| Bahira`nın gözünden süzülen bir damla yaş |
|
İşte biz Busra şehrinde tam o olayın gerçekleştiği mekânda bulunuyoruz! Selâhaddin Eyyûbî, Mebraka-i Nâka`da (Devenin Çöktüğü Yer) külliye şeklinde mescid, medrese ve bir hâtıra yer yaptırmış. Sembolik olarak, o hâtırayı yâd etmek için üzerine ağaç motifi işlenen mihraba benzer yerin zeminine konulan taş üzerinde deve izleri nakşedilmiş. O bölüm bir nevi Selâhaddin Eyyûbî`nin de kaldığı odası gibi... Mescide girdik... Kıble tarafında açık vaziyette bir Kur`an-ı Kerim vardı. Yaşlı bir zât, `Aslında Kur`an okunurken açılır. Okuma bitince kapatılır ama bu Kur`an`ın açık bırakılması, sırf Şam hattını göstermek içindir. Bu 1400 yıllık bir Kur`an.` dedi. Medrese kısmı, hâlen faal. Yani kullanılır vaziyette. Bir zamanlar orada İbn-i Kesir kaldığı için İbn-i Kesir Medresesi, diyorlar. Tefsirini de bu medresede yazdığı söyleniyor. Kabri Şam`da... Kervanın olduğu yerden Rahip Bahira`nın bulunduğu nokta yüz-iki yüz metre uzakta... Oraya gidiyoruz. Evine giriyoruz. Saraydan önemli bir yer. En güzel sanat mimarisi unsurlarını bu evde görüyoruz. Bütün harabeler arasında o evin ayrı bir konumu var. Hâlâ ihtişam izleri mevcut. Kör pencere halindeki dört nişin üzerinde dört mevsimi sembolize eden ayrı ayrı taştan kabartma resimler var. Kilisesini de gezdik. Rahip Bahira`nın esas ismi Cercis... Bahira ismi ise ilminin büyüklüğü için ona verilmiş ikinci bir isim. Mezarı belli değil. Bazı rivayetlere göre, Mekke`ye gittiği için öldürülmüş. Çünkü çocuk yaşta bile olsa, Efendimiz`i (sas) tanıyıp tahkik ettikten sonra, `Ahir zaman peygamberi geldi!` diye Busra`da ilan etmiş. Onun bu ilanından hem kendi mensupları hem de Busra`da yaşayan Yahudiler rahatsız olmuşlar... Bazı münakaşa ve münazaralar olmuş. Rahip Bahira, elindeki İncil`den Efendimiz`in (sas) vücut yapısı ile ilgili bilgiye sahipmiş... Onun daha sonra Mekke`ye gidip bu mesele üzerinde fazla durmalarından dolayı; günümüzün Ergenekoncularının yaptıkları gibi fâil-i meçhullere benzer şekilde peşine takılıp takip ediyorlar. Abdülmuttalib`in kılıcını çalıp onunla Bahira`yı öldürmek istiyorlar. Maksatları, Rumları yani Bizans`ı tahrik etmek! Yani `Bakın işte sizin tayin ettiğiniz büyük din adamını Kureyşliler öldürdü!` diyerek, onları üzerlerine salıp Efendimiz`in (sas) ve sülalesinin kökünü kazıtıp, ahir zaman Nebi`sini yok etmek. Fakat öldüremiyorlar. Yaralı halde kalıyor. Onların bu niyetlerini bilen Bahira, onlara zarar gelmesin diye Mekke`den olabildiğince uzaklaşıyor ve bilinmeyen bir yerde vefat ediyor. Bu menkıbenin, aslında çok iyi araştırılması gerekiyor. Hz. Osman zamanında ana nüshadan (Mushaf) Kur`an çoğaltılınca bir nüsha Mushaf da Busra`ya gönderilmiş. O zaman beş nüshayı üzerinde taşıyan deve, tam bu noktaya gelince yine Efendimiz`in (sas) ağaç altında devesinin çöktüğü gibi çökmüş. Oradan Hz. Ömer Camii`ne gittik. Öğlen namazlarımızı kıldık. Hz. Ömer`in temelini atıp yaptırdığı bu caminin sütunları Nebâtîler ve Romalılardan kalma sütunlar ve malzemelerle yapılmış... Yanında Roma hamamı var. Yerden ısıtmalı. Hâlâ kışın yerden ısıtılıyor. Busra`nın fethi için Şurahbil bin Hasan geliyor. O zaman Busra patriki Romanos imiş. Önce direniyorlar. Çünkü kuvvetleri Şurahbil`in gücünden fazla imiş. Şurahbil, dua ediyor. Bir gürültü ile bir seferden dönmekte olan Halid bin Velid imdatlarına yetişiyor... Busra`da ilk minareli mescid ise Fâtıma Mescid... Oradan İzmir`in Agorasına benzeyen Antik Roma çarşısına giriyoruz. Yüksek sütunlar üzerinde özel ve farklı işlenmiş bir yer görüyoruz; `Serir binti Melik` yani `Kralın kızının yatağı` diyorlar. Aynen bizim İstanbul`daki Kız Kulesi gibi bir hikâyesi var. http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=839422&title=bahiranin-gozunden-suzulen-bir-damla-yas |


Büyük manastırdan yüz-iki yüz metre uzaklıkta duran bir Kureyş kervanı Rahip Bahira`nın dikkatini çeker. Onlarla gelen bulut, orada gölge yapmaya devam etmektedir ve bir devenin dibine çöktüğü kuru ağaç da bir anda yaprak açarak gölge yapmaktadır