedir? Eminim yapının bu derece vahim olmadığı yerler de vardı. Ama kadının insandan sayılmadığı ülkeler çoÄŸunlukta gibidir. Bir Hint destanı, `Bir kadının, bir çocuÄŸun veya bir kumarbazın hükmettiÄŸi ülke, taÅŸtan bir sal gibi batmaya mahkûmdur` diyor. Bizim `İslám`da Kadın` kitaplarının kadın düÅŸmanı tipinde de, kulaktan kulaÄŸa söylenenlerde de yukarıda anlattığım zihniyeti bulmak mümkündür. Batı ve Hıristiyan cemiyeti Augustine`in, Knox`un toplumları deÄŸildir artık.

Bugün gerçekten, hem de dinî gerekçelerle, kadını ikinci sınıf insanlığa ittiren ülkelerin ve cemaatlerin başında maalesef Müslümanlar geliyor.

Bunların tutumlarını İslámiyet`e dayandırmaları aslında mümkün deÄŸil. Tekrar tekrar kadınlara ve erkeklere birlikte hitap eden, birini ötekine ne yetki ne de sorumlulukta üstün tutmayan bir din bizimki. Ama insanların alabildikleri ancak kapları kadardır.

Üstümüzdeki çarpık yorumların, asılsız rivayetlerin yükünden bir silkinin ve Kuran`ın geldiÄŸi asırlarda dünyanın kadına bakışını bir inceleyin, sonra da Kuran`a bakın. Mucizeyi görürsünüz... Erkeklerin evlenebilecekleri kadın sayısını sınırlayıp tek evliliÄŸi kuvvetle tavsiye eden ilk din. Öncekilerdeki recim cezasından bahsetmeyen ilk din... Sonra da bugüne bakın.

Çok evliliÄŸin devam ettiÄŸi tek din! Recmi uygulayan tek din! Ve Aziz Augustine`in, Knox`un çocukları bugün bizi `medenileÅŸtirecek`; kadınlarımızı kurtaracak.

Dinler tüm insanlar içindir

`Bunları Müslümanlığa dayandırmak mümkün deÄŸildir ama...`, dedim. Bir baÅŸka gerçeÄŸi göz ardı ettim. Skolástik zihniyetin hákimiyetinde bütün münakaÅŸalar otoriteye dayandırılır. BaÅŸka bir yol yoktur.

O `Müslüman ülkeler`e bakın kadınların neden seçemeyecekleri, seçilemeyecekleri, niçin otomobil kullanamayacakları hep dinin gereÄŸidir. Yerseniz... Bu ülkelerden birinde bir toplantıda Pakistanlı bir arkadaşım soruyordu, `Kadınların yönettiÄŸi ülkeler batmaya mahkûmdur diyorsunuz da birkaç milyonluk İsrail yüz milyonlarca Arabı nasıl yeniyor?`. O sırada İsrail`in başında Golda Meier Hanım vardı.

Yukarıda verdiÄŸim `Hıristiyanlıkta Kadın` örneklerinin hemen tamamı, kadın yöneticilere muhalefet için kaleme alınmıştır. Knox`un derdi, İngiltere ve İskoçya tahtındaki Katolik Kraliçeleri yerinden etmekti. Bilgilerin çoÄŸunu borçlu olduÄŸum Michael Cook, Knox`un kitabı için `on altıncı asrın en büyük halkla iliÅŸkiler feláketi` diyor. Çünkü Kadınların Canavarca Hákimiyeti yayınlandıktan birkaç yıl sonra Katolik Mary Tudor öldü ve tahtı Protestan Elizabeth`e bıraktı!

