| PEYGAMBERİMİZİN MEKTUPLARI |
|
Sayfa 1 > 6
a) Bizans Kayseri'ne Gönderilen Mektûp "Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahim... Allah'in kulu ve Rasûlü Muhammed (s.a.s.)'den, Rum'un büyügü Hirakl'e. Hidâyet yoluna uyanlara selâm olsun. Bundan sonra: Ben seni Islâm'a ve onu yayma hizmetine dâvet ediyorum. Müslüman ol ki, selâmete eresin, Allah da sana ecrini iki kat versin. Eger kabûl etmezsen, halkinin vebâli senin boynundadir." "Ey Ehl-i Kitab! Bizimle sizin aranizda müsterek bir kelimeye gelin: Ancak Allah'a kulluk edelim. O'na kullukta hiç bir seyi ortak yapmayalim. Allah'i birakip bir kisminiz diger kisminizi Rab edinmesin. Eger yüz cevirirlerse, 'sâhid olun, biz Müslümaniz' deyin" (Âl-i Imrân Sûresi, 64). Dihye, Rasûlullah (s.a.s.)'in mektubunu Hirakl'e götürdügü zaman Hirakl Kudüs'te bulunuyordu. Elçiyi iyi karsiladi. Rasûlullah (s.a.s) hakkinda bilgi edinmek için, bölgede bulunan Arap tâcirlerinin huzûruna getirilmesini emretti. Mekke'den bir ticâret kafilesi o sirada bu bölgede bulunuyordu. Kafilede Kureys'in reisi Ebû Süfyân da vardi. Ebû Süfyan ve arkadaslari getirildiginde, Bizans'in ileri gelen din ve devlet adamlari, piskoposlar, papazlar Imparator Hirakl'in etrâfinda siralanmislardi. Kayser tercüman vâsitasiyle: -Peygamberlik davasinda bulunan bu zâta, içinizde soyca en yakin olan kim? diye sordu. Ebû Süfyân: -Burada nesebce O'na en yakin benim, diye ilerledi. Kayser Ebû Süfyân'i arkadaslarinin önüne oturttu. Sorularima dogru cevâp vermezse, siz düzeltin, dedi. Sonra Imparator ile Ebû Süfyân arasinda su konusma geçti: -Içinizde Muhammed (s.a.s.)'in soyu nasildir? -Asil bir soydandir. -Memleketinizde ondan önce Peygamberlik davasinda bulunan oldu mu? -Hayir.  -Sülâlesinde hükümdar var mi? -Hayir.  -O'nun dinine girenler halkin esrâfi mi, zayiflari mi? -Çogunlukla fakir ve zayif kimseler. -O'na uyanlar gün geçtikce çogaliyor mu, azaliyor mu? -Çogaliyor. -Dinine girdikten sonra, begenmeyip ayrilanlar oldu mu?  -Olmadi. -Daha önce yalan söyledigi olur muydu? -Aslâ olmazdi. -Hiç sözünde durmadigi oldu mu? -Olmadi, ancak simdi biz onunla baris yaptik. Bu müddet içinde nasil davranacagini bilmiyoruz. -O'nunla hiç savastiniz mi? -Evet savastik.  -Netice ne oldu ? -Bazan biz, bazan O kazandi. -Size ne emrediyor? -Yalniz Allah'a kuluk edin, O'na hiç bir seyi ortak yapmayin, dedelerinizin taptigi putlari birakin, diyor. Namaz kilmayi, dogru ve iffetli olmayi, akrabalik bagini kesmemeyi emrediyor. Bundan sonra imparator sözlerine söyle devam etti: Nesebce asîl oldugunu söylediniz. Peygamberler dâima asil soydan gelmistir. Içinizden daha önce böyle bir davada bulunan olmadigini anlattiniz. O'halde eski bir davanin pesinde bir kisi sayilamaz. Soyunda hükümdar yoktur, dediniz. Bu durumda servet ve saltanat pesinde oldugu da söylenemez. Daha önce kesinlikle yalan söylemedigine sehâdet ediyorsunuz. Insanlara yalan söylemeyen Allah'a karsi da yalan söylemez. O'na imân edenlerin çogunlukla fakir ve zayiflar oldugunu ifade ettiniz. Peygamberlere ilk uyanlar dâima böyle olmustur. O'na uyanlarin gün geçtikçe arttigini söylediniz. Hakk'a uyanlar azalmaz, dâima çagalir. Dinine girdikten sonra dönen hiç yok dediniz. Imân kalbde köklesince çikmaz. Sözünde durdugunu, kimseyi aldatmadigini itirâf ettiniz. Peygamberler kimseyi aldatmaz. Sizi ancak Allah'a kulluk etmege, O'na hiç bir seyi ortak kosmamaga dâvet ettigini açikladiniz. Eger bu söyledikleriniz dogru ise, ayaklarimin bastigi su topraklar, yakinda O'nun olacaktir. Ben bir peygamber gelecegini biliyordum ama, sizden çikacagini sanmazdim. Eger O'na ulasabilecegimi bilsem, her zahmete katlanirdim. Yaninda olsam, ayaklarini yikar, hizmet ederdim. dedi. Sonra mektûbu okuttu. Imparatorun Ebû Süfyânla yaptigi konusma, papazlari kizdirmisti. Mektup okununca salonda gürültü çogaldi. Imparator isin kötüye varmasindan korktu. Elçinin ve Arap tâcirlerin çikmalarini istedi. Ben sizin dininize bagliliginizin derecesini anlamak istemistim, diyerek tutumunu degistirdi. Kayser Hirakl'in kalbinde iman kivilcimi belirmisti. Dünya hirsi ve saltanatini kaybetme korkusu, bu kivilcimi söndürdü. Fakat elçiye saygisiz davranmadi, hediyeler vererek nezâketle geri çevirdi. |


