| Makedonya`da Müslüman direnişi |
Yarım milyon insanın Rus ve Bulgarlar tarafından şehit edildiği Harbin ardından Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlıklarını ilan ettiler.
1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi (93 Harbi) ve 1912 Balkan Harbi`nin ardından yaÅŸanan toprak kayıplarıyla birlikte baÅŸta Bosna, Kosova, Makedonya ve Batı Trakya olmak üzere Balkanlardaki Müslümanlar için çok zor günler de baÅŸlamış oldu. Yarım milyondan fazla insanın Rus ve Bulgarlar tarafından ÅŸehit edildiÄŸi Osmanlı-Rus Harbi`nin ardından Sırbistan, KaradaÄŸ ve Romanya bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bulgaristan PrensliÄŸi yarı bağımsız hale geldi. Bir buçuk milyon Müslüman muhacir konumuna düÅŸerek, Rumeli ve Anadolu`ya göç etmek zorunda kaldı. 1912 Balkan Harbi`nin ardından da benzer sıkıntılar yaÅŸanınca dört yüz bin Müslüman muhacir konumuna düÅŸtü. YaÅŸanan katliamlar ve göç esnasında altı yüz bin civarında Müslüman ÅŸehit oldu. Gittikçe artan baskılar her geçen gün göçlerin de artmasına yeterli sebep teÅŸkil ediyordu. ÖrneÄŸin 1923-1933 arasında Yugoslavya`dan 110.000, 1923-1938 yılları arasında Romanya`dan 115.000, 1923-1949 yılları arasında Bulgaristan`dan 220.000, 1923-1945 yılları arasında Yunanistan`dan 400.000 Rumeli evladı anavatana göç etmek zorunda bırakılmıştı. Her ne pahasına olursa olsun Balkanları terk etmeyi düÅŸünmeyen, bu topraklarda yaÅŸamaya devam eden Müslümanlar ise ağır vergiler, yaÄŸmalama, öldürme, dini yasaklardan oluÅŸan her türlü baskı ile mücadele etmek zorunda kaldılar. Bölgeyi terk etmeyen Müslümanlar, kendi kaderlerini tayin etmek için: Müslüman Arnavutlardan oluÅŸan ve Sırplara karşı büyük direniÅŸ gerçekleÅŸtiren komiteci Balist, Bosnalı Müslümanlardan oluÅŸan ve rahmetli Aliya İzzetbegovic önderliÄŸindeki Bosna-Hersek devletinin kurulmasında büyük payı olan Genç Müslümanlar, Prizren`deki Türklerden oluÅŸan Genç Türkler ve özellikle Üsküp ve Köprülü ÅŸehirleri baÅŸta olmak üzere Makedonya`daki Türklerden oluÅŸan Yücel TeÅŸkilatı`nı kurdular. Kurulan bu teÅŸkilatların hepsi ellerinden geldiÄŸinde Balkanlarda İslam ve Müslümanlığın devamı için gayret sarf etmiÅŸlerdir. Bu sebepler her birini ayrı ayrı ele almak gerekir. Ancak biz bu makalede Mehmed Ardıcı kurucu ve yöneticileri arasında yer aldığı Yücel TeÅŸkilatını, yine Mehmed Ardıcı`nın kendi anılarına yer verdiÄŸi ve İnsan yayınlarından çıkan Yücelciler 1947 kitabının yardımıyla irdelemeye ve aziz ÅŸehitlerimizi rahmetle yâd etmeye çalışacağız. Osmanlı`nın Balkanlardan çekilmek zorunda bırakılmasının ardından, bu topraklarda yaÅŸayan tüm Müslümanlar gibi, Yugoslavya Müslümanları ve Makedonya Türkleri de kaderleri ile baÅŸ baÅŸa kaldılar. Ancak aralarında Yunanistan ve Bulgaristan gibi engeller olmasına raÄŸmen Türkiye baÄŸlılığını ve ümidini hiçbir zaman yitirmediler. YaklaÅŸan Cihan Harbi`nin de ötesinde, Stalin destekli Titocular ile kraliyet taraftarı Mihaylovistler arasındaki mücadelenin galibi kim olursa olsun kaybedeni deÄŸiÅŸmeyecek ve Müslümanlar için çok daha sıkıntılı günler baÅŸlayacaktı. Bu sebeple yaÅŸadıkları/yaÅŸayacakları zorlukları anavatana aktarıp, yardım talep etmek için seçtikleri dört kiÅŸiyi (Muhammed Cevahirci, Münir Ekrem Åžahin, Salih Müftiç ve Muyaçiç) Ankara`ya gönderdiler. Ancak varlıklarını bile kabul etmeyen devrin BaÅŸvekili İsmet İnönü`den aldıkları ağır hakaretler içeren cevap ile ellerli boÅŸ ÅŸekilde gerisin geri dönmek zorunda kaldılar. İsmet İnönü yardım talep eden Makedonya Müslümanlarına ÅŸu cevabı vermiÅŸti: `Misak-ı Milli hudutları dışında Türk ve Müslüman unsuru diye bir ÅŸey kabul etmiyorum. Zaman çok vahimdir. Türkiye dışarı ile uÄŸraÅŸmamalıdır. Türkiye`nin başını aÄŸrıtmayın.` [Sayfa 16] Yücelcilerin ilk toplantısı İsmet PaÅŸa`nın bu cevabından sonra yapılacak tek ÅŸey baÅŸlarının çaresine bakmaktı. Bu sebeple Makedonya`da yaÅŸayan Müslüman Türkler, 1937 yılında, Åžuayb Aziz Efendi önderliÄŸinde ve Türk gençlerin katılımıyla milli ve manevi deÄŸerlerini, örf, adet ve geleneklerini korumak ve yaÅŸatmak üzere bir araya gelmeye baÅŸladılar. Toplantıların gündemi yaklaÅŸan harp ve muhtemel geliÅŸmelerdi. Harbin baÅŸlamasıyla gündem Alman iÅŸgali, partizanların propaganda ve baskıları ve gençlerin korunması için lazım gelenler olarak deÄŸiÅŸti. Yönetimi her ele geçirdiÄŸinde Müslümanlara ve özellikle Türklere karşı düÅŸmanlıklarını sonuna kadar sergileyen Bulgarların, Almanya`nın müttefiki sıfatıyla, Vardar Makedonya`sında yönetimi ele alması teÅŸkilatlanmanın önemli etkenlerinden bir tanesi olmuÅŸtu. Bu teÅŸkilatlanman ne kadar önemli ve gerekli olduÄŸunu anlamak için Bulgar iÅŸgalindeki Üsküp`te yaÅŸanan bir olay bile yeterli olacaktır. Bulgarlar Üsküp`ü iÅŸgal ettikleri dönemde ekmek ve kömür gibi temel ihtiyaç maddeleri kuponla dağıtılmaktaydı. Kuponla ihtiyaç malzemesi almak için sırada bekleyen Makedonya Türklerinden birine, Bulgar subayı, `Çingene aradan çekil` diye bağırarak aÅŸağılamaktaydı. Bunun üzerine Makedonya Türk`ü, `Ben Çingene deÄŸil, bu topraklarda 400 yıldır yaÅŸayan bir Türk evladıyım` diye cevap verince, Bulgar subayı `Daha kötü ya! Siz onlardan daha aÅŸağılıksınız` deme cüretini göstermiÅŸti. [YaÅŸar Aytek, İnceleme: Yücel Olayı, İstanbul Gazetesi, 20 Mart 1974] Makedonya Türklerinin bir araya geliÅŸleri esnasında, Üsküp Türk KonsolosluÄŸu Vekili Emin Vefa Gerçek`in talebi doÄŸrultusunda, Arnavut Nasyonal Demokratik Åžikiptar Partisi`ne katılım gündeme gelmiÅŸse de yapılan istiÅŸareler neticesinde bu öneri kabul edilmedi. Mehmed Ardıcı, ilk resmi toplantıya katılanları ÅŸu ÅŸekilde anlatıyor: `Åžuayb Aziz Efendi dükkânıma geliyor. Acele ile `Biraz önce Kemal`i yolda gördüm. Evine davet etti ısrarla. Sen de gel Mehmed. GüvendiÄŸim arkadaÅŸlara haber vermeye gidiyorum.` İlk resmi toplantı, Kemal Rasim Günsever`in evinde böylece yapılmış oldu. Åžerafeddin, Nazmi Ömer, Muzaffer Ahmed, Fettah Süleyman Sipahiç arkadaÅŸlarımız da gelenler arasında idiler.` [Sayfa 41] `Efendiler ister talimat deyin ister rica. Üsküp Türk KonsolosluÄŸu`nun talebini iletmem istedi benden` diye söze giren Kemal Rasim Günsever, Üsküp Türk KonsolosluÄŸu Vekili Emin Vefa Gerçek`e, Demokratik Åžikiptar Partisi`nin, Makedonya Türk cemaati ile resmi temas kurma talebi geldiÄŸini söyler. Ancak `komünizme hizmet den bir parti veya kesim ile iÅŸbirliÄŸi yapmamak gerektiÄŸini` düÅŸünen Åžuayb Aziz Efendi böyle bir ittifakın Almanların düÅŸmanlığını çekmesinden de çekiniyordu. Bu düÅŸüncesini; `Ben Demokratik Åžikiptar Partisi ile birlikte hareket edilmemesini tavsiye ederim` cümlesiyle ifade etmiÅŸti. Toplantının neticesinde alınan karar da bu doÄŸrultuda oldu. Alınan kararın konsolosluÄŸa iletilmesinden bir gün sonra Kemal Günsever ve Åžuayb Aziz Efendi, Mehmed Ardıcı`nın evinde tekrar buluÅŸurlar. `Kemal ÅŸu önemli talimatın verildiÄŸini söylüyor; `Nüveyi oluÅŸturun.` [Sayfa 43] İlerleyen günlerde, İkinci Cihan Harbi`nin sona erip bölgeye komünizmin hâkim olmasıyla birlikte, Üsküp Türk KonsolosluÄŸu`ndan yeni bir talimat geldi. Talimat, yeni yönetimden Türklerin lehine birtakım haklar koparmaÄŸa çalışmak için, komünist yapılanmalara adam yerleÅŸtirilmesi doÄŸrultusundaydı. Kısa zaman sonra Partizanların kurdukları Åžehir meclisine Muzaffer, Makedonya Komünist Yeni Gençlik TeÅŸkilatı`na da Åžerafeddin ve Refik isimli teÅŸkilat mensupları yerleÅŸtirildi. Ahlaklı ve faziletli gençler... 1945 yılında Üsküp KonsolosluÄŸu aracılığı ile Belgrat Büyükelçisi Kamil Koperler ile temasa geçildikten sonra teÅŸkilata Yücel adı verildi. TeÅŸkilatın tüzük maddelerini ve iki sayfalık önsözünü BaÅŸkan sıfatıyla Åžuayb Aziz Efendi bizzat kaleme almıştı. Yedi kiÅŸiden oluÅŸan merkez komitesinde görevlendirmeler ÅŸu ÅŸekildeydi: BaÅŸkan Åžuayb Aziz İshak, veznedar Ali Abdurrahman Ali, sekreter Åžerafettin Ferit Süleyman, üyeler Refik Åžerif Mehmet, Kemal Rasim İlyas, Fettah Salih SüleymanpaÅŸiç, Abdülkerim Ethem İbrahim. Yücel TeÅŸkilatı eÄŸitim seviyesi yüksek, ahlak ve fazilet sahibi Türk gençlerinden oluÅŸuyordu. TeÅŸkilat BaÅŸkanı Åžuayb Aziz Efendi, 1930 yılına kadar Üsküp`teki Ataullah Efendi medresesinde tahsil etmiÅŸtir. Daha sonra Mısır El Ezher Üniversitesi`ne giderek Fıkıh, Kelam, Tasavvuf ve Nasranî felsefesi alanlarında eÄŸitim görmüÅŸ ve üniversiteyi ikincilik derecesiyle bitirmiÅŸti. Üniversitede profesör payesiyle hocalık yapmak üzere Ankara`ya gidecekken, ailesini almak üzere, Üsküp`e gelmiÅŸ ve çıkan savaÅŸ sebebiyle sınırların kapanması sonucu bir daha Türkiye`ye dönememiÅŸtir. Kendisine birçok önemli devlet görevi teklif edildiyse de, kayın pederi ile çiftçilik yaparak hayatını idame ettirmiÅŸti. TeÅŸkilatın diÄŸer bir önemli ismi Nazmi Ömer, Belgrat Üniversitesi Hukuk Fakültesi`nden mezundu. Üsküp`te, Tefeyyüz ve Türk ÖÄŸretmen Okulunda öÄŸretmenlik yaptı. Tito rejimi esnasında, Üsküp İdare Mahkemesi Genel SekreterliÄŸi görevini yürüttü. MeslektaÅŸları Åžükrü Ramo ve Mustafa Karaarslan tarafından sert tenkitlere maruz kaldı. Seri hale gelen tartışmaların sebebi; tesettüre uygun davranan eÅŸinin başını açmaması ve yapılan eÄŸlencelere eÅŸi ile birlikte gelip dans etmemesi ve gece hayatına katılmaması hususundaydı. Hiçbir zaman tehditlere boyun eÄŸmedi. TeÅŸkilatın veznedarı Ali Abdurrahman, Üsküp`te öÄŸretmenlik ve kayın pederinin vefatından sonra on sene matbaacılık yaptı. Birlik gazetesini ilk çıkaranlardandı. dem Ali teÅŸkilatın silah temin ve saklanması iÅŸlerini yürütüyordu. Hukukçu olan Abdülkerim Sezer, Ağır Ceza Hâkimiydi. TeÅŸkilatın Genel Sekreteri Åžerafeddin Ferid, Fransızca öÄŸretmeniydi. Merkez komitesi üyesi Refik Åžerif Mehmed, terziydi. Daha sonraları memurluk da yapmıştı. Türkiye`nin Belgrat BüyükelçiliÄŸi ile Yücelciler arasındaki yazışmaları Åžerafeddin Ferit ile birlikte hazırlıyorlardı. TeÅŸkilatın en önemli üyeleri arasında yer alan; Hakkı Tevfik, Münir Süleyman, Burhanettin HaÅŸim, Ahmet Halil Mustafa, Necati Recep ve Halit Åžükrü öÄŸretmendiler. Fethi Süleyman Pasiç, Makedonya EÄŸitim Bakanlığı MüfettiÅŸi idi. TeÅŸkilatın Makedonya öÄŸretmen kadrolarını ele geçirmesinde tek başına çok büyük gayret sarf etmiÅŸti. Yücel TeÅŸkilatı`na üyelik esnasında Kur`an, bayrak ve tabanca üstüne el basılarak `Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti menfaatleri için gerekirse kanımın son damlasına kadar çarpışıp canımı vereceÄŸim` ifadesinin de bulunduÄŸu teÅŸkilat yemini ediliyordu. GizliliÄŸe büyük itina gösteren teÅŸkilat mensupları; kurs, piknik ve kır gezisi adı altında bir araya geliyor ve bu bir araya geliÅŸlerde Türkçe kitaplardan kahramanlık yazıları, tarihi zaferler ve ÅŸiirleri okunması saÄŸlanıyordu. Yapılan toplantılarda Atatürk`ün Nutuk`u, Mehmet Akif`in Safahat`ı, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Namık Kemal ve Yahya Kemal Beyatlı`nın ÅŸiirleri okunuyordu. [Refik Özer, Yücelciler, Åžehadetlerinin 50. Yılı Anısına (1948-1998), İstanbul 1998, Sayfa 6] En önemli teÅŸkilatlanmaları Üsküp ve Köprülü ÅŸehirlerinde bulunan teÅŸkilat gizliliÄŸe riayet etmesinin faydasını ilerleyen yıllarda görmüÅŸtü. ÖrneÄŸin, Yugoslavya yöneticilerinin akıl almaz iÅŸkencelere raÄŸmen, Köprülü sorumluları Ali Halil Mustafa ve Ahmet Halil Mustafa haricinde, bu ÅŸehirden, tek bir teÅŸkilat mensubu bile deÅŸifre edilemedi. GizliliÄŸe büyük önem veren Yücel TeÅŸkilatı faaliyetleri ile de önemli iÅŸler yapıyordu. 