HARUT VE MARUT KISSASI
Makale İçeriği
HARUT VE MARUT KISSASI
Hârût Ve Mârût Kimlerdi?
Hârût Ve Mârût İnsanlara Ne Öğretiyorlardı?
Tüm Sayfalar

http://kutsalkitaplar.net/_tek-din/images/stories/00_00_ruya.gif1- Kur'an'da Hârût Ve Mârût

Allah (c.c.), Hz. Muhammed (s.a.v.)e açık açık âyetler, parlak mucizeler, peygamberliğini destekleyici, davasının hak oluşunu isbat edici deliller indirdiğini söylüyor. Bunlar öylesine ikna edi­ci ve güçlü belgelerdir ki bunları fâsıklardan (din çizgisinden çıkmış kimselerden) başkası inkar edemez.

O fâsık kimseler hem bu âyetleri, bu belgeleri inkar eder­ler, hem de bir şeye söz verseler sözlerinden (ahdlerinde) dur­mazlar, bir anlaşma yaptıkları zaman anlaşma şartlarına uymazlar.

Allah (c.c.), fâsık dediği gibi bu kimselerin Hz. Peygambe­rin davetinden yüz çevirmelerinin sebebini anlattıktan sonra da­ha önceden kendilerine kitap verilenlerin önemli bir hatalannı hatırlatıyor:

"Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini (ilâhî ki­tapları) doğrulayan bir peygamber gelse, kendilerine kitap veri­lenlerden (Ehl-i kitaptan) bir kısmı, sanki kendileri hiç bilmi­yormuş gibi Allah'ın kitabının arkalarına attılar (aldırmadılar).

Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (peygamberliği) aleyhinde olan şeytanların uydurduklarına uydular. Süleyman ise küfret­medi; ancak o şeytanlar küfretti. Onlar insanlara sihir ve Babil'deki iki meleğe, Hârût'a ve Mârût'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi:

'Biz yalnızca bir fitne (denemeden geçiren kimse)yiz, sakın küfretme' demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onunla kimseye za­rar veremezlerdi. Onlar ise, kendilerine zarar verecek ve fayda sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın Ahiretten hiç bir payı olmadığını bildiler; kendi nefisleri­ni karşılığında sattıkları şey ne kadar kötü, bir bilselerdi.

Doğrusu eğer onlar, iman edip sakmsalardı, sevap(ları) Allah katında daha hayırlı olurdu; bir bilselerdi."

 

2- Bu Âyetlerin Nüzul Sebebi:

Bu âyetlerin nüzul sebebi olarak iki olay rivayet edilmek­tedir:

Birincisi: Hz. Süleyman'ın ismi Kur'an'da geçince, Medine yahudileri; Muhammed, Davud oğlu Süleyman'ı peygamber zannediyor. (Onu peygamberler arasına sayarak hak ile batılı birbirine karıştırıyor.)

Allah'a yemin olsun o bir sihirbazdan başka bir şey değil­di' dediler. Bunun üzerine bu âyet indi.68 (Ebu! Âliye'den)

İkincisi: Yahudiler, Peygamberimiz ne sorarlarsa cevabını alırlardı. Bir gün sihirden sormak ve bu konuda onunla tartış­mak istediler. Bu arada bu âyet nazil oldu. (Ibni Ishak'tan)[1][336]

 

3- Hz. Süleyman Hakkında Söylenenler:

Tefsirciler, burada kendilerine kitap verilenlerden bir kıs­mı denilen kimselerin yahudiler olduğunu söylemektedirler. Da­ha önce geçen âyetler onların yanlış tutumlarını, zayıf karakter­lerini, Allah'ın âyetlerine karşı tavırlarını, Allah'ın meleklerine karşı düşmanlıklarını anlatmaktadırlar.

Onlar, ellerindeki Tevrat'ı onaylayıcı olarak gelmiş olan Allah'ın âyetlerini arkalarına atmaklaa kalmamışlar, Hz. Süley­man'ın mülkü ve hükümranlığı hakkındaki uydurmaların peşi­ne takılmışlardı.

Şeytanların insanlar arasına yaymaya çalıştıkları dediko­duların özü şuydu:

Süleyman bir büyücü idi. O, doğal güçlen, hayvanları, in­sanları ve rüzgârı kullandığı sihir gücüyle emrinin altına almış­tı.

Bunu niçin yapıyorlardı? Bununla; Hz. Süleyman'ın kral­lığının büyüklüğü ile övünmek, onun bir peygamber değil kral olduğunu isbatlamak, ya da Hz. Süleyman'a cinlerin büyü için boyun eğdirildiğini düşündükleri için.

Yine onlar, Babil'de Hârût ve Mârut adlı iki melek hakkın­da çıkartılan söylentilere de inanıyorlardı. Hatta bir kısmı, bu iki meleğe indirilen bilgilen öğrenip onları sihir yapmakta, karı-kocanın arasını açacak, insanlara zarar verecek işlerde kullanıyor­lardı.

Kur'an, onların bu hatalarına işaret ettikten sonra, bunun Ahirette onlara bir fayda sağlamayacağını, eğer bilselerdi böyle yapacaklarına iman edip Allah'ın katındaki sevaba kavuşmaya çalışırlardı diyor.

Kur'an, öncelikli olarak Hz. Süleyman'ın sihirbaz olmadı­ğını vurglu cümlelerle söylüyor. Sihir, küfür (inkâr) işlerinden­dir. Bu anlamda Süleyman (a.s.) küfretmedi, yani asla büyüye başvurmadı. O, böylesine yanlışlardan, böylesine sapıklıklardan uzaktır.

Fakat, asıl o şeytanlar küfre saptılar, Hz. Süleyman'a iftira edenler inkarcı oldular. Çünkü onlar insanlara, onları saptırmak ve şaşırtmak için büyü öğretiyorlardı.

Acaba burada sözü edilen şeytanlar kimlerdir? Bunlar, bu gibi hikâyeleri ve efsaneleri uyduran insan şeytanları veya vesve­se veren cin şeytanları olabilir mi? Nitekim Kur'an'ın ifadesine göre, insan ve cin şeytanları birbirlerini aldalmak için yaldız söz­ler ilham ederler. Burada her ikisine de işaret edilmektedir.(Allahu a'lem)

İsrailoğulları esaret yıllarında, fakirlikleri, yurtsuzlukları ve tutsak oluşları sebebiyle kötü durumlara düştüler. Bir takım iyi niteliklerini kaybettiler. Bunun üzerine onlardan bir kısmı büyü, tılsım, efsun gibi şeylerle ilgilenmeye başladılar. Bunlarla geleceklerini kurtarabileceklerini düşünüyorlardı. Daha sonrala­rı bu işe o kadar önem verdiler ki büyücülük ilmini Hz. Süley­man'a dayandırmaya kalktılar.

Onun, muhteşem hükümdarlığını büyü ile elde ettiğini yaymaya başladılar.. Sonunda büyüye fazla değer verdiklerinden ve bu yüzden yanlışa düştüklerinden dolayı Allah'ın kitabından yüz çevirdiler, onu arkalarına attılar, yani ona değer vermediler. [2][340]

Bu konuda Reşid Rıza şöyle diyor:

"Bunlar, israiloğulları arasında fâcirlerin (günahkârların) Allah'ın peygamberi için uydurdukları evhamlardır. Hatta onlar, sihirle ilgili anlattıkları hikayelere inanmaları için bazı müslümanlara da vesvese vermektedirler. Bugün müslüman (geçinen) bu gibilerin onların bir kısmını okuduğunu görüyorsun. Bir ta­kım tılsımlı yazılar yazıyorlar, sonra bu Süleyman'ın mührü ve ahdidir diyorlar. Sonra da onu taşıyanı cin düşmanlarından koruyacağını zannediyorlar.

Yine yahudiler sanıyorlar ki, Hz. Süleyman'a büyü yapıl­dı ve bu büyü tahtının altına yerleştirildi. Onun mülkünün de bir sihirli yüzükte saklı olduğunu, bu yüzüğün başkasının eline geçtiğini kabul ederek, tarihi (bilgiyi) uydurma şeylerle karıştır­dılar. Onlardan gelen rivayete göre Hz. Süleyman, onların sihir kitaplarını topladı ve tahtının altına gömdürdü. Sonra bazıları onları oradan çıkarıp insanlara anlattılar. Diğer bir rivayet göre, Hz. Süleyman tahtının altına başka kitaplar gömmüştü. Onlar oradan çıkarılınca şeytanlar onların sihir kitabı olduğunu insan­lar arasına yaydılar.

Şüphe yok ki Allah (c.c.) peygamber kıssalarını anlatıyor ki, bizler kimilerinin peygamberler aleyhine yaptıkları böylesine iftiralara itibar etmeyelim.

 



 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile