“Özsoy”, Ahmet Adnan Saygun’un daha 27 yaşındayken ve 2 ay gibi akıl almaz bir sürede bestelediği Cumhuriyet tarihimizin seslendirilmiş ilk opera eseridir. Librettosu1 Münir Hayri Egeli tarafından kaleme alınmıştır. Üç perdelik, dramatik türde bir opera olarak bestelenmiş olmakla birlikte, 1982 yılında Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü nedeniyle, tam 48 yıl sonra tekrar sahnelenmesi gündeme geldiğinde Saygun, bu 3 perdelik operayı, bir perdelik özet hâline getirmiştir. “Özsoy”un üvertürünün başlangıç akorlarında2, bestecinin çok sağlam ve özgün müzik karakterinin şaşırtıcı olgunluktaki ilk izlerini görüyoruz. Daha ilk akorlarda eserin mistik yapısını hissetmek mümkündür. Bu sade ve yoğun anlam yüklü yapı dikkat çekicidir.
|
|

Çanakkale Savaşları üzerine Türkiye’de yayınlanmış kitaplardan, tezlerden ve makalelerden oluşan geniş ve ayrıntılı bir kaynakça çalışması;
- – - AFŞİN, Zeki; Karanlıktan aydınlığa, 72s., Ankara 1958
- – - AKÇELİK, Rahmi – Friendship; Before and After Gallipoli, Turkish Society Publications, Melbourne Australian
- – - AKER, Şefik; Çanakkale Arı Burnu Savaşları ve 27. Alay, Askeri Basımevi, 98s. 80 resimli, 4kr. İstanbul 1935
|
8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23.00′da Prof. Dr. Kamile Şevki Mutlu’nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi Histoloji ve Ambriyoloji Kürsüsü Başkanı’ydı.Patalogdu. Arayan ise Ankara Valisi Kemal Aygün’dü… Aygün, “Hocam” dedi, “10 Kasım günü Atamızın naaşını Anıtkabir’e taşıyacağız. Bunun için bir komite kurduk.
naas1.jpgNaaşı geleneklere uygun olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan korunduğunu belgelemek için muayene etmenizi rica ediyoruz.”Prof. Mutlu önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateşle yatıyordu. Hastalığını gerekçe göstererek bu görevi bir başka meslektaşının yapmasını rica etti.Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: “Ben sizi sarar sarmalar götürürüm, bu tarihi bir görev” dedi. Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı Etnografya Müzesi’ne gitti. Başbakan Adnan Menderes oradaydı.
|
|
İstanbul'un fethinin sembolü, Fatih Sultan Mehmet Han'ın vakfiyesi Ayasofya'yı cami olmaktan çıkarıp müzeye dönüştüren tartışmalı kararnameyle ilgili yeni belgeler Ayasofya'ya vurulan zincirin kanunsuzluğuna işaret ediyor.
Emniyet: imza incelenebilir
|
|
Yakın zamanda bir Dersim tartışması çıkıverdi, belgeler konuşturuldu. İstiklal Mahkemeleri, Süleyman Hilmi Tunahan'lar, Said-i Nursi'ler, İskilipli Atıf'lar, Ali Şükrü Bey'ler ve daha birçok hadiseler ise maalesef satır aralarına bile giremedi.
Bir gündemdi, bitti!
Devlet Arşivleri yeniden rafa kalktı anlayacağınız. Zamanı gelecek, yeni bir siyasi polemiğe ihtiyaç duyulacak ve başka sayfalar açılacak. Belki yine belgeler çıkarılacak ama yine susulacak. Korkarım ki; her şey gizli' kalmaya devam edecek.
|
|
Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın kız kardeşi Vecihe İlmen'in torunu Mehmet Sadık Öke'nin "Teyzem Latife" isimli kitabında Atatürk'ün manevi oğlu Abdürrahim Tuncak'ın Fikriye Hanım ve Atatürk'ün öz oğlu olduğu iddiasına yer vermesi, eski bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Öke kitabında yer vermediği bir iddiayı ise Sabah'a açıkladı: "Atatürk'ün bir oğlu daha vardı ama çocuk, bir asker arkadaşının çocuğuymuş gibi nüfusa geçirildiği ve hiç anılmadığı için kitabımda yazmadım, ismini de asla söylemem." Geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan "Teyzem Latife" isimli kitap Atatürk'ün özel hayatıyla ilgili bilinmeyen pek çok iddiayı bir kez daha gündeme getirdi. "86 yıl sonra konuşmak, aile büyüklerini ikna etmek zordu" diyen kitabın yazarı Öke, "İlk ağızdan ailemden duyduğum gerçekleri yazdım. Teyzemin Atatürk'e verdiği konuşmama sözünü, ailesi olarak biz de tuttuk. Ancak artık bazı yanlışların düzeltilmesi gerek" ifadesini kullandı.
|
|
Atatürk, 18 Ocak 1925 tarihinde Adana’ya geldiğinde Seyhan nehri kıyısındaki Kumluk semtinde cirit oyunları gösterisi yapıldı. -Atatürk, yanında General Fahrettin Altay olduğu halde bir çadır içinde gösteriyi izledi. -Atatürk’ün o anını gösteren fotoğraflarda önünde bir köpek duruyordu. -Foks, Atatürk’e yılardır arkadaşlık yaptı. Ve bir oyun esnasında Atatürk’ün elini ısırınca öldürüldü. Mumyası yapıldı. Ve halen yaşatılmaya da devam ediliyor. -Atatürk’ün Adana ziyaretinde yanında bulunan köpeği Foks’un hikayesini sunuyoruz
|
|
Atatürk 1935 Yılında Mason Localarını Kökü Dışarıda Olduğu İçin Kapatıyor
Mason locaları ile iç içe çalışan İttihat Terakki Cemiyeti’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl uçurumun eşiğine sürüklediğini bilen Atatürk, mason localarını kapatmak istiyordu. Kapatma görevini ise dönemin Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya verdi. Şükrü Kaya Atatürk’e uzun süre direnmeye çalıştıysa da başarılı olamadı.
Anadolu Ajansı 10 Ekim 1935 tarihinde gazetelerin merkezlerine şu önemli haberi geçiyordu:
|
|
Tarihçi ve din bilginimiz Şemseddin Günaltay, Konya'da bir parti Kongresince yaptığı pek mühim ve tarihi bir konuşmada, Atatürk'ün Bedir savaşı ve Yüce kahramanı hakkındaki hayranlığını söyle anlatmıştı :
«Atatürk'ün, birer asker kaçağı yuvası halini alan medreseleri kapatmasının ve dinîmizi cehaletin ve yobazlığın elinden kurtarmak İçin giriştiği nurlu ve hayırlı inkılâbın manâsını kavrayamayan bir takım kimseler, o büyük adamın dini akidelerinden şüpheye düşmüşlerdi. Bu sırada, münevver geçinen tanınmış bir zat da, bu yanlış kanaate düşerek, güya Atatürk'ün gözüne girmek maksadiyle müteassıp bir İslâm düşmanı tarafından İslâmiyet ve Hazreti Muhammed aleyhine yazılan bir eseri Türkçeye tercüme edip Atatürk'ün mütalâasına arz etmişti.
|
|
Abdullah Muradoğlunun farklı yorumuyla Atatürk ve Halifelik hakkında tarihi bir gerçeği yeniden yayınlıyoruz.
Atatürk, Şeyh Ahmet Senusi'yi 'Halife' seçtirebilir miydi?
ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine göre, Atatürk, Halife Abdülmecit azledilmeden bir süre önce Şeyh Senusi'ye halife olmasını destekleyeceğini söyledi. Ancak Senusi halifetin Osmanlı ailesinin uhdesinde kalması gerektiğini söyleyerek teklifi reddetti. Doç. Hakan Özoğlu'nun ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait belgeler arasından bulup çıkardığı evraka göre Atatürk, son Osmanlı halifesi Abdülmecit Efendi'yi azlederek, yerine Libyalı Şeyh Ahmet el Senusi'yi getirmek istemiş.
|
|
Balıkesir Kongresi, Mondros Mütarekesi'nden sonra Anadolu'nun işgaline karşı Türk direnişini örgütlemek için yapılan yerel bir kongredir. Kongre 1919 ve 1920 yılında toplam beş defa toplandı ve Millî Mücadele'nin başarıya ulaşmasında önemli rol oynadı. Balıkesir Kongresi ilk kez 28 Haziran - 12 Temmuz 1919 tarihleri arasında Hacım Muhittin Bey başkanlığında toplandı. Kongrede direniş merkezi oluşturulması ve Hacım Muhittin Bey'in başkanğı görüşülüp, oylandı. 26 - 30 Temmuz 1919'da yapılan ikinci toplantıda Yunan İşgali'ne karşı silahlı direniş örgütlenmesi ve işgal altındaki bölgelere ürün satılmaması gibi kararlar alındı. 16 Eylül 1919'de Balıkesir Kongresi üçüncü kez toplandı. 22 eylülde sona eren toplantıda, Alaşehir Kongresi'nin (16 - 25 Ağustos 1919) direnişin örgütlenmesine ilişkin kararların Balıkesir'de de uygulanması tartışıldı. Kongre, 19-21 Kasım 1919 tarihleri arasında Vehbi Bolak başkanlığında dördüncü kez toplandı. Cemiyetin adınının Balıkesir Müdafaai Hukuk Cemiyeti olarak değiştirilmesine karar verildi.
|
|
M. Kemal Paşa İstanbul'a geldikten sonra, İzzet Paşa Kabinesi'nin düştüğünü görmüş ve İstanbul'da kalarak Kabine'de Harbiye Nazırı olmak, böylece ordunun terhisini, silah ve cephanenin İtilaf Devletleri'ne teslimini engelleyebilmek istemiş fakat başaramamıştır. İstanbul'da bulunduğu bu süreyi çok iyi değerlendirdi. İ.T. ileri gelenlerinin kaçmasıyle, şimdi İstanbul'da bulunanlar için de kişisel yetenekleriyle göze çarpan M. Kemal Paşa idi. M. Kemal Paşa İstanbul Hükümetleri'nin ve Padişahın İngilizlerin elinde kukla durumunda olduklarını da yakından gördüğü için, İstanbul'da kalmanın anlamı kalmadığını ve Anadolu'ya geçmenin gerektiğini görerek, Ali Fuat ve Kazım Karabekir Paşalar ve İsmet Bey ile bu konuları görüşüyorlardı. Bu arada İtilaf Devletleri'nin de durumu değişmişti. Anadolu'nun bazı noktalarında askerleri bulunmasına rağmen Anadolu gerçekte işgal edilememişti. Çünkü Birinci Dünya Savaşı'ndan galip çıkan İtilaf Devletleri kamuoyları savaştan bıkkın ve yorgundular.
|
|
|