23 Aralık 1944 tarihinde, önceleri logosunun yanında minare sembolü bulunan, yeni Türk alfabesiyle ilk Türk gazetesi unvanına sahip olan Birlik çıkarılmıştı. Gazetenin başına teÅŸkilat mensubu Nazmi Ömer ve Abdurrahman getirildi. Her ne kadar gazetenin yayın hayatına geçmesi esnasında hiç bir güçlük çıkarılmadıysa da gazete idaresi daha sonra komünistlerin eline geçmiÅŸ ve Yücel mensuplarının gazete ile alakaları kesildi. Mehmed Ardıcı yaÅŸananları ÅŸu ÅŸekilde anlatıyor: `Çok geçmeden Nazmi Ömer ve Abdurrahman arkadaÅŸlarımız idari vazifeden alındılar. Gazetenin idaresi tamamen Titocuların eline geçmiÅŸ oldu.` [Sayfa 66] Üsküp radyosunda ilk Türkçe yayını, ilk Türk öÄŸretmen kurslarının organizesi ve bu kurslarda çok sayıda öÄŸretmen yetiÅŸtirilmesi, alfabe ve ilk okuma kitaplarının hazırlanarak en ücra köylere kadar ulaÅŸtırılması, teÅŸkilat mensuplarının cezaevinde tutuklu bulundukları süre içinde Üsküp Türk Tiyatrosu için birçok tiyatro eserinin Türkçeye çevrilmesi Yücel TeÅŸkilatı`nın diÄŸer önemli faaliyetleridir. Bölgeyle alakalı edinilen her türlü istihbarat, Belgrat BüyükelçiliÄŸine, Åžuayb Aziz ve Nazmi Ömer tarafından ulaÅŸtırılıyordu. Bulgarların Üsküp`ü iÅŸgal ettiÄŸi ve can güvenliÄŸinin bulunmadığı dönemde Üsküp KonsolosluÄŸu`nun güvenliÄŸini yine Yücel TeÅŸkilatı`na mensup gençler saÄŸlanıyordu. Yücel TeÅŸkilatı`nın her geçen gün geniÅŸlemesi ve gittikçe daha çok söz sahibi olması Komünistlerin dikkatini çekmeye baÅŸladı. Komünistler bu teÅŸkilatın devamlı büyümesi karşısında endiÅŸe duymaya baÅŸladılar. Türklerin milli ve manevi dava prensiplerine baÄŸlanarak birlik olmaları komünist rejim için oldukça rahatsız ediciydi. Buna daha fazla dayanamayan komünist Tito rejimi, Yücelcileri tutuklama kararı aldı. Yücel TeÅŸkilatı mensupları hakkında üç grup tutuklama, soruÅŸturma ve infaz uygulanmıştır. Birinci grup tutuklama, 19 Eylül 1947 tarihinde baÅŸladı. Çok sayıda önde gelen Türk aydını tutuklandı. İlk tutuklulardan 17 kiÅŸiye karşı iddianame sunuldu ve dava açıldı. Yücelciler, sorgulama adı altında akıl almaz iÅŸkencelere maruz kaldılar. Mehmed Ardıcı`nın anılarında ÅŸu satırlar yapılan iÅŸkenceler adına önemli ipuçları vermektedir: `Galiz bir küfür saÄŸnağından sonra yüzüme ve kafama inen darbelerin ancak dördüncüsüne kadar sayabildim... Kova ile su dökmüÅŸler. Daha çabuk ayılmam için. Bacaklarıma tekme ile vuruyorlar. Her tarafım kan içinde. Enseme sıcak bir ÅŸey süzülüyor. Elimi götürüyorum; Kan... ÅžiÅŸ ve kanlı yüzümde vurulmadık santim yer bırakılmamıştı, ÅŸimdi de cilası geçiliyordu. Son olraka mideme bir tane yedim. Ya Rabb`im koru beni. EÅŸhedü en lailahe...` [Sayfa 74-85] Yücelcilerin duruÅŸmaları Yücelcilerin duruÅŸmaları 19 Ocak 1948 tarihinde baÅŸladı. Ancak mahkeme yönetimi tutukluların avukat tutmalarına izin verilmemiÅŸ, herkese birer avukat tayin etmiÅŸti. Tayin edilen avukatların da mahkeme sonrasında tutuklanma korkusundan savunma yapmaktan çekinmesi sebebiyle fiili olarak savunma hakları ellerinden alınmış oldu. Yargılamanın her duruÅŸması, hoparlörle Üsküp sokaklarına