Aslolan hep iktidardır. İsterseniz Kraliçe yerine falan Kral`ın iktidar mücadelesi olsun isterseniz, baÅŸka hiçbir ÅŸey üzerinde iktidar kuramayan erkeklerin evlerindeki fizik açıdan güçsüzler üzerinde iktidarı olsun. Bu iktidar arzusunu dine dayandırmak ne kadar da caziptir! Fakat inanın Türkiye`de bu çok zor bir iÅŸ. Çünkü bizde-aslında-evin hákimi kadındır. Göçebemizde de köylümüzde de, köklü ÅŸehirlimizde de öyledir. Sosyologların Türkiye`deki saha araÅŸtırmalarında ev yönetiminin bir kadınlar konseyinin elinde olduÄŸunu, gelinin eve gelir gelmez bu konseyin koruması altına alındığını ve erkeÄŸe biraz da yaramaz çocuk muamelesi yapıldığını gösteriyor. Bu çizgi belki yeni ÅŸehirlilerimizde kırılmıştır-daha birçok deÄŸerin kayboluÅŸu gibi. Ama bu bir nesil kültürü iÅŸidir ve ilk yirmi- yirmi beÅŸ yılda taÅŸlar yeniden yerine oturur. Gerçek bir yeni burjuva hikáyesi ÅŸöyle: İmam efendiye semt halkından yığınla soru gelmektedir. `Karım ÅŸöyle yapıyor, doÄŸru mu?` `Karım falan iÅŸi yapabilir mi?` Bir, on, on beÅŸ... Sonunda İmam patlamış: `Yahu bu din sadece sizin karılarınız için mi indi? Sizin hiç mi sorumluÄŸunuz yok?` Cevap veren olmamış. Samimî bir cevap ÅŸöyle gelirdi, `Ama hoca efendi, biz sizden destek alıp bu talimatlarla evdeki iktidarımızı pekiÅŸtirmek arzusundayız.`

Modern cinsiyetçilik

TaÅŸlar oturmasına oturur da eski yerine deÄŸil. Heraklit`in dediÄŸi gibi aynı suda iki kez yıkanılmaz veya Mevlána`nın buyurduÄŸu gibi, `dünküler dünde kaldı cancağızım`.

Burada son birkaç ayda bizde de popülerleÅŸen, `Gölge CIA` STRATFOR`un kurucusu ve baÅŸkanı George Friedman`ın tespitlerine dikkat çekmek isterim. (Bu üçüncü Friedman. İktisatçı Milton deÄŸil, gazeteci Tom da deÄŸil.) Friedman ÅŸöyle diyor, `18. asrın başında Fransa`da bir kadının on çocuÄŸunun olması Tanrı`nın lütfuydu. 19. asrın başında, eh olabilir bir ÅŸeydi, 20. asrın başında ise bir feláketti.`

Çok çocuÄŸun, tarım toplumunda bir kuvvet olduÄŸu bol bol yazılıp çizilmiÅŸtir. On çocuÄŸun zaten beÅŸi, altısı, erkenden ölürdü... 17. asırda ömür beklentisi de 40 yıl civarında olduÄŸuna göre, kadının ömrü çocuk doÄŸurmak ve çocuk büyütmekle geçiyordu. Endüstri devrinde, ÅŸehir hayatında evlenme geç yaÅŸlara uzadı. Yirminci asırda ömür beklentisi, antibiyotikler ve tıbbın nihayet iÅŸe yarar hále gelmesiyle hızla yükseldi ve geliÅŸmiÅŸ ülkelerde ömür beklentisi 80 yıla dayandı.

Åžimdi bir kadının ortalama iki çocuÄŸu oluyor. Friedman, bunların okula baÅŸlayana kadar, yani annelerinin bakımı altında geçirdikleri süreyi ortalama sekiz yıl olarak veriyor. (İki çocuÄŸun arası ortalama üç yıl. İkinci beÅŸ yaşına geldiÄŸinde anne rahatlamaya baÅŸlar. Üç, artı beÅŸ, eÅŸittir sekiz.) 17. asırda ömrünün yüzde yüzünü çocuklarına hasretmek zorunda kalan kadının bugün çocuÄŸuna baÄŸlı zamanı ömrünün yüzde onu civarındadır. Yirmi birinci asrın kadını ömrünün yüzde doksanında okuyabilir, çalışabilir, kazanabilir. Bu iÅŸ de burada biter. Kadın artık fikri hür, vicdanı hür ve cebi hür bir insandır. Artık Allah`ın halifesi olmaya en az erkek kadar yakındır.

Friedman, bu deÄŸiÅŸimin `geliÅŸmekte olan` ülkelerde yeni baÅŸladığını, kadınların yeni gücü karşısında muhafazakár çevrelerin, `bu, bize Batı`nın musallat ettiÄŸi bir ahlák çöküntüsü` diye tepki verdiklerini ve bu tepkinin güçlü olduÄŸunu söylüyor. Anlaşılıyor ki bu da bir nesil kültürü iÅŸi ve bizim dünyamız da bir yirmi- yirmi beÅŸ yıl içinde bugünküne hiç ama hiçbenzemeyecek.

{mosgoogle}

http://www.stargazete.com

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile