| Kırabileceği en büyük putu kırdı |
İçimizde de putlar var. Onları göremiyoruz, bizim arzuladıklarımız putlardır` bu sözler Fred A. Reed`in görünmeyen putuna indirilen Hz. İbrahim`in balta darbesi gibiydi adeta.
O darbe sonrası kırılan put bir daha iflah olmadı ama içindeki putu kırarak Müslüman olan yazar Müslümanların putlarla nasıl hâlâ koyun koyuna yaÅŸadıklarını anlamakta zorlanıyor… OrtadoÄŸu Tarihinin ve Bizans İstanbul`unun yaÅŸadığı en ilginç dönemlerden biri bilimsel tabiri ile ikonaklazma Türkçe tabirle tasvir kırıcılık akımıdır. Tasvir Kırıcılık 700`lü yıllardan 800`lü yıllara kadar bir asırdan fazla zamana damga vuran hareketti. Tasvir Kırıcılık hareketi büyük heyecan uyandırdı ama hurafeye meyilli kitleler karşısında baÅŸarılı olamadı. Büyük direniÅŸle karşılandı, geniÅŸ çaplı isyanlar çıktı ve kanlı olaylar yaÅŸandı. Bizans tarihinde Tasvir Kırıcılık hareketi, tarihçiler tarafından 717 yılında tahta çıkan III. Leon ile baÅŸlatılsa da (Hareket resmi anlamda fiili olarak ilk kez 726 yılında Büyük Saray Kapılarındaki İsa figürlerinin kaldırılması ile baÅŸlar) fikrin oluÅŸum tarihinin daha önce olduÄŸunu tartışmaya gerek yok. İkonaklazma Hareketi 775 yılında tahta geçen IV. Leon`un evlendiÄŸi Yunan Prensesi İrene`nin 780 yılında eÅŸinin ölümüyle ipleri ele geçirmesiyle büyük darbe yedi. Tahta küçük yaÅŸtaki oÄŸlu 6. Konstaninus`un geçmesiyle ipleri ele alan İrene, 787`de İznik Konsilini toplatarak İkonaklazma hareketine ilk mahkumiyeti verdirdi. İkonacıların intikamı acı oldu ve tasvir kırıcı imparatorların mezarları bile yaÄŸmalandı. Her ne kadar Hazar Leon diye anılan V.Leon bu hareketi küllerinden dirilmek istediyse de sadece tasvirleri yasaklamakla yetinebildi. II. Mihail ve II. Teofilos aynı izden gitmeye çalışsa da ikonaklazma eski gücüne kavuÅŸamadı. Çocuk yaÅŸta tahta geçen II.Mihael`in annesi Teodara yıllar sonra İrene`nin açtığı ölümcül yaraya son darbeyi indiren isim oldu ve 11 Mart 843 yılında Ayasofya`da ikonaların meÅŸrulunu ilan ederek tarihi bir hareketi bitirdi. `Müslüman olduktan sonra çok daha iyi anladım ki her türlü putperestliÄŸe karşı olmak İslam`ın en büyük mesajlarından biriydi...` Fred A. Reed bu hareketin militan köklerinin Suriye`den filizlendiÄŸine inanarak OrtadoÄŸu`ya geldi ve araÅŸtırmalara baÅŸladı. Kanadalı Gazeteci Yazar, put kırıcılığın; Hıristiyanlığın ilk dönem sınırları içerisinde yapılan doktrinsel ve teolojik tartışmaların ötesine geçmeyen çalışmalar dışında, araÅŸtırılmayan, açıklaması zor, irrasyonel tarihi bir patlama olduÄŸunu fark etti. Bir asra damgasını vuran hareketin oluÅŸtuÄŸu dünyayı anlamak ve onu besleyen daha geniÅŸ dünyayı keÅŸfetmek için yola çıkan Freed E. Reed, kırabileceÄŸi en büyük putu kırdı ve Hıristiyan olarak baÅŸladığı çalışmaya nokta koyduÄŸu günlerde İslamiyet`i seçti. `Müslüman olduktan sonra çok daha iyi anladım ki her türlü putperestliÄŸe karşı olmak İslam`ın en büyük mesajlarından biriydi. Teorik ve entelektüel merakımla baÅŸlayan bu araÅŸtırma benim için yeni bir anlam kazandı, manevi kiÅŸiliÄŸimin bir parçası oldu` diyen yazar Parçalanmış İmgeler adlı eserinde, Peygamber yolundan trajik sapmaların İslam Dünyasını nasıl ÅŸekillendirdiÄŸini araÅŸtırdığını söylüyor. Fred A. Reed, İslam alemine `Sünni ve Åžiiler arasındaki Hz. Peygamber`in (a.s.m) hilafeti konusundaki farklılıklar, tartışma deÄŸil, zamanın politik, sosyal ve ekonomik ÅŸartları dahilinde cereyan eden hadiseler olarak araÅŸtırma ve analiz konusu olmalı` diye sesleniyor . Put Kırıcı Hareketi İslamiyet`in doÄŸuÅŸunun ÅŸekillendirdiÄŸine iÅŸaret eden yazar, bu hareketin Bizans`ta baÅŸarısız olmasının kadim kavgayı bitirmediÄŸini belirtiyor ve diyor ki `İkon kırıcıların yenilgisi meseleyi sona erdirmemiÅŸti. Yedi yüzyıl uykuda kalmasına raÄŸmen, Katolik Roma`nın hegemonyasını temsil eden dini putları parçalamak Protestan reform hareketiyle yeniden uyanmıştı. Almanya`dan tutun Hollanda`ya kadar Kuzey Avrupa`da heykeller, tablolar, resimler kiliselerden temizlendi.` Reform hareketlerinde de İslam`ın etkisi olduÄŸuna dikkat çeken yazar, Osmanlıların Luther`de kardeÅŸlik ruhu gördüklerini söylemelerine raÄŸmen, reform hareketini yapanların kendilerini İslam`dan uzak tuttuklarını belirtiyor. Freed A.. Reed, Reformcuların iÅŸbirliÄŸi yaparken dini deÄŸil reel politik gerekçelere göre hareket ettiklerini inancında. İşbu noktadan hareketle yazarla kitap eksenli olmakla birlikte günümüzün reel politik geliÅŸmeleri ışığında söyleÅŸmeyi tercih ettim. Sonuçta putları ayakta tutan ve insanları putları kırmaktan alıkoyan onlar deÄŸil miydi? Freed A. Reed`e içindeki putu kırdıran kitap Nesil yayınlarınca Türkçe`ye çevrildi... - Sayın Reed, Parçalanmış İmgeler kitabınızı noktaladığınızda yıl 2001. Türkiye büyük bir krizin hatta sizin tabirinizle 2. Dünya Savaşı`ndan sonra yaÅŸanan en büyük krizin içindeydi. Türkiye, aynı zamanda o günlerde siyasi bir deÄŸiÅŸimin sancısını çekiyordu. Mevcut iktidar gidiyor, yerine Ak Parti gelmeye hazırlanıyordu. Bugün biz söyleÅŸirken de dünya büyük bir kriz yaşıyor ve Türkiye de bundan en azından psikolojik olarak etkileniyor. Yani yine kriz var ama bugün 2001`de iktidar isteyen parti iÅŸ başında ve muhalifleri onu krizle vurmaya çalışıyor. Dışarıdan bir gözlemci olarak bu zıtlığı nasıl yorumluyorsunuz? - Dünyada hiçbir geliÅŸme tesadüf deÄŸildir ama itiraf edeyim ki böyle bir noktaya gelinebileceÄŸini tahmin edemedim. Normal beklentileri ve doÄŸal hesapları karıştıran geliÅŸmeler yaÅŸandı. Åžunu söyleyebilirim ki bu günlerde dünyadaki tüm putlar devriliyor. - Kitabınızda altını çizdiÄŸiniz bir husus var. Bizans`ta put kırıcı iktidar baÅŸa geldikten sonra olaylar pek de hesap ettikleri gibi gitmiyor. 10`ar, 20`ÅŸer yıl arayla gelgitler yaÅŸanıyor. Putları savunanların direndiÄŸini ve iktidarı yeniden ele geçirdiÄŸini görüyoruz. Åžu an o mücadelenin yaÅŸandığı yerdeyiz ama binlerce yıl ilerideyiz. Mahiyeti farklı olsa da yine bir takım putlar kırılıyor. Yani dünya üzerinde pek de deÄŸiÅŸen bir ÅŸey yok gibi ne dersiniz? -Tarih, her zaman deÄŸiÅŸik ÅŸekillerde tekerrür eder. Ben ikonaklazma faaliyetiyle ilgilendim çünkü bu konu günümüzde en azından sembolik olarak tekrar gündemde. Günümüzde putların etkisini gösterebilmek için tarihin derinliklerine uzanmamın sebebi sadece gözle görünen putların deÄŸil fikirler bazında da putların kırılabileceÄŸini gösterebilmektir. Zihinlerdeki putların da kırılabileceÄŸini gösterebilmek için ikonaklazma tarihini inceledim. Nitekim bugün görüyoruz ki fikirlerdeki putlar da kırılıyor. Tüm dünyada özellikle de Batı dünyasında ÅŸu anda putlar kırılıyor. Aslında çalışmaya baÅŸladığımda bunu düÅŸünmemiÅŸtim. O zaman bu fikir bana henüz açık deÄŸildi. Zamanla ÅŸekillendi ve son aÅŸamalarda iyice belirginleÅŸti. BaÅŸlangıçta fark bazı baÄŸlantıları fark edemedim. Ancak kitabı bitirdiÄŸimde `Hah! İşte bu!`` dedim. - Kitabın baÅŸlarında `Ben peÅŸin yargılarla geldim` diyorsunuz. Öyle sanıyorum ki bundan kastınız `put kırıcıların` `terörist olduÄŸu` ön yargısı. Hıristiyan`dınız ve put kırıcı hareketin köklerinin OrtadoÄŸu`da özellikle de Suriye havzasında bulunduÄŸuna inanıyordunuz. Yaptığınız araÅŸtırmalardan sonra, kitabınızı da bitirmiÅŸ olarak bugün burada iki Müslüman olarak söyleÅŸiyoruz. Bugün de put kırıcılık terörizmi ya da ÅŸiddeti körükleyen bir unsur diyebiliyor musunuz ? - Bugün Batı, güce karşı gelen her hareketi terörizm olarak adlandırıyor. Yani ABD`ye ya da İsrail`e karşı iseniz, siz onlar için bir teröristsiniz. Bu bakış açısına katılmak mümkün deÄŸil. Ama ben kulelere yapılan saldırıyı da tasvip etmiyorum. Ama bu da bir vaka. - Kitabı kaleme almak için geldiÄŸiniz yıllarda Afganistan`da tarihi miras olarak korumak istenen Buda heykellerinin yıkılmasına tanıklık ettiniz. Tarihi kültürel miras olarak korumak istenen o heykellere de kulelerin yıkılması gibi mi yaklaşıyorsunuz? - Bu bir hayat biçimi. Buna ne kadar katılmasak da böyle bir yaÅŸam biçimi var. Katılıyorum ya da katılmıyorum. Fakat ÅŸu gerçek ki bu oldu! Bu bir hadiseydi ve yaÅŸandı. Bunu anlamayız. Tarihi incelerken bir fikri desteklemek veya desteklememek neyi deÄŸiÅŸtirir? Bizim görevimiz neden böyle olduÄŸunu düÅŸünmek ve yorumlamak. - Amacım inancınızı sorgulamak deÄŸil, bir araÅŸtırmacı olarak konuyla ilgili teÅŸhislerinizi hangi noktadan bakarak yaptığınızı tespit edebilmek. Yine bu baÄŸlamda bir sorum var. Batı medeniyetinden gelen birisiniz fakat bugün DoÄŸu medeniyetinden filizlenen bir inancı kabullenmiÅŸ durumdasınız. Dolayısıyla hem batıyı hem doÄŸuyu iyi tanıyorsunuz. DoÄŸu ve Batı arasında bu anlamda bir fark var mı? -Müslümanlar olarak putları kıran bir geleneÄŸe sahibiz. Tâ başından itibaren bütün tarihimizin özeti bundan ibaret. Yahudilik, Müslümanlık ve Hıristiyanlık esasımda hep bu mücadeleyi verdi. Hz. İbrahim`den bu yana Hz. Muhammed de dahil olmak üzere Allah`a iman edenler bu mücadeleyi verdi. Bugün problemi çözdük tamamen çözdük, putları yok ettik, diyemeyiz, fakat problemin farkındayız. Bugün Batı Laik toplum yapısına sahip. Put kırmak gibi bir eÄŸilim yok. Fark etmiÅŸsinizdir ki kitabımda Batı kültürünü bu nedenle ciddi ÅŸekilde eleÅŸtiriyorum. Zaten kitabı yazma niyetim de buydu. Batılı olarak Batı medeniyetini tenkit etmek. Bazen günümüzdeki sorunları izah edebilmek için, zaman ve mekan açısından uzaklara gitmeniz gerekir. Ben de o yüzden OrtadoÄŸu`ya ve tarihin derinliklerine dek gittim. - `Putlar zamanla temsil edildikleri kutsalın varlığın kendisi sanılıyor. BaÅŸta onların yardımıyla bir kutsala tapılırken zamanla insanlar o kutsalla putu aynılaÅŸtırıyor ve puta tapmaya baÅŸlıyorlar` diyorsunuz. Günümüzde de putların temsil ettiÄŸi olguların dışlanıp sadece putlara tapılır hale gelindiÄŸini fark ettiÄŸiniz için mi böyle bir araÅŸtırmaya girdiniz? - Kesinlikle doÄŸru teÅŸhis. Sebebi tamamıyla budur. Erken Hıristiyanlık döneminde Hz. İsa`nın resimleri Hz. İsa`yı hatırlatsın, Allah`a ibadete yöneltsin diye yapılıyordu. Fakat zamanla suretler, Hz. İsa`nın yerini aldı. Zamanla insanlar o resme bakıp Allah`a ibadet etmeyi hatırlamak yerine, o resme ibadet edip, ondan bir ÅŸeyler istemeye yöneldiler. Öpüp koyunlarına koymaya baÅŸladılar. Bu Hıristiyanlığın öz ruhunu zedeleyen bir faaliyet oldu. Bu evreden sonra Hıristiyanlığın temsil ettiÄŸi ahlaki hareket köreldi ve putların etkisi artmaya baÅŸladı. Günümüzde, Batı`da bu tavrı; para, mevki, güç, siyaset ya da insanın kendine tapınması ÅŸeklinde görebiliyoruz. Putlara tapma eÄŸilimi Laik Batı toplumunun artık genlerine iÅŸlemiÅŸ. Bir resim, bir heykel ÅŸeklinde ÅŸekillenmiÅŸ putları alaÅŸağı etmek kolaydır fakat içinizdeki putu kırmak o kadar kolay deÄŸildir. Bir insanın içindeki putperest ruhu, heyecanı ya da inancı yıkması hiç kolay deÄŸildir. O yüzden bugün Batı insanının kırması gereken en büyük put kendisidir. -Bizans`ta ikonaklazma hareketinin baÅŸarıya ulaÅŸmasına ramak kala hanedanının son hükümdarı Yunanlı bir prensesle evleniyor. Yunan medeniyetinin ruhu o kanalla Bizans`a sızıyor ve put kırıcılık hareketi hüsranla bitiyor. Bugün insanlığın en büyük putu kendisidir dediÄŸiz anda bu geldi aklıma. İnsanı tanrılaÅŸtıran inancın Bizans`ta ikonaklazma hareketinin kazanımlarını erittiÄŸi o günden bugüne kendisini Helen Medeniyeti`nin temsilcisi sayan Batı insanı aynı noktada duruyor galiba… - Güzel bir noktaya deÄŸindiniz. Yunan Medeniyeti ve günümüz Hıristiyanlığı arasında pek fark kalmamış. Kullanılan ifadelere baktığınız zaman da bunun tescillendiÄŸini görürsünüz. Hıristiyanlığın ruhu açısından da problem bu. Hakim medeniyet çok tanrılı ve insanı da tanrılaÅŸtıran bir kültüre sahip. Papa`nın da zaten bu konuda buna benzer sözleri var. -Kıyaslama sorularımdan rahatsız olmuÅŸ olabilirsiniz. Çünkü ben de bu tarz sorular sormaktan rahatsızlık hisseder hale geldim. Ama yaptığınız tespitler beni buna zorluyor. Yine benzer bir soru soracağım: Bizans`ta kendisini en iyi ÅŸekilde ifade eden put kırıcılık hareketinin Suriye`de doÄŸduÄŸuna inandınız ve çalışmanızla bunu da en azından mantıksal olarak ispatladınız. Bunu yaparken diyorsunuz ki `Put kırıcı hareket İstanbul`da hükümran olduÄŸunda; Hıristiyan dünya putları kırmaya çalışırken, baÅŸka ÅŸeylerle meÅŸgul olduÄŸu için Halife Yezit, bu hareketin İslamiyet`in yayılmasına yardımcı olacağını göremiyor. Yani Hıristiyan dünyası putları kırma aÅŸamasına geldiÄŸinde Müslüman dünyadan o zaman destek alamıyordu. Peki bugün, Hıristiyan dünyanın putları kırmaya karar verme noktasına gelmiÅŸ bireyleri İslam dünyasından yardım ve destek alabiliyor mu? - Kitabımı dikkatli okumuÅŸsunuz bunun için teÅŸekkür ediyorum. O tarihte Müslümanların Hıristiyanlara yardımcı olamayacağı aÅŸikâr. Yine de etkileme noktasında önemli rolleri vardı. İslamiyet`in doÄŸuÅŸu bu fikrin oluÅŸması yönünde Hıristiyanlar üzerinde çok büyük tesir uyandırdı. Resmi bilim adamları bunu inkâr etseler de Hıristiyanların bu noktaya gelmesinde İslam düÅŸüncesinin rolü büyük. Fikirsel olarak böyle ama eylemsel olarak ikonaklazma tamamen Hıristiyanların kendi içerisinde geliÅŸen bir harekettir. Papa`nın söylediÄŸinin tersine o dönemde insanlar Suriye`ye Müslüman olmaya baÅŸlıyorlardı, olmasalar da etkisi altında putlardan soÄŸuyorlardı. Bunun elbette ki İstanbul`a tesiri olacaktır. İstanbul`daki Hükümdar kendi hâkimiyetin, kaybetmemek için pekala `biz de resimlere ve putlara karşıyız` diyecekti. Günümüzde farklı tecellileri de var ki tarih farklı ÅŸekillerde tekerrür eder demiÅŸtik; Åžimdi süper güç olan `ÅŸey` zayıflamaya baÅŸladı. Biz Müslümanlar olarak bunun analizini çok iyi yapabiliriz. Neticede diyebilirim ki ikonaklazma hareketi Hıristiyanlığın özüne vakıf müminlerin öze dönüÅŸ mücadelesi ama İslam`ın doÄŸuÅŸu bu tarihi hareketin kesinlikle bir parçası. Çok büyük etkisi olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Hiç bir medeniyet yoktur ki çevresindeki medeniyetlerle etkileÅŸim içinde olmasın. Kültürler arasındaki etkileÅŸim mutlaka olur, münasebetler bazen dostlarla bazen düÅŸmanlarla kurulur, bazen iyilikle bazen çarpışmayla etkileÅŸim olur ama medeniyetler kesinlikle birbirini etkilerler. - Kitap yazış metodunuz hayli tuhaf. Yazarken mi diyar diyar geziyorsunuz, gezerken mi yazıyorsunuz karar vermek zor. Bu herkesin uygulayabileceÄŸi bir metot deÄŸil ama siz imkanlar yönünden bu konuda ÅŸanslısınız. Gerek KavÅŸak Ülke Türkiye, gerekse Parçalanmış İmgeler kitaplarınıza konu olan mekanları tek tek geziyor, oraların havasını soluyorsunuz. Son kitabınıza konu olan put kırıcılık hareketinin baÅŸladığı, oluÅŸtuÄŸu, çöktüÄŸü yerleri de adım adım gezdiniz. Öyle ki Suriye`den baÅŸlamış, İstanbul`a gelmiÅŸsiniz sonra Antalya`ya dönmüÅŸsünüz… -KonuÅŸtuÄŸumuz meseleler hakkındaki mekanların fiziksel bir parçası oldum. Modern Türkiye`nin tarihini anlamak için Türkiye`ye gelmek gerekiyordu ve bu hareketi anlamak için de Suriye`ye gitmek gerekiyordu. Ben de tabi ki gitmem gereken yere gittim. Bu açıdan bakınca gazetecilik seyahati gibi bir kitap oldu. Birici yöntemim tarihi yerlere gitmekti, ikinci yöntemim ise tarihin içinde seyahat etmek. - Peki bu yatay ve dikey seyahatler sırasında geçmiÅŸin bugüne etkilerini net olarak yakalayabildiniz mi? DeÄŸiÅŸim ya da benzerlikler konusunda neler fark ettiniz? - Biçimsel olarak çok deÄŸiÅŸik bir dünyada yaşıyoruz artık! Tarihe baktığımız zaman bu deÄŸiÅŸikliÄŸin nasıl ÅŸekillendiÄŸini de görebiliyoruz. -Bizim coÄŸrafyamızda yabancı bir gazeteci olarak seyahat bir açıdan zorludur. Gazetecilik yapacaksınız, baÅŸka bir ülkeden olacaksınız, gezeceksiniz, notlar alacaksınız, sorular soracaksınız ve normal insan muamelesi göreceksiniz. Bunu beklemek safdillik olur. Lawrens deneyimimiz baÅŸta olmak üzere misafirperverliÄŸi sömürülmüÅŸ, kötüye kullanılmış bir coÄŸrafyanın insanlarıyız. Siz bunun olumsuz etkilerini sezinlediniz mi? `Ajan mıdır nedir?` diye iÅŸkillenip bakan gözler sezdiniz mi? Yoksa misafirperverliÄŸimizi hiçbir güç öldürememiÅŸ mi? - Bu durum her zaman problem teÅŸkil etti. Bu da doÄŸal çünkü Batılı gazeteciler kendilerini hep yüksekte, diÄŸerlerini aÅŸağıda görüyorlar. Tepeden bakıyorlar insanlara. Hep elçilerle ve resmi görevlilerle falan konuÅŸuyor, toplumun içine girmekten kaçıyor ve tabanındakiyle ilgilenmiyorlar. Ben toplumun derinlerine girmeye çalıştım, Sanırım bunu da baÅŸardım. Elimizdeki iki kitap bu konudaki baÅŸarımı temin eder diye düÅŸünüyorum. - O zaman ÅŸöyle sorayım; bu kitap okuruna ne vaat ediyor? Size göre insanlar bu çalışmayı neden okumalılar? - Bir çok insanın alıp okuması gerekiyor bunun birinci nedeni ÅŸu, ben de yayıncım da para kazanmalıyız (Karşılıklı gülüÅŸüyoruz) Åžaka bir yana bu kitap bir fikir mücadelesinin ürünü. Dikkatli ve sorgulayıcı okurların olacağını düÅŸünerek, yazdım. İnsanların kitabı okuduÄŸunda da kafalarında suallere cevaplar bulabilmesini saÄŸlamaya çalıştım. Öte yandan yazdıklarımı okuyarak daha fazla sual sormaya da baÅŸlayacaklar. EÄŸer okurum kafasındaki sorulara cevap bulabiliyor ve yeni sorular sorabiliyorsa iÅŸlem benim için tamamlanmıştır. Görevimi yaptığıma inanıyorum. ON YIL İÇİNDE TÜRKİYE ÇOK DEĞİŞECEK Bana göre önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye`de günümüzden çok farklı bir deÄŸiÅŸim olacak. Daha sakin bir ülke olabilir Türkiye. Ama bu sakinleÅŸme ekonomik sisteminizde olabilir mi, bu meçhul - Kitap ekseninin dışında bir soru ile devam etmek istiyorum. Sizce bu coÄŸrafyada geleceÄŸi etkileyecek, zamanla öne çıkacak hareketler veya fikirler hangileri olabilir? - Bana göre önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye`de günümüzden çok farklı bir deÄŸiÅŸim olacak. Daha sakin bir ülke olabilir Türkiye. Ama bu sakinleÅŸme ekonomik sisteminizde olabilir mi, bu meçhul. Ama eÄŸer bu baÅŸarılırsa büyük bir put kırılmış olur. Ki baÅŸta da dediÄŸim gibi günümüzde dev putların parçalandığına ÅŸahit oluyoruz. - Bunu söylerken putlardan kastınız çatırdayan devletler veya onların temsil ettiÄŸi güçler ise ÅŸöyle bir tehlike yok mu; Ya küresel sermaye, devletlerden güçlü para babaları, iÅŸlerini zorlaÅŸtırdığı için devletleri ortadan kaldırmak ve yasalarını kendi belirlediÄŸi `sınırsız` bir sömürü alanı saÄŸlamak istiyorsa… Ortaya daha kötü bir senaryo ortaya çıkmaz mı? - Olabilir mi deÄŸil, bu olacak! - Küresel anlamda devletleri yok edip, gücü eline geçiren bir sermaye hakimiyeti kurulacak diyorsanız yani. - Zaten günümüzde de devletler bu ÅŸekilde yönetiliyor. Hâkim bir kaç grup ne yapılacağına karar veriyor ve ne olacağını belirliyor. Dünya onlara göre yönetiliyor. Baba filmini hatırlayın. Bir akÅŸam yemeÄŸi sahnesi vardı hani, masanın etrafında oturan mafya liderleri birbirlerini öldürüyorlar. Sonra da kalanlar masanın etrafına diziliyor ve birbirlerine ne alırsınız diye soruyorlardı… Mevcut dünya düzeni bu… - Yani diyorsunuz ki paniÄŸe gerek yok. - PaniÄŸe gerek yok tabi zaten her zaman panik hali mevcut... (GülüÅŸmeler) - SöyleÅŸiye zaman ayırdığınız için çok teÅŸekkür ediyorum. Son olarak eklemek isteÄŸiniz keÅŸke ÅŸu da sorulsaydı dediÄŸiniz bir nokta var mı? - İnanın bu röportajı çok beÄŸendim. Bu noktaların altının çizilmesi benim için çok önemliydi. Temel noktayı anladığınızı gördüm ve inanın bu sohbeti gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz için ben de çok memnun oldum. http://www.haberaktuel.com |