yayınlanarak, bu ÅŸehirde yaÅŸayan Müslüman Türkler psikolojik baskı altına alınmak isteniyordu. Ayrıca tutuklanan Yücel TeÅŸkilatı mensuplarının idam edilmesi ve ağır cezalara çarptırılmaları için göstermelik bir miting bile tertip edildi. Türklerin yaÅŸadığı mahallelerde Halk Cephesi(Narodni Front) tarafından, Yücelciler aleyhine, toplantılar düzenleniyor ve bu toplantılara katılmayanlar rejim karşıtı emperyalistler olmakla suçlanıyordu. Göstermelik yargılama neticesinde dört kiÅŸi (Åžuayb Aziz İshak, Ali Abdurrahman Ali, Nazmi Ömer Yakup, dem Ali dem) medeni ve siyasi haklarından mahrum ve mallarının müsadere edilmeleri suretiyle idama mahkûm edildi. On üçü kiÅŸi, toplam 195 sene ağır hapis cezasına çarptırıldı. Birinci grupta tutuklananlar, askeri kamyonlarla, önce SöÄŸütlü Cezaevi`ne, ardından diÄŸer cezaevlerine gönderilmiÅŸlerdir. İdam cezasına çarptırılan dört Yücel TeÅŸkilatı mensubu ise, 27 Åžubat 1948 sabahı, İdrisova Hapishanesi`nden bir kamyona bindirilerek SuÅŸitsa Köyü`ne götürülmüÅŸtür. Köyün giriÅŸinde bir kayanın önünde kurÅŸuna dizilerek infaz edilen bu dört Müslüman Türk kahramanı ÅŸehadet mertebesine ulaÅŸmışlardır. İkinci grup tutuklamalar Mayıs 1948 tarihinde gerçekleÅŸti. Bu tutuklamalar sonrasında 29 kiÅŸi hüküm giydi. Bu insanlar cezalarını İdrisova Hapishanesi`nde çektiler. 1948 yılının sonuna kadar üçüncü grubun tutuklaması gerçekleÅŸti. Üçüncü grup operasyonunu sabah saatlerinde dükkânların açılışından önce ayarlanmış bir zaman olarak, topladıkları mensupları yaya olarak, dükkânların önünden geçireceklerdi. Evlerinin kapısını çaldıklarında aradıkları kiÅŸi giyimi nasıl halde ise öyle almışlardı. Mesela, takunyalarla kapıya çıkan Ekrem Ali Sakip(SaraçoÄŸlu), ayakkabılarını giymesine dahi müsaade etmeksizin götürüldü. Tutuklananlardan 18 kiÅŸi, Makedonya ProbiÅŸtip`teki, Zletovo KurÅŸun madenlerinde çalıştırılmak üzere sürgün cezasına çarptırıldı. Yugoslavya`nın, Milletlerarası Komünistler BirliÄŸi`nden (Köminform) ayrılmasının ardından, 29 Kasım 1950 tarihinde çıkarılan bir afla bütün siyasi mahkûmların cezaları yedi yıl indirime uÄŸradı. Ardından 1953 yılında imzalanan Serbest Göç AnlaÅŸması`nın saÄŸladığı imkânlar doÄŸrultusunda, Türkiye`ye büyük bir göç baÅŸlattı. 1953-1967 yılları arasında 200 bin civarında Yugoslavya Türkü anavatana göçtü. TeÅŸkilat üyelerinin tamamına yakını da Türkiye`ye geldi. Göç öncesinde Makedonya`da yaklaşık 300 bin Türk yaÅŸamaktaydı. (Bu rakam, o dönemdeki toplam nüfusun yüzde 75`inin Türklerden oluÅŸtuÄŸunu gösteriyor.) Ancak yaÅŸanan göçlerden sonra bu ülkedeki Türk nüfusu bugün yüzde 3,85`e gerilemiÅŸ bulunuyor. Son söz olarak ÅŸunu söyleyebiliriz: Åžuayb Aziz Efendi ve arkadaÅŸları, hayatları boyunca eÄŸilmek nedir bilmeden, inandıkları gibi yaÅŸamış ve davaları için ÅŸehit olmaktan geri durmadılar. Allah ÅŸehadetlerini mübarek eylesin. Birinci grup mahkûmiyetler İdama mahkûm edilenler: Åžuayb Aziz İshak, Ali Abdurrahman Ali, Nazmi Ömer Yakup, Adem Ali Adem. Yirmi yıla mahkûm edilenler: Åžerafettin Ferit Süleyman (Yücelden), Refik Åžerif Mehmet (Özer), Kemal Rasim İlyas (Günsever), Abdülkerim Ethem İbrahim (Sezer), Åžefik RuÅŸit Elmas (Ersoy) OnbeÅŸ yıla mahkûm edilen: Fettah Salih Süleymanpasiç, Muzaffer Ahmet Süleyman (HocaoÄŸlu) On iki yıla mahkûm edilenler: Fazlı Vehbi Åžükrü (KadıoÄŸlu), Mehmet Åžerif Dalip(Ardıcı), Kemal Rıfat Ferhat (Türkkan) On bir yıla mahkûm edilen: Said Bilal Halil (EmiroÄŸlu) On yıla mahkûm edilen: Ali Halil Mustafa (Yücel) Sekiz yıla mahkûm edilen: Ahmet Halil Mustafa (Yücel) İkinci grup mahkûmiyetler Münferiden dokuz yıla mahkûm edilen: Ali Malik Yakup (Enderer) Münferiden yedi yıla mahkûm edilen: Hüsameddin Mehmet BeÅŸ yıla mahkûm edilenler: Necati Recep Emin(Çetiner), Münir Süleyman Ali (EriÅŸ), İdris Sait Yunus (Tümçelik) Dört yıl altı aya mahkûm edilenler: Burhanettin HaÅŸim (ÖÄŸretmenoÄŸlu), Halit Åžükrü Halit(Beceren), Halil Sait Yusuf(Yüksel) Üç yıl altı aya Mahkûm Edilen: Fahrettin İslam Åžakir (San), Üç yıl üç aya Mahkûm Edilen: Bekir Salih (Atala) Üç yıla mahkûm edilen: Refik Ali Osman(Kotanca) İki yıl sekiz aya mahkûm edilenler: Refik Ali Fettah (Günay) İki yıl altı aya mahkûm edilenler: Hakkı Tevfik Baki (Merter), Yunus Eyüp Yunus (Hacıyunus), Zekeriya Zülfü Eyüp (Varol), Mustafa Salih RuÅŸit, İki yıla mahkûm edilenler: Recep Salih Murtaza (Kumbaracı), Åževki Behlül Kerim (Dirikan), Mehmet Sırrı Liman (MutluÅŸan), İdris Tevfik Bilal (Yücel), Åžükrü Tacettin Ali, Yusuf Abidin Ali (Aydın) Önce iki yıl, sonra ayrı bir celsede beÅŸ yıla mahkûm edilen: Mustafa Asım Mehmet (KaftancıoÄŸlu) Bir yıl altı aya mahkûm edilen: Hüseyin İsmail Nezir(Baykal) Bir yıl üç aya mahkûm edilen: Didar Ali (Vardar) Bir yıla mahkûm edilenler: Fehim Misim Ahmet(Åžentürk), Arif Mehmet İbiÅŸ(Kuruç), Ferhat Ahmet İslam(Günüç), Fahrettin Müslim Üçüncü grup mahkûmiyetler Dört ay sürgünde çalıştırılanlar: Ekrem Ali Sakip (SaraçoÄŸlu), Ramadan Rasim İlyas (Günsever), Raif Rıfat (Sakarya), Hüseyin Mahmut Kamber, Hüseyin Mustafa İskender(Çelik) Üç ay sürgünde çalıştırılanlar: Kani Salih Eyüp (AbacıoÄŸlu), Emin Buba İki ay sürgünde çalıştırılanlar: İlyas YaÅŸar İlyas (YaÅŸar), Fahrettin Hasip(Sakarya), Kemal Kazım(HakimoÄŸlu), Kemal Zülfü Eyüp (BaÅŸar), Kemal Åžakir, Niyazi EÅŸref (Eldemir), Abdullah Bilal (EmiroÄŸlu), Fahrettin Rıza Bir ay sürgünde çalıştırılanlar: Åžemsi Abbas (Kolçalar), Cevdet Yakup (Nukan), Saffet Mahmut Not: Yugoslavya`da Türklerin o dönemde soyadları yoktu. Önce kendi isimlerini, daha sonra ise baba veya dede isimleriyle anılırlardı. Parantez içinde yazılan ise Yücel TeÅŸkilatı mensuplarının Türkiye`ye geldikten sonra kullandıkları soyadlarıdır.
{mosgoogle}
http://www.milligazete.com.tr/makale/makedonyada-musluman-direnisi-yucel-hareketi-116717.htm |


