HAÇLI-EYYUBİ MÜCADELELERİ

http://1.bp.blogspot.com/-2rg4hHd5p48/TVj-EGTvUoI/AAAAAAAAABQ/GFLqPhsgK1w/s1600/%25D0%25BA%25D1%2580%25D0%25B5%25D1%2581%25D1%2582.jpgMustafa KILIÇ-Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, VII (2007), sayı:4

İslam Tarihinde doğu ile batı arasındaki ilişkilerde Mısır, her zaman önemli bir yer tutmuştur. Coğrafi konumu nedeniyle Orta Doğu’nun kilidi mesabesindeki Mısır, Haçlı Seferlerinin XII. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren önemli bir çıkarma noktası haline geldi. Akdeniz’in doğu sahilindeki topraklarının kuzeyden tehdit altına düşmesi ile Haçlılar, farklı bir yol izleyerek Müslümanlar karşısın-da tekrar güçlü bir konuma gelmeyi topraklarını güven altına almayı düşündüler. Bunun için Mısır’a bir saldırı ile ülkeye hâkim olarak, kuzeyden Nureddin Mahmud’un tehditi altında bulunan Filistin bölgesindeki topraklarını korumayı planladılar.

Diğer taraftan Mısır’ın Eyyubilerin eline geçmesinden sonra bölge-deki hâkimiyetlerinin tehdit altında olduğunu görerek donanma gücüyle Mısır ve Suriye üzerinde önemli başarılar kazanacaklarını düşünerek Dimyat muhasaralarına başladılar. 1169, 1218 ve 1248 yıllarında yapılan Mısır’ın Dimyat şehrine yapılan muhasaralar Eyyubilerin ortaya koyduğu mücadeleler sonu-cunda bertaraf edilebilmiştir.

Doğu ile Batı arasındaki ilişkiler açısından Mısır, en önemli İslam coğrafyasından biridir. Urfa, Antakya, Trablus gibi Orta Doğu’nun diğer önemli merkezlerinin ve İslam coğrafyasının kalbi sayılan Kudüs’ün Haçlıların eline düşmesi devamlı surette iki dünyanın mücadele içine girmesi demekti. Bu mücadelede Selçuklular ve onların devamı olarak Zengîler ve Eyyûbîlerin önemli ağırlıkları ve başarıları vardır. Saydığımız bu üçlü halka Haçlılarla şanlı bir mücadele ortaya koymuş, onların sahil şeridine hap-solarak içlere sızmasını önlemiştir. Kuzey Şam’da İmadeddin Zengî ile başlayan başarılı çalışmalar onun oğlu Nureddin Mahmud ve Salahaddin devrinde devam etmiştir. İşte Haçlıların saldırılarından etkilenmeyerek her geçen gün büyüyen kuzeydeki Nureddin tehlikesine şimdi güneyden Mısır’ın yönetimini ele geçi-ren Salahaddin tehlikesi eklenmiş ve Haçlılar iki taraftan kuşa-tılmış hale düşmüşlerdi. Geçen zaman içinde yaptıkları mücade-lelerden bir sonuç alamayan Haçlılar taarruzun yönünü Mısır’a kaydırdılar. Nureddin ve Salahaddin idaresinde güçlü bir Mısır Haçlılar için tehlike demekti. Bu yüzden Mısır’da güçlü bir idare-ye izin vermemek için buraya yönelen Haçlılar ülkeyi ele geçirerek Şam’daki topraklarını güven altına almayı ve daha da ileri giderek Orta Doğu’nun içlerine sokulmayı hedefliyorlardı. Burada Mısır’ın dünya ticaret yollarının önemli kavşak noktasında olma-sı ve özellikle Orta Doğu’da kalıcı bir ilerlemenin sağlanması açı-sından stratejik önemde olması etkili olmuştur. Neticede Haçlılar için Orta Doğu’nun kilidi olarak Mısır’a, Mısır’ın kilidi olarak da Dimyat’a1 saldırı kaçınılmaz hale geldi.

Mısır seferleri sonucunda Fatımi Halifeliğinde yönetimi ele geçiren Şirkuh’un ani vefatından sonra vezirlik makamına Salahaddin geçti. Ancak bu değişiklik başta sudanlı zenciler ve Ermeni okçu birliği olmak üzere saray halkı tarafından benimsenmedi ve muhalefet cephesi oluştu. Ülkede 50000 civarında Sudanlı zenci ve ermeni askeri bulunuyordu. Salahaddin liderliğindeki Eyyûbîleri Mısır’dan uzaklaştırmak isteyen muhalefet cephesi Mutemenu’l-Hilafe el-Cevher etrafında birleşerek bir isyan hareketinde bulunmayı planladılar. Yönetim değişikliği sebe…

Makalenin devamı için tıklayınız,arama butonundan makale adını arayınız.

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile