| MEDYEN KAVMİ |
|
Medyen ve Ashab-ül Eyke(Eyke Halkı'na), Kur'an'da adı geçen Hz. Åžuayb, elçi olarak gönderildi. Åžuayb, bu iki kavmin her birine, ayrı ayrı "tebliÄŸ"de bulundu. Bu iki toplulukla yaptığı "tebliÄŸ mücadelesi", Kur'an'da çeÅŸitli ayetlerde geçmektedir. İKİ KOMÅžU KAVİM: MEDYEN VE EYKE MEDYENÂ
Coğrafyacılara göre Medyen şehri, Tebük'ten altı günlük mesafede bir sahil şehridir. Medyen, Ayla'dan Medine'ye giden hacıların takip ettikleri yol üzerinde, ikinci konak yeriydi. Mekke'ye bağlı mevkiler arasında yer alıyordu. IX. asırda, Ya'kübi; Medyen'in, akar ve memba suları, bahçeleri ve hurmalıkları bol bir bölgede bulunduğunu ifade etmektedir. İstahri; Medyen'in, Tebük'ten daha büyük olduğunu söylemektedir. Şahsi hatıralarına dayanarak, Musa'nın, orada Şu'ayb'ın sürüsünü suladığını ifade etmektedir. Aynı zamanda, o çağda bir evin altında gizli bulunan bir kaynaktan bahsetmektedir. Daha sonra bu şehir, yavaş yavaş rağbetten düşmüştür. XII. asırda İdrisi bu şehirden, gelir kaynakları olmayan bir ticaret şehri olarak bahseder. Abu'l- Fida'ya göre de, XIV. asırda, harabe halinde bulunmaktaydı. Bu şehir, son devirlerde, Rüppell, Burton ve Musil tarafından, yeniden ziyaret edilmiştir. Arapların mezar çukurlarına atfen Mağairi Şu'ayb dedikleri büyük harabeler vardır. Sahildeki Makna'dan tahminen 28 km mesafede, 28° 28´ kuzeyde, akarsuları ve hurmalıkları ile meşhur al-Bad Vadisi'nin güney kısmında bulunmaktadır. Burton'a göre, 29° 28´ ve 27° 40´ kuzey dereceleri arasında bulunan bütün ülkeye, Arz-ı Medyen denilmektedir. Şuayb (a.s)'ın, Peygamber olarak Medyen'e gönderilmesi ve 'Medyenliler'i uyarması' şöyle bildirilir: "Ey kavmim, Allah'a köle olun! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın. Muhakkak ben, size 'hayrı'(hakkı) gösterdim. Ve doğrusu sizi kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum."
"Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı adaletle tutun. İnsanların eÅŸyasının(mallarının) deÄŸerini düşürmeyin. Ve yeryüzünde fesat çıkararak, bozgunculuk yapmayın." "Åžayet iman ediyorsanız, Allah'ın bakiyesi(helal kazanç), sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin üzerinizde bir muhafız da deÄŸilim." [HUD (11)/ 84-86] Görülüyor ki, Åžuayb(a.s), onları, Allah'a köle olmaya, kendisine itaat etmeye ve her türlü bozgunculuktan uzak durmaya davet ediyordu. Fakat Medyen halkı, Åžuayb(a.s)'ın uyarılarına kulak asmadılar ve sapkınlıklarında ileri gittiler. [HUD (11)/ 91] Åžuayb (a.s) ise onların bu taÅŸkınlıklarına raÄŸmen, uyarılarını sürdürüyor ve onları gelecek olan büyük bir azap ile kokutuyordu: (Åžuayb) dedi ki: "Ey kavmim, bulunduÄŸunuz hal üzere amel edin, muhakkak ben de amel ediciyim. Alçaltıcı azap kime gelecek ve yalancı olan kimdir, yakında bileceksiniz. Siz bekleyip-gözetleyin, ben de sizinle birlikte gözetleyenlerdenim." [HUD (11)/ 92-93] Her türlü tebliÄŸ, uyarı ve korkutmalara raÄŸmen, Allah'ın Elçisi'ni dinlemediler; zulüm, taÅŸkınlık ve kötülükte ısrar ettiler. Böylece, Medyen halkı üzerine vadedilmiÅŸ olan azap hak oldu: "Böylece onları bir 'sarsıntı' tuttu. Arkasından da yurtlarında, diz çökmüş olarak sabahladılar." "O Åžuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada 'hiç yaÅŸamamış' oldular. Åžuayb'ı yalanlayanlar, hüsrana uÄŸrayanlar onlardır."                                                                                                                     [ARAF (7)/91-92] Ayette geçen "recfe " kelimesi, sarsıntı anlamına gelmektedir. Elmalı tefsirinde denilir ki; "Semud'un çığlığı üstten, Medyen'in çığlığı alttan gelmiÅŸtir." "Ne zaman ki Emrimiz geldi, tarafımızdan bir rahmetle Åžuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık. O zalimleri, bir 'sayha'(ses) yakaladı. Onlar, yurtlarında diz çökmüş olarak sabahladılar." "Sanki orada hiç yaÅŸamamışlardı. Dikkat edin! Semud kavminin uzaklığı gibi, Medyen kavmi de (Allah'ın rahmetinden) uzak oldu."                                                                                                                    [HUD (11)/ 94-95] Medyen kavmi, kâfirlerin kaçınılmaz sonu olan helaka maruz kaldıktan sonra, Åžuayb(a.s)'ın üzüntüsü, Kur'an'da şöyle bildirilir:                                                                                                                     [ARAF (7)/93] EYKE HALKI Medyen daÄŸlık, Eyke ise, ormanlık olan iki yerleÅŸim yeriydi. Eyke ashabına, Eykeliler yahut Leykeliler de denir. Eyke, yumuÅŸak aÄŸaç bitiren bataklık demek olup, Medyen'e doÄŸru, deniz sahilinde bir yerin adıdır. Burada yaÅŸayan bir topluluk vardı. Åžuayb (a.s), bunlara da elçi olarak gönderilmiÅŸti. Ancak Åžuayb, onların(Eykeliler'in) kavminden deÄŸildi. Medyen kavmindendi. Bu nedenledir ki Kur'an şöyle der: Medyen'e kardeÅŸleri Åžuayb'ı (gönderdik). Åžuayb, dedi ki: [ARAF (7)/ 85] "Eyke ashabı da, elçilerini yalanladı." "O zaman onlara Åžuayb dedi ki: 'Sakınmıyor musunuz?'" "Muhakkak ben, size gönderilmiÅŸ güvenilir bir elçiyim." "Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin!"                                                                                                              [ÅžUARA(26)/ 176-179] Bu ayetlerden, Åžuayb'ın, Medyen kavminden olup; hem Medyen'e ve hem de Eyke halkına elçi olarak gönderildiÄŸi, açıkça anlaşılmaktadır. "GÖLGE GÜNÜNÜN AZABI" Åžuayb, İbrahim'in torunlarından Mikail'in oÄŸludur. Annesi ise Lut'un kızıdır. Yüce Allah'tan Åžuayb'a kitap veya sahife gönderilmedi. O, Âdem, Åžit, İdris, Nuh ve İbrahim'e indirilen sahifeleri okudu ve onlarla tebliÄŸde bulundu. Åžuayb, büyük bir hatipti. İnsanları hak söz ve uyarılarla aydınlatmaya çalıştı. Dolayısıyla ona, elçilerin hatibi denilmiÅŸtir. Medyen ve Eyke halkı, Åžuayb'ı dinlemediler ve bunun sonucunda, ayetlerde ifade edildiÄŸi gibi helâk oldular. Eykeliler, bununla da yetinmediler, azabı isteyecek kadar ileri gittiler. Eyke halkı, elçileri Åžuayb'ı yalanlayarak, dediler ki: "Åžayet doÄŸru sözlü isen, Gök'ten üstümüze bir kütle(göktaşı) düşür." "(Åžuayb) dedi ki: 'Rabb'im, yaptıklarınızı daha iyi bilir.'" "Arkasından onu yalanladılar. Böylece, 'gölge gününün azabı' onları yakaladı. Muhakkak o, büyük bir günün azabıydı."                                                                                                              [ÅžUARA(26)/ 187-189] ŞUAYB MEKKE'YE GİTTİ Taberi, hadislerden yola çıkarak; "Milletler ve Hükümdarlar Tarihi" isimli eserinde ÅŸunları söylüyor: "Eykeliler azabı isteyince; GüneÅŸ, yedi gün müthiÅŸ bir sıcaklık yaydı. O sırada gökyüzünde bir bulut belirdi ve serin bir rüzgâr esti. Eykeliler, bulutun gölgesinde toplandılar. Birden Gök'ten "ateÅŸ kütlesi" indi ve Eyke halkı, yeryüzünden silindi. Åžuayb, kendisine tabi olanlarla birlikte, Mekke'ye gidip yerleÅŸti. Orta boylu, buÄŸday benizli biri olan Åžuayb, hayatının sonuna doÄŸru gözlerini kaybetmiÅŸti. Mekke'de vefat etti. Türbesinin, Kâbe'nin batısında, Darünnedve ile Benu Semh kapısının arasında olduÄŸu rivayet edilir. Åžuayb, aynı zamanda Musa'nın kayınpederi idi. Kızı Safura'yı, Musa ile evlendirmiÅŸti. İbn-i Kesir; Hasan Basri ve Malik b. Enes'den nakledilen bir rivayeti delil getirerek diyor ki: "Åžuayb, kavmi helâk olduktan sonra uzun bir süre yaÅŸamış ve aynı zamanda Musa (a.s)'a, kızını nikâhlamıştır." ŞUAYB'DAN SONRA: "YENİ MEDYEN"Â
Helaktan kurtulan Müslüman Medyenliler, çoğalarak tekrar yeni bir nesil oluşturmuşlardır. Bu Yeni Medyen'den gelen topluluklar, daha sonra ErdenÖlü Deniz'in doğusunda ve güneyinde, Araba Çölü'ne yakın yerleri yurt edinmişlerdir. Daha sonra bu bölge, Ammoniler, Moab ve Edom tarafından işgal edilmiştir. Tevrat'da, Tekvin bölümünde, Medyen'in coğrafik yeri, Kenan'ın doğusu olarak belirtilmiştir. nehrinin ve Tevrat'a göre, Şuayb'dan sonraki Medyenliler, İsrail'e karşı her zaman düşmanca ve baskıcı tavırlar içinde olmuşlardır. İsrail'deki Hâkimler zamanında, Medyenliler, Oreb ve Zeeb adlı iki prens tarafından idare ediliyordu. Bu ikisi komutasındaki çok hızlı develerle takviye edilmiş ordu, Gideon zamanında kesin bir mağlubiyete uğrayıncaya kadar İsrail'i yağmalamaya devam etmiştir. "BELAM": İSRAİLOĞULLARI'NA KARŞI Daha sonraki İsrail'in monarşi(krallar zamanı) yıllarında ise Medyen'in, EdomParan arasındaki topraklara sahip olduğu anlaşılmaktadır. Aynı yıllarda, Moab'da, Medyen'e sınır komşusu durumundadır. Medyenliler'in, MoabEdom kralı Hadad bin Bedad tarafından yenilgiye uğratıldığı, Tekvin 36/35 de belirtilmiştir. Ve yine Tevrat'da geçen BelamMoab ve Medyen ileri gelenlerinin, Belam'ı, İsrail'e karşı lanet okumaya çağırdıkları yazılır. Bu kıssa, Taberi tarihinde de yer almaktadır. Ve yine Musa'nın, bir ordu hazırlayıp, Medyenler'in tüm erkeklerini kılıçtan geçirmesi de kıssada vurgulanmaktadır. ve civarlarındaki kırlık bölgede, kıssasında, İsrail ordusu, Medyen ülkesini ve kalelerini ateşe vermiş, kadınları ve çocukları esir almıştır. Tevrat'a göre, daha sonra erkek çocuklar ve bakire olmayan tüm kadınlar da öldürülmüş; geriye yalnız bakire ve küçük kızlar bırakılmıştır. Savaşta birçok ganimet ele geçirilmiştir. Bu ganimetlerden Medyenin, altınlar ve sığırlar bakımından oldukça zengin olduğu anlaşılmaktadır. MEDYEN'İN BEŞ KRALI Kılıçtan geçirilenler arasında, Medyen'in beş kralı da vardır. Bu krallar; Evi, Rekem, Hur, Zur ve Reba'dır. Bunlar, beş kralının yöneticisidirler ve kavme isimlerini veren atalarının neslinden gelmişlerdir. Önemli olan bir başka husus da, bu beş prensin de, Amoriler'in kralı Sihon'a bağlı olmasıdır. Sihon öldükten sonra, tekrar özgürlüklerini kazanmışlardır. Bu beş Medyen kabilesinin her birini, kendi kralı yönetiyordu. Ancak ortak bir düşman karşısında, güç birliği yapıyorlardı. Her kabilenin bir bölümü, Moab'a komşu olan şehirlerde ve kalelerde ikamet ederken; diğer bir kısmı ise, savaş bölgesinden uzakta çadırlarda yaşıyorlardı. MEDYENLİLER'İN İZLERİ Kayıtlara geçen kimliğini ilk olarak terketmiş Medyen kabilesi, Keni oğullarıdır. Bunlar Şuayb ve Medyan'ın neslinden gelmişlerdir. Keni oğulları, İsrail'in hâkimleri zamanında, kimliklerinden feragat ederek, İsrailoğulları'na tabi olmuşlardır. Tevrat'ta, Hâkimler bölümü 1/16 da şöyle yazmaktadır: "Ve Musa'nın kaynatası Keni oğulları, hurma ağaçları şehrinden Yahuda oğulları ile beraber, Arad güneyinde olan Yahuda çölüne çıktılar ve gidip kavm ile beraber oturdular" Daha sonra, İ.Ö 700 yıllarına ait bir "çivi yazısı"nda; "Ayapa" denen ve Hicaz'ın kuzeylerinde ikamet eden bir "kabile"den bahsedilmektedir. Konuyu araştıran Friedrich Delitzczch, bunların, "Eyfa kabilesi"(Medyan'ın oğlunun neslinden) olabileceğini, kitabında yazmıştır. Bazı araştırmacılar, Hz. Mumammed zamanında Medine yakınlarında yaşayan Gifar kabilesini, Medyan'ın ikinci oğlu Eferle ilişkilendirilmişlerdir. Arabistan sahilinde, Modyan diye bir yerden bahseden ünlü coğrafya bilgini Ptolemy (Batlamyus), Modyan'ın, ArapMedyen diye tanımladığı bölge olduğunu söyler. Bu yerin, Sina Yarımadası uzantısının tam karşısında ve Ain'Una'ya komşu olduğunu ifade etmiştir. Ain'Una, zamanımızda, "Mağairi Şuayb"(Şuayb'in mağaraları) ismiyle bilinmektedir. coğrafyacılarının, MEDYEN KAVMİ VE HİKSOSLAR Bu gün Ürdün topraklarında bulunan antik Petra şehri, önceleri Meydenliler'in, daha sonra da Nebatiler'in elinde, Kuzey Arabistan'ın başkenti olmuştur. Bazı akademisyenler, Medyenliler'i, Hiksoslar'la ilişkilendirilmişlerdir. Hiksoslar, MÖ 1730 ila 1575 yılları arasında, Mısır krallığını ele geçiren Sami ırkından bir millettir. Hiksoslar, çoban krallar olarak bilinmektedir. Bilindiği gibi Hiksoslar, Mısır'dan sürülünce de, çöle gidip yerleşmişlerdi. Bu nedenle, Medyen toplumuna katıldıkları zannedilmektedir. Ayrıca, Hiksoslar, Mısırlılar'ın, "Shasu"Mısır hiyeroglifinde, "Shasu diyarında Yehova"ya işaret edilmektedir. adını verdikleri bir toplumun tamamı ya da bir parçası sayılırlar. Bir eski
Gökben CoÅŸkun Kaynaklar: 1) Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, Çev. Z.K.Ugan, A.Temir, C. 2, MEB Yy., İstanbul, 1991.  Â
|





