Cool ile Kul Olma Arasında

Modernizmin tesirinde kalan tüketim toplumlarında gençliğin durumu içler acısı. Başta dil olmak üzere her şey yozlaşıyor. Bilhassa basın-yayın yoluyla yapılan bilgi zehirlemesinin toplumun kültürel yapısına vurduğu darbe, bugün oldukça yüksek seviyelerde. İnsanların hayat tarzını, düşünce yapısını ve kullandığı dili tesiri altına alan bir süreç yaşanıyor. Artık bütün dünyayı saran global bir kültür emperyalizmidir başa çıkılması gereken. Zîrâ nesiller, büyük bir yozlaşmayla karşı karşıya.

 

“Manyak bir film, by by, korkunç güzel, uçtum, koptuk abi...” tarzı ifadeler yalnız Türkiye’de değil, Avrupa ülkelerinde de kullanılıyor. Meselâ Almanya’da doğup büyüyen yarım milyondan fazla Türk menşeli talebe, menfî tesir kıskacının tam ortasında yaşıyor. Yozlaşmanın boyutunu anlamak için bu kişilerin dillerine, giyim-kuşamlarına ve şahsiyetlerinin nasıl geliştiğine bakmak yeterli.

 
Kur`anla aldatanlar

Mealciler fırkasına mensup Müslüman bir kardeşimiz zehir zemberek bir üslupla tenkit ediyor: `Mezhepler böler, Kur`ân yeter. Mezhepler puttur. Mezhepler ortadan kalksın, her Müslüman İslâm`ı Kur`ân tercüme, meal ve yorumlarından öğrensin. Sen bölücülük yapıyorsun, yanlış yoldasın falan...`

Kur`ân-ı Kerim elbette Yüce İslâm dininin temel kaynağıdır. Bu gerçeği inkar edene ben Müslüman demem. Lakin Müslümanlar Kur`ân`ı nasıl anlayacaklar, Kur`ânî bilgileri, Kur`ân`a dayanan dini nasıl öğreneceklerdir? İşte  meselenin aslı budur.

Herkes eline bir meal, tercüme ve tefsir alsın, bunları kendi kendine okuyarak dinini öğrensin... Bundan daha yanlış bir metod olamaz.

 
Ünlü TV spikeri İslamla şereflendi

Kristiane Backer İslam`ı seçti.Dünyaca ünlü müzik kanalı MTV`nin Alman asılı spikeri Kristiane Backer din değiştirerek İslam`ı seçti.

ÜNLÜ SPİKER TÜRKİYE`Yİ DE ZİYARET ETTİ

MTV televizyonu kurulduğunda Kristiane Backer beyin takımı arasında yer alıyordu. Henüz 20`li yaşların başında MTV yöneticileri o­ndan daha iyi faydalanmak için televizyonun merkezi olan Londra`ya çağırdılar.

MTV`nin bir çok programında ekran yüzü olan Kristiane Backer`in hayatı bir partide değişti. Dünyaca tanınmış ünlü yıldızlar Seal, Gavin Rossdale ve Elizabeth Hurley`in de bulunduğu bir partide Pakistanlı ünlü kriketçi İmran Khan`la tanışan Kristiane Backer`ın hayatı o gece değişti. İmran Khan`la birlikte olmaya başlayan Backer Pakistan`ı ziyaret etti.

 
İslâm lâik ve eşitçi bir teokrasidir

Büyük düşünür ve oryantalist Louis Massignon`İslâm lâik ve eşitçi bir teokrasidir`(L`Islam est une théocratie laïque et égalitaire) diyor. İslâm`da kilise teşkilatı, rühban sınıfı yoktur.İslâm`da dinî dünyevî (sprituel temporel) ayırımı yoktur. İslâm eşitçidir.

İslâm, anlaşılması en kolay dindir.Lâkin modern cahiliyetin eğitimiyle bozulmuş zekâ ve idrakleri güdükleşmiş, kalpleri nasır tutmuş kimselerin İslâm`ı anlamaları çok zordur.

İslâm, Peygamber devrinden bu güne kadar rehberlik (initiation) yoluyla gelmiştir. Sadece kitap okuyarak doğru ve yeterli İslâmî bilgi edinmek, İslâm`ı hakkıyla ve kemaliyle anlamak mümkün değildir.

 
İslam Dini İlerlemeye Engel Değildir

İslam dini; İslam devletlerini geride bıraktığını İslam`a mensup olanların bazı kesim iyi araştırmadan, okumadan inanmaktadır.

İslam tarihini incelediğimiz zaman Müslümanların Avrupa, Amerika ve Afrika ve diğer dünya kıtaların ve Milletlerin karşısında onlardan çok daha ileri medeniyetler ve devletler kurduklarını görmekteyiz. İslam denince en çok bağlı oldukları ve onu iyi anladıkları devirlerde en ileri durumda olduklarını biliyoaruz. Zira İslam dini iyi anlaşılırsa, prensiplerinin özüne kadar inilirse ilerlemeye asla engel olamaz. Hiçbir zaman olmamıştır. Ve hiçbir zaman olmayacaktır. Geri kaldığımız devirlerde İslam dininin durumunu inceleyecek olursak çok yanlış İnanışlara batıl inançlara büründüğümüzü, özü ve doğru inanışların iyi anlaşılmadığını görmekteyiz.

 
Kuran-ı Kerim`i yırtan polisten özür talebi

Yunan basını, geçen hafta yapılan operasyonda bir göçmene ait Kur`an-ı Kerim sayfalarının kimliği açıklanmayan bir polis memurunca yırtılmasının ardından göçmenler ile polis arasında çıkan ve kent merkezini adeta savaş alanına çeviren olayların benzerinin göçmenler tarafından yarın akşam düzenlenmesi planlanan gösteride yaşanmasından endişe duyulduğunu kaydetti.

Gösterinin yapılacağı Omonia meydanına kısa mesafede bulunan Monastiraki meydanı yakınlarında aynı saatlerde aşırı sağcı grupların `29 Mayıs (1453) İstanbul`un düşüşü ve Bizans`ın son imparatoru Kostantin Paleologos`un Osmanlı ordusuna karşı mücadelesini` anma günü gösterisi düzenleyeceklerini yazan gazeteler, söz konusu grup ile göçmenler arasında çatışma çıkmasından korkulduğunu bildirdi.

 
Din dersi yetersiz

SAKARYA Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Kaymakcan`ın, din kültürü ve ahlâk bilgisi öğretmenleri arasında yaptığı araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 74,4`ü din dersi saatlerini yeterli bulmuyor.

``Öğretmenlerine göre Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersleri-Yeni Eğilimler: Çoğulculuk ve Yapılandırmacılık`` isimli araştırma, din kültürü ve ahlâk bilgisi öğretmenlerinin, dersi ve onunla ilgili konulardaki görüşlerini bilimsel olarak tesbit etmeyi amaçlıyor. Araştırmada, Türkiye`nin farklı bölgelerindeki 30 ilden gelen 774 anket değerlendirildi.

 
Bruno 409 yıl sonra Vatikan`ı yendi

Vatikan, 1600 yılında `Evrende dünyadan başka birçok gezegen var` dediği için diri diri yaktığı ünlü filozof Bruno`nun itibarının iadesini tartışıyor.

VATİKAN`A yakın bir bilim adamı, 16. yüzyılda Kopernik`in tezini savunduğu için Katolik Kilisesi tarafından sapkın ilan edilerek diri diri yakılan filozof, gökbilimci ve teolog Giordano Bruno`nun itibarının iadesini gündeme getirdi. Vatikan Bilimler Akademisi Başkanı Nicola Cabibbo, İtalyan dergisi `Hıristiyan Aileler`deki röportajında, Vatikan ile bu konuda konuştuğunu, ancak şimdilik itibarın iadesi yönünde bir işaret bulunmadığını söyledi. Katolik Kilisesi, Galile`nin itibarını iade etmesine karşın, din adamlığından atılan ve sapkın ilan edilen Bruno hakkında sessiz kalmayı sürdürüyor. Rönesans felsefesini biçimlendiren filozofların en önemlilerinden birisi olan Bruno, şair yönüyle de tanınıyor.

 
Avrupa`nın `inancı` artıyor

Alman filozof Nietzsche yıllar önce `Tanrı öldü` dedi, Karl Marx, dini halkın afyonu, Sigmund Freud ise bir `sinir hastalığı` olarak yorumladı. Ancak 2009`a gelindiğinde bu tahminlerin büyük bölümü tutmadı. AB`de kiliseye gidenler ve Tanrı`ya inananların oranı yükseldi

Economist dergisinin baş editörlerinden John Micklethwait ve derginin Washington bürosunun başındaki Adrian Wooldridge, `God Is Back` isimli kitaplarında dünya çapında dinin günlük yaşama büyük bir geri dönüş yaptığını savunuyor. Yazarlara göre teknoloji, demokrasi ve seçme özgürlüğü insanların kendi seçimlerini yapmasına imkan sağlayarak dini güçlendirdi. Dünya nüfusunun yüzde 80`ini yüzyılın ortasına kadar ana dinlerden birine üye olacak ve bu trend Avrupa`da da yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı.

 
Dinler ve bazı düşünceler

Afrika Dinleri

Afrika insanının dinsel dünyası Avrupalılarınkinden oldukça farklıdır. Bununla birlikte Avrupa dininin temelinde yatan birçok kavramda Mısır, Hint ve Avrupa etkisini birarada görmek mümkündür. Bu nedenle de çeşitli inanç sistemleriyle dolu olan Zenci Afrika'nın dinsel yaşamını bütünüyle kavramak oldukça güçtür. Ne var ki, Afrika'daki yerli dillerin yeterince öğrenilmesi ve Afrika asıllı incelemecilerin katkıları ile Afrika dinleri daha bir açıklık kazanmış, dinsel olguları açıklamak için gerekli olan terim ve kavramları saptamak kolaylaşmıştır.

 
Diyanet`ten yoga uyarısı

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, transandantal meditasyon, reiki, yoga gibi akım ve çağrıların, Hint ağırlıklı Uzak Doğu felsefesinden ve dinsel öğretiden beslendiğini belirterek, `Bu yöntemler bizi uç noktalara götürebilir` uyarısı yaptı.

Bardakoğlu, Diyanet Dergisi`nin Mayıs sayısında yayımlanan `Başyazı-İç Huzuru Arayış` başlıklı yazısında, sürekli şekilde metayı, düşünceyi ve duyguları tüketmeye yönelik bir hayat döngüsünün ablukası altındaki insanın, gelişen iletişim teknolojilerine rağmen daha çok kabuğuna çekildiğini, yalnızlaşan dünyasında kendisini ruhen hırpalanmış, bedenen de yorgun hissettiğini ifade ederek şunlar kaydetti:

 
Goethe Müslüman miydi ?

Johann Wolfgang von Goethe, 1749-1832

Bati dünyasinin gelmis gecmis en büyük edibi olarak kabul edilen Wolfgang von Goethe (1749-1832), „ Insanlik her seyini Hz. Muhammed'e (s.a.v.) borcludur " derken, hem kendi cagdaslarini, hem de 20. yüzyilin Avrupa'sini hayrette birakiyor.

Onun Islamiyet hakkinda ileri sürdügü düsünceleri, disaridan bir sempatizanin sörleri olarak degil, icinden bir mensubunun ifadeleri olarak kabul etmek gerekir. Goethe'nin "Mahomet's Gesang- Muhammed'in Nagmesi" isimli siiriyle (bkz. Bir Gül Demeti, s.18) baslayan bu alâkasi, Faust'tan sonra en büyük eseri kabul edilen, "Dogu-Bati Divani"'nda zirvesine ulasmis ve yazar, bu eserin girisinde, "son derece sasirtici" olarak yorumlanan su ifadeyi kullanmistir:

 
Dinin ve duanın iyileştirici gücü nedir?

Dini hayat yaşamanın, dini yaşama her alanda taşımanın yolu nedir? Din psikolojisi bu konuda ne gibi referanslar sunar? İnanç kişinin psikolojisini nasıl etkiler? Zorluk ve felaketlerle karşılaşanlar hangi psikoloji ile ayakta kalabilirler? Mekke`de boykata maruz kalan müminler hangi duygularla dirençleri kırılmadan inançlarında dönmediler. İslamiyeti seçen yabancılar hangi psikoloji içindeler? Din bilim çatışır diyenlerin dayanakları var mı? İnanç ile hayat arasındaki bağ nedir? Tanrı geni tartışmaları anlamlı mı? Darwine inanmak zorunlu mudur? gibi sorularla Conversion to Islam, Müslüman Olan İngilizler Üzerine Psiko-sosyolojik Bir İnceleme, Freud ve Din, Üç Yusuf Bir İslam, Deprem ve Din, Milenyum Tarikatları, Sekülerizm Sorgulanıyor, Laik Ama Kutsal, Hayatı Sevmek, Darwin`in Çöküşü, İslam Tehdidi Efsanesi çalışmalarının sahibi Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

 
Pavlus Teolojisinde “Tanrı’nın Krallığı” Söylemi
Yahudi geleneğinde MÖ üçüncü yüzyıldan itibaren görülmeye başlayan ve MS birinci yüzyılın sonlarına kadar etkin bir şekilde devam eden apokaliptik literatürün biçimlendirmiş olduğu eskatolojik beklentiler MS birinci yüzyılın ortalarında şekillenmeye başlayan Hıristiyanlık içerisinde de önemli bir yer edinmiştir. Apokaliptik söylemler arasında önemli bir yere sahip olan söylem ise “Tanrı’nın Krallığı” beklentisidir.

Tanrı’nın Krallığı söylemi, Tanrı’nın tarihe müdahale ederek yeryüzündeki mevcut siyasal sistemlerin egemenliklerine son vermesi, kötülüğün ortadan kaldırılması, iyiliğin, adaletin ve barışın egemen olması gibi beklentileri kapsamaktadır. Sadece toplumsal yaşamı dönüştürmesi beklenilmeyen bu süreçte, hayvanların ve bitkilerinde arasında yer aldığı bir dizi kozmolojik değişikliğin meydana geleceği de tasavvur edilmektedir.

 
Misyonerler azdı

Misyonerler çirkin emellerine yüce kitabımız Kur`an-ı Kerim`i bile alet etmeye başladı. Kadıköy`de bulunan Kutsal Kitap Araştırma Merkezi tarafından `Kur`ân-ı Kerim`e Göre Hz. İsa`da Kurtuluş Bulunur (Cennete Giden Yol)` isimli kitapta Misyonerlik faaliyeti yapıldığı ve menfaat amaçlı Kur`an-ı Kerim`den sözlere yer verildiği tespit edildi.

Bu tür çıkar amaçlı işler yapan Misyonerlerin ilanlarının ise Aydın Doğan`ın bulvar gazetelerinden olan `Posta`da yayınlanması tepki çekti. Bu durum, Aydın Doğan`ın, Misyonerlerin ekmeğine yağ sürmesi olarak yorumlandı.

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 9 > 18