Müslüman olan Ortadoks rahip tebliği televizyona taşıdı

1956 yılında SSCB`nin başkenti Moskova`da doğan Rus asılı Ali Polosin dönemin baskılarına rağmen dini konuları incelemeye başladı. Polosin`in dinden anladığı ise sadece Ortodoks Hristiyanlığıydı. Polosin, 1978 yılında Moskova Devlet Üniversitesi(MGU) Felsefe fakültesinden mezun oldu. Ama artan ruhi bunalımlarına cevap bulmak için Moskova Ruhban Okulu`na (seminarya) gitti, 1983 yılında ise bu okuldan da mezun oldu.

Polosin 83`ten sonra yıldan sonra Rus Ortodoks Kilisesinde rahiplik yapmaya başladı. Polosin Rusya `rahiplik` kadrosunu ise 1991 yılında aldı. 1993`de Rusya Dışişleri Bakanlığına bağlı Diplomasi Akademisinde `1971-1991 yılları arasında Rus Ortodoks Kilisesi ve devlet. Milletlerarası hukuk ve siyasi yönleri` isimi doktora tezini verdi.

Polosin, SSCB`nin son yılı ve doktora savunmasına kadar milletvekilliği de yaparken, Rusya Sovyeti`nin (meclis) vicdan hürriyeti biriminin başkanlığında bulundu, `İnanç ve ibadet hürriyeti` yasasını hazırladı. 1999`a kadar `Hristiyan Teşkilatları Birliği`nin reisliğini de sürdüren Polosin, 43 yaşında Müslüman olduğunu ilan etti ve Rus Ortadoks Kilisesi`nden ayrıldı.

Rusya`da Müslüman olduğunu ilan etme cesaretini gösteren ilk Ortodoks rahibi bir zamanlar Vyaçeslav Sergeyeviç Polosin olarak bilinen daha sonra ise Ali ismini alan Ali Polosindi. Polosin`in Müslüman olması birçok insanın dikkatini çekti. Son on yıl içerisinde İslamla ilgilenen ve Rusça bilen herkes Ali Polosin`in yazılarını okuyor. Özellikle de Rusça eğitim almış eski Sovyet ülkeleri halklarının aydınları Polosin`in yazdıklarını okuyarak İslam ile tanıştı.

Sonradan Müslüman olan başka bir Hıristiyan rahip Sohin de Polosin`in eserlerinden faydalandığını ve Ortadoksluğu terketme sebeplerinin başında, bu yazılar olduğunu ifade ediyor.

Ali Polosin`in Müslüman olma hikayesi ise kendi dilinden şöyle: `Dini inançları olmayan bir ailede büyüdüm. Okulda ve evde kimsenin gündeminde din olmadığı için bana ateist düşünceleri anlatan da olmadı. Çocukluktan beri hep gözükmeyen Allah`a inanıyor, onun her zaman bana yardım edebileceğini düşünüyordum. Hakîkat arayışları beni MGU`nun Felsefe Fakültesi`ne götürdü. Yetmişli yıllar Moskova`sında komünist ideolojisine, Ortodoksluk dışında alternatif olmadığı için Ortodoks mabedine gittim. O zaman 19 yaşında idim. Ruhban okuluna girmek istedim. İlk iki çabam başarısız oldu. Okulun rektörü, devletin bana engel olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı. O zaman çalışmak zorunda idim, ancak bekçi olarak dahi işe almıyorlardı. Ancak üçüncü çabamdan sonra beni okula aldılar ve nihayetinde eğitimimi tamamlayarak rahip oldum. Moskova`da hizmet etmem yasaklandığı için Orta Asya`ya gittim. Henüz orada kişisel inanç ile toplumsal gereksinimleri yerine getirilen inancın farklılık teşkil ettiğine karar verdim. İnsanlara karşı dini ayinleri gerçekleştirmemi toplum karşısındaki borcum olarak görüyordum. Orta Asya`da hayatımda ilk defam İslam ve Müslümanlarla tanıştım. Bir gün yanıma Tacik bir genç geldi. Halk arasında onun şeyh olduğunu ancak bunu saklamak zorunda kaldığı söylentileri dolaşıyordu. Tacik genç benimle konuştuktan sonra gözlerime baktı ve benim birgün Müslüman olacağımı söyledi. Sözleri garip gözükse de içimde bir sıcaklık duydum. Yıllar sonra Moskova`da üst düzey görevlerde bulunduğum sırada kendimi sorgulamak kararına geldim. Kilise tarihini, rahiplik tarihini öğrenmeye başladım. Zamanla Hıristiyan Kilisesinin insanlarla Allah arasındaki bağı kuramadığını tespit ettim. Okuduğum kutsal kitabın ilâhî mesajı gerçekleşmemişti. Aslında Kutsal Kitabın bizi tevhîde davet ettiğini de gördüm. Kuran-ı Kerîm`i okumaya başladım ve hakîkati onda buldum. Hem Allah`ın birliği hem de peygamberliğin Kuran`da anlattığı şekliyle doğru olduğunu kabul ettim. Şöyle bir sonuca ulaştım ki İsa(a.s)`ın müjdelediği son Peygamber Muhammed`dir.

İncil`de İsa (a.s) öğrencilerine şöyle demekteydi: `Size bir şey daha söyleyeyim: siz şu anda bu söylediklerimi tam olarak anlamayabilirsiniz. Ancak `Hakîkatin Rûhu` geldiği zaman size hakîkate götürecek. Hakikat kendi nefsinden konuşmayacak, sadece duyduklarını söyleyecek.`

Bu gerçek Peygamberlik mesajıydı. Kuran`ın Prohova çevirisini okuduğum zaman şu ibare dikkatimi çekti: `Git ve insanlara söyle`. Burada insanin kişisel tercihi bulunmuyor, kendi içerisinde bir tutarlılık mevcut, önceki peygamberler Musa, İsa ve diğerlerinin söylediklerine ters değil, gerçek bir tevhid var ve insanın normal yol ile asla öğrenemeyeceği bilgiler barındırıyor. Tüm bunları gözönüne aldığım zaman Hz. İsa`nın söylediği hakîkate götürecek insanın Hz. Muhammed olduğuna emin oldum. Hanımımla beraber 1999 yılının Mayıs ayında kelime-i şehâdet getirdik ve Müslüman olduk`.

Ali Polosin 1999 yılından sonra ulusal kanal RTR`in İslam programlarına katıldı. Şu anda `Refah` adlı politik toplumsal hareketin eşbaşkanlığını yapıyor. `Refah` isimli gazetenin genel yayın yönetmeni ve müftü Ravil Gaynutdin`in danışmanlığını da yürütüyor.

DunyaBulteni.Net

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile